Dinimize göre Melekler

 Melek, dini bir terim. Melek, birçok dinde inanılan semavi yaratıklara verilen isimdir. Meleklerin görevleri ALLAHa hizmet ve yardım etmektir. Meleklere inancın var olduğu her din ve inançta melek kavramına bakış farklıdır.
Meleklere inanmak İslam dini akidesinin bir parçasıdır, yani iman esaslarındandır. Buna göre İslam dininde meleklerin varlığına ve İslam dininin melek görüşüne inanmayan kişi iman etmiş olmaz. Konuya Kur'an'da 2/285 ve 2/177'de değinilmiştir.
İslâm dininde melekler, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan, günah işlemeyen, Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen varlıklar olarak nitelenmiştir. Ayrıca İslam inancında meleklerin Nur'dan yaratıldığına inanılır.
İslam dininde meleklerin iradeleri yoktur. Eylemlerini, kendi iradeleri, istekleri doğrultusunda yapmazlar. Günahsız olmalarının nedeni bu sayılmaktadır(istekleri ve iradeleri yoktur).
İslam dininde, Kur'an'da veya hadislerde meleklerin sayıları ve çeşitleri tam olarak belirtilmemiştir. Yine de bazı melek çeşitleri ve görevleri gerek Kur'an'da, gerekse hadislerde belirtilmiştir. İslam dininde özellikle dört büyük melek olarak anılan dört baş melek vardır. Bunlar: Cebrâil, Mîkâîl, İsrâfil ve Azrâîl'dir.

Ramazan Ayinin Özellikleri
Ibadetler belirli vakitlerde yapilir .Farz olan orucun vakti Ramazan ayidir. Ramazan ayinin dinimizde büyük bir önemi ve diger aylar arasinda seçkin bir yeri vardir . Bu sebeple oruç konusuna geçmeden önce Ramazan ayinin tasidigi özellikler hakkinda bilgi vermek yararli olacaktir .
Bu özellikler kisaca sunlardir:
1. Insanligi karanliklardan çikarip aydinliga kavusturan, Rabbimizin son mesaji Yüce kitabimiz Kur'an-i Kerim, bu ayda yeryüzüne inmeye baslamis ve böylece insanlik için yepyeni ve mutlu bir dönem baslamistir.
Bu gerçek. Kur'an-i Kerim'de söyle bildirilmistir:
"Ramazan ayi ki onda Kur'an, insanlara yol gösterici ve dogruyu yanlistan ayirici belgeler olarak indirildi. " (7)

Kur'an-i Kerim Ramazan ayinda inmeye basladigi için bu ay. bir anlamda Kur'an ayidir. Kur'an-i Kerimi Peygamberimize getiren büyük melek Cebrail, her yil Ramazan ayinda Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur'an ayetlerini karsilikli olarak birbirlerine okurlardi. Peygamberimizin bu dünyadan göçtügü yilin Ramazaninda bu durum. son olarak ve iki defa gerçeklesmistir.

Ramazan ayinda camilerimizde ve evlerde okunan ve cemaatin büyük bir manevi zevk ve husû içinde dinledigi mukabele ve Kur'an hatimler; Cebrail ile Peygamberimiz arasinda yapilan mukabelenin devam ettirilmesidir .

Bu vesile ile Kur'an okumanin fazileti ve manasini anlamaya çalismanin önemini belirtmekte fayda vardir. Kur'an okuimak ve okunan Kur'an'i dinlemek sevabi çok olan bir ibadettir .

Peygamber Efendimiz:

"Kim Allah'in kitabi Kur'an'dan bir harf okursa onun için bir sevap vardir. Her sevabin karsiligi da on kat verilecektir" (8)

buyurarak Kur'an okuyanlara verilecek sevabin miktarini belirtmis, ayrica Kur'an-i Kerim'in okuyucularina sefaat edecegi Peygamberimiz tarafindan bildirilmistir.

Söyle buyuruyor:

"Kiyamet günü oruç ve Kur'an kul'a sefaatçi olurlar.

Oruç: – Ya Rabbi, ben onu gündüzleri yemekten ve zevklerinden alikoydum, simdi beni ona sefaatçi kil, der .

Kur'an:

– Ya Rabbi, ben onu gece uykusundan alikoydum, simdi beni ona sefaatçi kil, der.

Her ikisi de sefaat ederler. ,. (9)

Kur'an-i Kerim, insanligin kurtulusu için gönderilen son ilâhî mesajdir. Onu okumak ibadettir. Ancak sadece okumak yeterli degildir. Müslümanin asil görevi, Kur'an'i okuyup manasini anlamaya çalismak ve onun gösterdigi nurlu yoldan yürümektir.

Kur'an-i Kerim'in gönderilisindeki sebeb ve hikmeti, yine Kur'an'dan ögreniyoruz.

Yüce Allah söyle buyuruyor:

"Ey Muhammed! Sana bu mübârekkitabi (Kur'an'i) ayetlerini düsünsünler ve akli olanlar ögüt alsinlar diye indirdik." (10)

2. Alemlere rahmet olarak gönderilen, yaratilmislarin en faziletlisi, Allahin en sevgili kulu, son peygamber, Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a peygamberlik görevi bu ayda verilmistir. Mekke yakinlarindaki Hira magarasinda "oku" emri ile baslayan ilk Kur'an ayetlerini Hz. Muhammed'e teblig eden büyük melek Cebrail (a.s.) daha sonra ona "Sen Allah'in Rasûlüsün (Peygamberisin) ben de Cebrailim" diye hitap ederek onun insanligin kurtulusu için peygamber olarak görevlendirildigini bildirdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in bu kutsal göreve baslamasi ile karanliklar içinde bocalayan insanlik için nurlu bir ufuk açildi. Onun kalplere yerlestirdigi iman isigi sayesinde cehaletin yerini ilim, zulmün yerini hak ve adalet, kin ve düsmanligin yerini insan sevgisi aldi ve gerçek anlamda huzur ve kardesligin temelleri atildi.

3. Bin aydan daha hayirli oldugu Kur'an-i Kerim'de bildirilen ve mü'minlere Allah'in en büyük lütuf ve ikramlarindan biri olan "Kadir Gecesi" de bu ayin içindedir. Bu gece, müslümanlarin iyi degerlendirmesi gereken büyük bir firsattir. (11)

4. islâm'in bes sartindan biri olan, insani nefsinin asiri arzularindan ve maddî ihtiraslardan kurtarip yücelten ve âdeta meleklestiren oruç ibadeti. bu aya tahsis edilmistir.

Ramazan gecelerinde cemaatin büyük bir cosku ile kildigi teravih namazi da bu aya mahsus bir ibadettir. Oruçlunun derin bir huzur ve manevî zevk duydugu sahur ve iftar sofralari da bu aya ayri bir anlam kazandiran özelliklerdir. Iste böyle özellikler ve manevî güzelliklerle dolu mübârek Ramazan ayi, mü 'minler için manevî degeri çok büyük bir rahmet mevsimidir. Bu ayi, Yüce Rabbimize ibadet ederek ve insanlara iyilik yaparak degerlendirdigimiz takdirde kazancimiz büyük olacak ve ebedî saadetin kapilari bize açilacaktir. Bu ayi. "Evveli rahmet, ortasi magfiret, (günahlarin bagislanmasi) sonu da cehennemden kurtulus" (12) olarak nitelendiren Peygamberimiz. ayrica mü'minlere su müjdeyi veriyor:

"Ramazan ayi gelince; cennet kapilari açilir, cehennem kapilari kapanir ve seytanlar kösteklenir." (13)
Bu hadis-i serifin ifade ettigi bir mânâ da sudur:
Ramazanda kendisini cennete götürecek iyi isler yapan mü'mine cennetin kapilari açilmis, cehenneme götürecek kötülüklerden sakindigi için de cehennem kapilari ona kapanmis demektir. Oruç sayesinde nefsine hakim olup seytana uymadigi için de seytani etkisiz hale getirmis olur. (14)
Esasen Ramazan kelimesinin sözlük anlami da, oruçlunun günahlardan arinacagini ifade etmektedir.
söyle ki:
Ramazan; yaz aylarinin sonunda ve güz mevsiminin basinda yagan ve yerdeki tozlari temizliyen yagmur anlamindadir. Bu yagmur, nasil yeryüzünü yikayip tozlardan temizliyorsa, Ramazan ayi da mü'minleri günahlardan öylece temizler.
Diger bir anlami da yanmaktir .Buna göre Ramazan ayi oruçlunun günahlarini yakarak yok eder demektir.
Her iki mânânin birlestigi nokta; oruçlunun bu ayda günâhlardan arinacak olmasidir.

Ramazan ayındaki oruç nedir?
Bakara Suresi'nde anlatıldığı üzere Kur'an'ın Hz. Muhammed'e gönderilmesi Ramazan ayında başlamıştır, bu ay içinde "oruç" tutmak müslümanlara emredilmiştir. Bu ay boyunca gündoğumundan önceki alacakaranlık ile günbatımından sonraki alacakaranlık arasında yemek-içmek (katı-sıvı) ve cinsel ilişkide bulunmak yasaktır.

Ramazan Müjdesi

Ramazan’ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü’minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı…
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü’minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.
Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur’ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü’minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.