Atatürk’ün Antalya’ya Geldiği Tarih

''Şüphesiz ki Antalya Dünyanın En güzel Şehridir''

1930 yılı Mart ayının başlarında Atatürk İzmir'deydi. Havalar soğuk gidiyordu. Antalya'nın ılık ikliminde bir hafta dinlenmeyi düşündü. 4 Mart 1930 günü, İzmir'den Aydın treni ile hareket eden Atatürk, 5 Mayıs 1930’da Aydın’a geldi. Aynı gün akşam Denizli’ye hareket eden Mustafa Kemal Isparta, Burdur ve ardından 6 Mart 1930 günü öğleden sonra,16.00’da Antalya'ya geldi. Okumaya devam et “Atatürk’ün Antalya’ya Geldiği Tarih”

Thomas Edison Kimdir

Thomas Edison (1847 -1931)

İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden  biri olan Thomas Edison, 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan'daki Port Huron'a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi. Okumaya devam et “Thomas Edison Kimdir”

Kötü Alışkanlıklar Nelerdir?

“Kişi ilk kadehte alkolü
İkincide alkol alkolü
Üçüncüde, alkol kişiyi içer.” ÇİN ATASÖZÜ

Alkol, sigara, uyuşturucu madde, kumar gibi zararlı alışkanlıkların tüm dünyada tehlikeli boyutlarda yaygınlaşmaya başlaması ülkemizi de tehdit eden bir problemdir. Lise ve üniversite öğrencileri ile çalışan gençlik üzerinde yapılan araştırmalar özellikle sigara ve alkol başlama yaşının 20 yaşın altına düştüğünü ve kültürel faktörlerin etkisi ile içme oranında büyük bir artış olduğunu göstermektedir. Bu bulgularda aile ve toplumun kontrolünü gerekli kılmaktadır.
Zararlı alışkanlıkların yerleşmesini çoğaltan şey toplumların bu alışkanlıklara bakış açısıdır. İslam ülkeleri ve Hindistan da toplumsal olarak alkolü yasaklamaları bireysel düzeyde olumlu sonuç vermemiştir. Çocukları ve gençleri bu maddelerin yarattığı alışkanlıkların etkileri konusunda bilinçlendiren toplumlar alışkanlıkların yerleşmemesinde daha başarılı olmuşlardır.
· Hiçbir alkol bağımlısı bir gün bağımlısı olacağı düşüncesiyle alkole başlamamıştır.
· Paket, paket içilen sigaralarla sağlığını bu kadar tehlikeye atan nikotin bağımlısı sigara içmeye başladığı ilk günlerde belki sadece arkadaşlara özenmek vakit geçirmek, akranları gibi davranmanın dışında bir şey düşünmemiştir.
· Sorunlardan ve kaygılardan kurtulmak için bir doktor kontrolü olmaksızın birkaç yatıştırıcı ilaç alan genç insan bu ilaçlara bağımlı hale geliverdiğini belki de ancak bağımlılık aşamasında fark etmiştir.
· Bu gün sahip olduğu ahlaki değerleri hiçe sayarak kumar tutkusu ile hem kendi hem de yakınlarının yaşamını altüst eden kumar bağımlısı belki de gençlik yıllarında heyecan arayışının ve psikolojik olarak gelişmemişliğinin farkında olsa bu ağır soruna gereken önlemleri kendisi bulabilir.
Gençlik yıllarında ve daha ileriki yaşam içinde kişiliği geliştirmek ve yaşamı çok olumsuz etkileyecek maddeler hakkında bilgi sahibi olmak pek çok genci koruyabilirdi. Bizler zararlı alışkanlıkların yerleşmemesi konusunda sizlere yardımcı olabilmeyi umuyoruz. (İ.Kasatura 1998)
Alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddelere bağımlılığın nedenleri değişik zamanlarda farklı görüşlerin etkisi altında yorumlanmıştır. Günümüzde bağımlılık bir davranış biçimi olarak kabul edilmiştir. Bağımlılığa yol açan çevre koşulları bireyin içinde yaşadığı toplumun ekonomik ve kültürel yapısından, ayrıca o çevrede bulunan alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden oluşur. (K.Özuğurlu 1989)
Ülkemizde sigara tüketiminin, nüfus oranımıza oranla daha büyük bir hızla yükseldiği, sigara içenlerin yaş ortalamasının gittikçe düştüğü gözlenmektedir. Yılman (1996) tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada orta öğretim ve üniversite gençleri arasındaki alkol ve uyuşturucu madde kullanım oranlarının orta öğretimde kızların %0, 3’ü erkeklerin %0, 4’ünün; üniversite öğreniminde kızların yine %0, 3’ünün, erkeklerinin ise %1, 6’sının uyuşturucu madde kullandıkları anlaşılmıştır.
Uyuşturucu kullanımında en tehlikeli yaşlar 12-17 arasıdır ve 17-25 yaş arasında bağımlı sayısı daha fazladır. Madde bağımlısı olan gençlerin %68’i 18 yaşın, %32’si ise 20 yaşın altındadır. (Yücel, 1989; Akt., Sabuncuoğlu, 1995) AMATEM’in 1995’te yaptığı bir araştırmada İstanbul’daki liseliler arasında %6 oranında madde bağımlısı olduğu anlaşılmıştır. Madde kullanımına başlama yaşı Emniyet Genel Müdürlüğünce 16-30 olarak rapor edilmiştir. Ayrıca elde edilen bulgulara göre ilkokul mezunları arasında madde kullanımı daha fazladır. Ergenlerde madde kullanım yaygınlığı ile ilgili olarak 2001 yılında 24000 ergene ulaşılarak yapılan araştırmada en yaygın kullanılan maddenin sigara, alkol ve uçucular olduğu anlaşılmıştır. (Ögel, Taner ve Yılmaz Çetin, 2003)
Alkol kullanımı ile ilgili olarak yapılan çalışmaların birisinde Türkiye’nin alkol kullanımında ve tüketiminde dünya üçüncüsü, tütün ürünlerinin tüketiminde dünya dördüncüsü olduğu belirtilmektedir. (Kaptanağası, 1998)
GENÇLİK VE ALKOL BAĞIMLILIĞI:
Alkol kullanımına bağlı sorunlar çağımızın en önemli konularından biridir. Bireyin beden ve ruh sağlığı, aile, toplumsal ve iş yaşamını tehlikeye düşürmekle kalmamakta, trafik kazaları, suça yöneltme gibi toplumsal ağırlıklı zararlara da neden olmaktadır.
Alkolün beyne ilk etkisi yorum ve düşünmeyi kontrol eden bölgeyi yavaşlatmasıdır. Böylece kişinin hatırlama, kara verme anlama gibi normal akli görevlerini yürütmesine engel olur.
Alkol Bağımlılığı: Alkolü kontrollü içmek veya bırakma isteğine rağmen bırakılamama aşamasına gelinmesi alışkanlığın onsuz yaşanılamayacak boyutlara varmasıdır.
Alkol bağımlılığının en güzel tarifi ise şöyledir: “Alkol bağımlısı içki içmeye başladığı zaman içmeyi istediği yerde bırakamayan kişidir.”
Bazı dini günler veya kendilerince uygun günlerde içki içmemeleri olasıdır ancak bir alkol bağımlısı bir kaç gün hatta birkaç hafta içki içmeden durabilmesine rağmen içki içmeye başladığı zaman kendisini frenlemesi olası değildir. Arada bir yapılan arkadaş toplantıları, kokteyller, çeşitli kutlama törenleri gibi vesilelerle içki çevreye uyum sağlamak için içen sosyal içkicidir. Alkolün alışkanlık yapan etkisiyle haftada bir kez olmak üzere on hafta arka arkaya içki içen kişilerde beyinde bağımlılığın ilk temelleri atılmaktadır. “İçki, artık yaşamak için alınmaya başlamışsa akşamcılık devreye giriyor demektir.” (Özcan Köknel 1998) Öte yandan alkolik ailelerin içinde yaşadıkları ortam sağlıklı üyeleri olan ailelerin içinde yaşadıkları ortamdan önemli farklılıklar gösterir. Alkolik aile ortamı genellikle gergin ve güvensizdir. Tutarsız ve yordanamaz davranışların çok sık görülmesi nedeniyle, aile üyeleri özelliklede çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu, neyin ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini anlamakta zorluk çekerler. (Forward 1990)
Aile üyelerinin bir yere birlikte gidip gidemeyeceklerini, bir şeyi kutlayıp kutlayamayacaklarını, hatta birlikte yemek yiyip yiyemeyeceklerini bile ebeveynin kanındaki alkol miktarı belirler. [(Velleman ve Orford 1990) Türk Psikoloji Dergisi 1994]
ALKOLİZMAYA GÖTÜREN SEBEPLER
Destekleyici Olarak İçenler: Bu tipler, şiddetli bir aşağılık duygusundan şikayetçidirler. Bunun kısmen farkında olmakla birlikte asıl sebebi bilmezler. (Birkaç kadeh almadan kimseyle konuşamıyorum, patronumun karşısına çıkabilmem için iyice içkili olmalıyım) cümleleriyle aşağılık duygusunu belirtmektedirler.
Rahatlatıcı Olarak İçenler: Rahat edebilmem için içmeliyim, içmeden kalabalık arasına giremiyorum, içince daha rahat konuşuyorum diyen tipler hissettikleri şiddetli baskı sebebiyle içmektedirler.
Bastırılan Bir Duygu Veya Fikre Karşılık Olarak İçenler: Burada çok defa alkol bir seksüel tatmin vasıtası olarak kullanılır. Hadise tamamen şuur dışı cereyan eder. Bu tipler çoğu kez gizli bir homoseksüalitenin ıstırabını çekerler. Erkekler kendi aralarında içki grupları kadınlarsa içki âlemleri yaparlar.
Nötralize Edici Olarak İçenler: Bu tipler hissettikleri korku ve sıkıntıyı karşılamak maksadıyla içerler. Alkol almadan trene ve uçağa binemeyen, sevdiklerinden biri uzakta olduğu zaman içmeden yapamayanlar bu gruba girerler.
Kaçmak İçin İçenler: Suçlulukta, homoseksüaliteden, kadınlardan, mesuliyetten, öfkeden kaçmak için içenler vardır.
Düşmanlık Ve Şiddetli Saldırganlığı Bastırmak İçin: Eve geldiğim zaman yemek hazır değildi, üstelik çocuklar da ağlıyordu, her taraf pis ve bakımsızdı, karımdan nefret ediyorum. Onu öldürmek yerine ölesiye içtim.
Ruhen Asıl Ruh Kademesi Olan Özlemini Çektiği Veya Seviyeye İnmek İçin İçenler: Adeta aptallaşmak için içenler denebilir. Çocuk gibi ağlar, şımarır, anasının şefkatini arar ve karısının şefkatiyle mukayese eder. (Benim annemin pişirdiği yemeklerin lezzeti nerede, senin pişirdiklerininki nerede?) Bir haftadır hastayım bir hatır bile sormadın veya çok içtiğim zaman çok defa altımı ıslatır kaçarım. Bu tiplerde çocukluk dönemine gerileme yaşanır. (Gençlik ve Zararlı Alışkanlıklar 1987)
ALKOLE EĞİLİMLİ OLANLARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
Alkollü içkilere ilk başlangıçta sadece eğlence ortamlarında toplumsa nedenlerle başvuran sosyal içkicilerden ayrı olarak bağımlılık eğilimi gösteren kişilik yapısı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
· Gerçeklerle yüz yüze gelebilecek güçleri yoktur.
· Kendilerine güç gelen durumlardan mücadele ederek değil, kaçarak kurtulmak isterler.
· Davranışlarının çoğunda öz denetim değil kaba güç baskındır.
· Alkol kendilerini sorunlardan kurtarabilecek bir yapay cennet olarak algılanır.
· Aile, toplum ve arkadaş çevrelerinde uyumlu davranamazlar. Uyumlu olmak içinde bir çaba harcamazlar.
· Kalıtımla(soyaçekimle), aktarılan bedensel, ruhsal özellikler ve yatkınlıklar.
· Merkezi sinir sisteminin yapısı ve işlevi.
· Ruhsal yapının temelini oluşturan kişiliğin gelişmesinde önemli rolü ve yeri olan zeka düzeyi.
· Benlik(ego) gelişmesi.
· Çocuğun, gencin içinde yaşadığı, büyüdüğü, geliştiği aile çevresi, yakın ve uzak toplumsal ortam.
· Çocuğun, gencin insanın halen içinde yaşadığı iletişim ve etkileşimde bulunduğu toplumsal ortam.
· Çocuğun, gencin insanın becerisi, yetisi, yeteneği, amaçları, beklentileri, duyguları, düşünceleri, ilkeleri, kuralları, değerleri doğrultusunda kendisini gerçekleştirmesi, var olması, başka bir deyişle kimliğini bulması.
Alkol ve madde kullanımına ve bağımlılığa yatkın kişilik yapısı bu katmanlardan birinde ya da bir kaçında yer alan yapısal ya da işlevsel bozukluklar sonucu ortaya çıkar. (İ.Kasatura 1998)
Gençlerle yaptığımız çalışmada ilk içme deneyimlerini aileleriyle birlikte bir kutlama, anlamı olan bir yemekte geçiren çocukların merakı tatmin olduğu için daha sonraki yıllarda da sosyal içici olarak sürdürebileceği sorunlu içkici durumuna girmediği görülmüştür. Gençlerle sorunları oturup konuşarak bir yol çizilmesine gitmek en uygun durumdur. Anne-babalarıyla bu konuda konuşmaya çekinen gençler aslında bu konuşmayı yapmayı çok istemektedirler. Anne-babanın çocuklarına her şeyi konuşabileceği güveni vermeleri problem içkiciliği hazırlayan ortam ve davranışlardan da koruyacaktır.
1. Bağımlılık eğilimi gösterenlerin aile yapıları birbirine benzer mi?
2. Bağımlılık özellikleri gösteren gençlerin büyük çoğunluğu kendilerine tutarlı bir eğitim veremeyen, iletişim bozuklukları içinde birbirlerine seslerini duyuramayan bireylerden oluşan aileden gelir. Bu ailelerin temel karakteristik özellikleri şöyledir:
ª Boşanma ya da ayrı yaşama veya ölüm nedeniyle bölünmüş aile.
ª Çocuklarına güven hissi duymayan ve güven vermeyen aileler.
ª Çocuklarının yetişme ve eğitimine lakayt davranan aileler.
ª Çocuklarının eğitimine zaman ayırmamak, uğraşmak için bol para ve maddi değeri büyük armağanlar vererek görevlerini yaptığını düşünen aileler.
ª Çocuklarını aşırı koruyarak, hiç bir sorumluluk vermeden yetiştiren, hayata hazırlamayan aileler.
ª Doğumdan itibaren anne-babasından ruh sağlığı için gerekli ilgi ve sevgiyi gören çocuklar, eğitim ve gelişmelerinde anne-babayı yanlarında bulan çocuklar yaşam daha gerçekçi yollarla hazırlanma olanağı bulabilirler. (A. Yörükoğlu 1993)

Sağlıklı Beslenme Kuralları

Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.
Vücudumuzu oluşturan hücrelerin   düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız.
Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.
Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir.Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.
KARBONHİDRATLAR:Alt grupta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur, makarna gibi tahıllardır.
Mineraller: Sağlıklı yaşam için gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze    ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller   ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.
Proteinler: Vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat  ürünlerinde bulunmaktadır.
Yağ-şeker:  Yağ ve şeker, çok az tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir. Sıvı ve katı yağlar, şeker ve tatlılar bu grupta yer alır.
Yemek yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir göz atın.
Dengeli Beslenme Önerileri:
Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.
Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.
Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı)  geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.
Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.
Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.

 

11-12 Yaş Grubu Çocuklarının Psikolojik Özellikleri

Bir çok gelişimci bu döneme fırtına ve gerginlik dönemi adını vermiştir.
1- îlköğretimin II. Kademesine geç uyum sağlama
2- Hem bedensel hem de psikolojik açıdan bir çok temel değişiklerin oluştuğu bir çağdadırlar. Kızlarda (10-12) Erkeklerde (12-14)
3- Ön plana çıkma anlayışı daha belirgin olarak ortaya çıkar.
4- Çabuk kızma, çabuk alınma
5- Düşünmeden tepkide bulunma (Agressif davranma)
6- Kıskançlık
7- Başaramama durumunda okuldan ve öğretmenlerden şikayetçi olma
8- Daha çok sevgi ve ilgi bekleme
9- Doğru veya yanlışta olsa görüşlerini haklı gösterecek düşünce kurallarına ve mantık yollarına sıkça başvururlar ve tartışırlar.
10- Sık sık endişe ve umutsuzluğa kapılma
11- Bir gruba katılma özlemi ve kutuplaşmalar
12- Çevrenin takdirini kazanma duygusu baskındır. Bundan dolayı başarısızlık sonucunda kendini yetersiz bulup içe kapanma görülebilir.
13- Utangaçlık duygusu ve dikkati çekme korkusu yoğun olarak görülür.
14- Bu evrede küçük kusurlar son derece büyütülür ve bunlar öğrencinin tüm bilincini kaplar.
Öğrencilere kazandırılması gereken davranışlar:

1- Öğrencinin okulunu benimsemesi, Okulunun temsil etmenin gereklerini yerine getirmesi
– Bunun için öğrencilere sık sık okulun misyonu, hedefleri hatırlatılmalı.
– Okulun istediği öğrenci modeli vurgulanmalı ( Bu okulun öğrencisi böyle olmalı, bu davranış bizim okulun öğrencisine yakışmaz vb.)

2- Öğrencinin Ortaokula (II. Kademe ) uyum sağlaması
– Öğrencinin daha önce tek öğretmeni vardı. Onun dünyasının büyük parçasıydı. Ancak şimdi öğrencinin bir çok öğretmeni vardır. Bu öğretmenlerim öğrencilere yaklaşımı çok iyi olmalıdır. Hoşgörülü, sempatik ve sevecen.
– Öğrencilerin her türlü problemini çözmesine yardımcı olacak, ona yön verecek, rehberlik edecek bir sınıf danışmanı (S. Öğretmeni) olması gerekir.

3- Öğrencilere artık çocuk olmadıkları ve gençliğe ilk adımlarını atmaya başladıkları kişiliği kazandırılmalı.
– Onlara artık çocukmuş muamelesi yapılmamalı, hitaplara dikkat edilmeli, espriler ölçülü ve onların seviyesine uygun olmalı.
– Onlara geliştirici ödevler ve görevler verilerek sorumluluk alma, bir şeyler başarabilme duygusu kazandırma.
– Ancak bunları yaparken ölçülü olmak gerekir. Zira onlar halen çocuk ve öğrenmeleri gereken birçok davranış vardır.

4- Karşı cinsle uyum içerisinde çalışabilme ve iyi bir iletişim kurabilme alışkanlıklar kazandırmalı.
– Öğrenciler çok iyi takip edilmeli Bayan öğretmen veya öğretmenler kız çocukların psikolojik veya sosyal yönden iyi tanımalı sınıf danışmanı sınıfına çok iyi hakim olmalı, sınıfındaki bu tür olumsuz olaylar erken tespit etmeli ve okul idaresini de yanına alarak problemi çözmeli.
– Kız ve erkek çocukların ilkokuldaki gibi el, kol şakaları yaparak oyunlar oynamasının yanlışlığı uygun ifadelerle anlatılmalı.
– Öğretmenler sınıf içerisinde kız-erkek kıyaslaması yapmamalıdır. Aksi takdirde kız-erkek düşmanlığı baş gösterir.
– Şüphe duyulan öğrencilerin aileleri sık sık aranmalı, kimlerin telefon ettiği aralarında organizasyonlar yapılıp yapılmadığı sorulmalı varsa müsaade edilmemeli.

5- Öğrencilere kısa ve uzun vadeli hedefler verme.
– Gerek rehberlik gerekse eğitim için buna sık sık başvurulmalı "Bu davranışlarını düzeltirsen iyi bir öğrenci olacaksın, biraz daha çalışırsan başaracaksın."
Öğrencilere çeşitli dönemlerde denemeler,Quizler uygulayarak onların konuları tekrar etmeleri sağlanmalı.
– Önlerinde fen liseleri ve üniversite sınavlarının olduğu zaman zaman hatırlatılmalı ve hedef gösterilmeli.

6- Öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırılmalı
– Öğrencilerin seviyelerine uygun kitaplar seçilmeli ve önerilmeli
– Öğrencilere önereceğimiz kitapların incelenmesi ve içeriğinin bilinmesi gerekir.
– Öğrencilere kitap önerirken öğrencinin aile yapısı da dikkate alınmalı önereceğimiz kitaplar aileyi rahatsız etmemeli.
– Kitap okuma çizelgesi oluşturulmalı, sınıf kitaplığı kurulmalı ve sınıf danışmanı takip etmeli.
– Kitap hedefleri belirlenmeli ve okuyanlara kitap hediye edilmeli.

7- Öğrencilere düzenli ders çalışma alışkanlığı kazandırılmalı.
– Öğrenci,veli ve sınıf danışmanı bir araya gelerek, öğrencinin uyabileceği bir ders çalışma çizelgesi oluşturulmalı.
– Sınıf danışmanı öğrenciyi ve velisini sık sık aramalı çizelgeyi takip etmeli.

8- Öğrencilere okulda olup biten her şeyi eve götürmeme alışkanlığı kazandırılmalı.
– îlkokulda bu olay çok yaygındır. Her kesimden her çocuğa mesaj götüreceksek bunun zaman zaman yapılması gerekir.
– Bu konu değişik aralıklarda öğrencilerde yanlış anlaşılmaya yol açmayacak şekilde sınıflarda sınıf danışmanları tarafından işlenmeli.

9- Rehberlik konusunu sınıf danışmanı önceden kaynak taraması yapmalı, iyice hazırlamalı.
– Sonunda her şey "0" na dayandırılmalı, her şey "0" nu anlatsın.
– Rehberlik konusu sınıfta işlenirken söyleyeceklerimize yakın o paralelde bir şeyler söyleyecek öğrencilere söz hakkı verilmeli.

10- Öğrencilerin ilgi alanları, yetenekleri keşfedilmeli ve bunlar geliştirilmeli
– Bu konuda Beden E. Öğretmeni, sınıf danışmanı, veli ve öğrenci sıkı bir diyalog içerisinde olmalı.
– Okulda ve okul dışında çocuğun bu alanları geliştirecek ortamlar ve imkanlar sağlanmalı.
– Öğrenciler iyi motive edilmeli, başarılar ödüllendirilmeli.

İnsan Hakları Haftası Şiirleri

İNSAN HAKLARI
Dur da düşün kardeşim, insan insana kıyar mı?
Eşref-i mahlukata bu yapılan reva mı?
Allah’ım bir yol göster bitsin dünyada zulüm
Sevmek, sevilmek varken kime yarar ki ölüm?

*******
Silah fabrikaları bırak tek tek kapansın
Gökyüzü böyle güzel, analar ağlamasın
Çocuklar günahsızdır Allah’ın emaneti
Bombalar, tabancalar körüklüyor nefreti
*******
Çoban çalsın kavalı bir güneş batımında
Bak gözyaşı aynı renk dünyanın her yanında
Sevgi için kalksın eller her vakit namazında
Bu dualar kim bilir kaç Yasin sevabında
*******
Renklerin kardeşliği gibi olsun bu dünya
Tüm insanlar el ele, adem olmak budur ya!
Şiddet hayvan kanunu, sevgi insan onuru
Bir insanı sevmekle başlayacak o rüya.
*******
Yüzyılın vampirleri kana doymaz iseler
Zaman tersine aksın terk etsin vesveseler
Yaratanın aşkıyla raks edip dönsün dünya
Ölmesin Filistinler, yaşasın Hiroşima!
Fatih TAN

Akıllı Tahta Nedir?

İngilizce “Smartboard” tabirinden dilimize “Akıllı Tahta” olarak çevrilen bu teknoloji harikası sayesinde tahtalar interaktif bir bilgisayar ekranına dönüyor. Akıllı tahta bilgisayar ve projeksiyon cihazı ile beraber kullanılıyor. Bu üçlü sistemde; bilgisayar programları çalıştırma vazifesini üstlenirken, projeksiyon cihazı bilgisayarın ekran görüntüsünün tahtaya yansıtılması, akıllı tahtanın elektronik kısmı ve kalemi ise tahtadaki bilgisayar ekran görüntüsünün interaktiflik özelliği kazanmasını sağlıyor. Akıllı tahtanın elektronik aksamı bazı modellerde üst köşelerden birinde olup kimi modellerde ise tahta yüzeyinin iç kısmında gömülüdür. Bu farklı modeller çalışma prensibi açısından değişik teknolojilere sahipler. Okumaya devam et “Akıllı Tahta Nedir?”