Sıfır Oniki Aylarda Bebek Gelişimi

0-1 AYDA
Yüzü koyun yatırıldığında başını kontrol etme çabası içindedir.4.haftada tutabilir ve kaldırabilir.Eli kapalıdır.Avucunun içine küçük bir nesne dokundurulduğunda sıkıca yakalar.
Yüksek sese tepkide bulunur.
Göz,yakın bir nesne üzerine kısa süre sabitleşebilir.Parlak renkler ve şematik şekiller üzerinde,gözün biraz daha fazla kaldığı izlenebilir.
Tatlı,tuzlu,ekşi,acı besinleri ayırt edebilir.
1-4 AYLARDA
  • Omuz ve baş kontrolü görülmeye başlar.
  • 3. ve 4.aylar içinde desteklendiğinde kısa bir süre oturabilir.Başını dik tutabilir.Kollarına dayanarak doğrulabilir.
  • Görme duyusu gelişmiştir.Yatay hareket eden nesneleri izleyebilir.Göz ilgisini çeken nesneler üzerinde daha uzun süre kalır.
  • Görme ve işitmenin işbirliği görülür.Sesin geldiği yöne bakar.
  • Çevreye ilgi artar,ayak seslerine beslenme,banyo gibi hazırlıklara tepki verir.
  • sosyal gülme 2. ay sonunda görülür.
  • Esas sesleri taklit etme yeteneği gelişmiştir.
  • Yakaladığı bir hareketi durmadan tekrar eder.
  • Çıngırağı hızla sallayınca ses çıkardığını fark eder.Avuç içi ile yakalar.Herşeyi ağzına götürür.
  • Eller hafif açıktır.
4-10 AYLARDA
  • Sırt üstü durumundan yan yatmaya geçebilir.Emekleme denemesi 5. ayda görülür.7. ayda,sürünme ve emekleme gelişir.8.ayda tam dönüş görülür.
  • Uzatılan nesneyi yakalamaya çalışır.6.ay içinde terredütlü yakalama görülür.8,9.aylarda iki küpü bir araya getirebilir. Ustaca yakalama 9. ayda görülür.Aynı ay içinde hangi elini seçtiğini belli edebilir. Sonra bu eli değiştirebilir.
  • Katı mamaları,4.ayın sonu ve 5.ay içinde yiyebilir.
  • Anlamlı sesler ve heceler çıkarmaya başlar,taklit yeteneği gelişmektedir.
  • Destekle oturabilir.Omuz ve baş konturolü gelişmiştir.7.ay içinde desteksiz oturma görülür.
  • Yardımla ayakta durabilir.Tutunarak durma 9. ve 10. ayda görülür.Emeklemede ustalaşmıştır.
  • Göz ve el koordinasyonunun başlangıcı 4. aya raslar.
  • 6.ayb içinde tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt etme başlar.Seçicilik görülür.
  • Objeleri bir elinden diğerine geçirebilir.(Çocuklar genellikle9-12.aylar arası hangi ellerini kullanmak üzere seçtiklerini belli ederler.İki yaşına kadar sağ elini kullanmasına yardım ve özendirme söz konusu olabilir,oyuncağı sağ eline uzatmak,sağ elini rahat kullanacağı bir biçimde oturtmak gibi-ikinci yaştan sonra,sol elini seçtiğini ortaya koyarsa herhangi bir karışma zararlı olabilir.)
10-12 AYLARDA
  • Yardımsız ayağa kalkabilir.Tutunarak yürür.Erken yürüme görülebilir.Ortalama yürüme zamanı 13-15 aylar arasıdır.
  • Yatma durumundan oturmaya geçebilir.Düşmeden,eğilebilir.
  • Çevrede gördüğü davranışları taklit edebilir.
  • Parmaklarını deliklere sokmaya çalışır;halkaları yakalar.
  • Yetişkinlerin sallanarak ve vurarak yaptığı oyunlardan zevk alır.
  • Üç küpü yan yana getirmeye çalışır.
  • Ulaşmak istediği nesneyle arasındaki engeli kaldırabilir.Amaç-sonuç bağlantısını kura bilmektedir.Bu ilk zeka belirtisidir.Nesneleri son kayboldukları yerde değil,ilk denemede bulduğu yerde arar.
  • Topu karşısındaki kilşiye atma denemeleri yapar.
  • Önceden anlama,kestirme görülür.Annenin kalkmasının onun gideceğine işaret olduğunu sezinlerve ağlayabilir.
  • Yabancılardan çekinme ve korkma görülür.
  • Kendini besleme isteği gösterir.Kaşığı kullanmak ister.
  • Kahkaha ile gülebilir.Sevgi gösterir.

 

Çocuklarda Davranış Gelişimi

3 – 4 YAŞ GRUBU
SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİM
. Adımı soyadımı söyleyebilirim.
· Cinsiyetimi (kız-erkek) söyleyebilirim.
· Yaşımı bilebilirim.
· Anneme basit ev işlerinde yardım edebilirim.
· Annemden ayrılmam gerekirse ağlamam.
· Büyüklerimle ve arkadaşlarımla selamlaşabilirim.
· Eşyalarimi, oyuncaklarimi arkadaşlarimla paylaşabilirim.
· Hayali oyunlar oynayabilirim.
· Başka çocuklarla oyunlar oynayabilirim.
· Söylenen şarkilara eşlik edebilirim.
· Konuşulanlari dinleyebilirim.
· Grup işinde iş birliği yapabilirim.
· Başkalarinin duygusal tepkilerini anlayabilirim.
· Kendi vücuduma ait özellikleri bilir ve söyleyebilirim.
· Sira beklemeyi bilirim.
· Kendimden küçüklere sevgi ve ilgi gösterebilirim.

BİLİŞSEL GELİŞİM ALGILAMA
. Kirmizi, sari, mavi gibi ana renkleri taniyabilirim.
· 4-8 parçali eşleştirme kartlarini eşleştirebilirim.
· 4-6 parçali bulyapi tamamlayabilirim.
· 3 değişik şekli (üçgen, kare, daire) şekil tablosuna yerleştirebilirim.
· 1,2,3 sayisini sirasiyla söyleyebilirim.
· Birden fazla olan nesnelerin, çok olduğunu bilir ve çoğul olarak ifade edebilirim.

 ÖZBAKIM BECERİLERİ
. Elimi yüzümü tek başima yikayipkurulayabilirim
· Tek başima dişlerimi firçalayabilirim.
· Yardimla saç, tirnak, burun, kulak, ayak gibi organlarimin temizliğini yapabilirim.
· Yardimla meyve gibi yiyecekleri yikayabilirim.
· Içinde bulunduğum çevreyi temiz tutabilirim.
· Yemek yerken çatal, kaşik kullanabilirim
· Suyumu kendim kullanabilirim
· Iç çamaşirlarimi giyip çikabilirim.
· Ayakkabimi giyebilirim.
· Alttan kapali fermuarlari açip kapayabilirim.
· Orta büyüklükteki düğmeleri açip kapayabilirim.
· Vücut kisimlarini gösterebilirim (kol, bacak, göz)
· Vücudumun kisimlarinin ne işe yaradiğina ait sorulara doğru cevap verebilirim

SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİM
. Kendime ait olarak sorulan sorulara cevap verebilirim.
· Engellenirsem inat edip direnebilirim.
· İlgi çekmek için dramatik gösterilerde bulunabilirim.
· Başkalarina yardim etmeyi severim.
· Grup oyunlari oynayabilirim.
· Zaman zaman saldirgan davranişlarda bulunabilirim.
· Verilen kurallara uyabilirim.
· Yetişkinleri taklit edebilirim.
· Sevdiğim kişileri paylaşmayabilirim.
· Oyunlarda cinsiyet ayrimi yapabilirim.
· Hakkimi savunabilirim.
· Duygularimi ifade edip paylaşabilirim.
· Başkalarinin görüşlerini alabilirim.
· Grup içinde işbirliği yapabilirim.
· Eşyalarimi paylaşabilirim.

BİLİŞSEL GELİŞİM
. Özellikleri belirtildiğinde iki ve üç boyutlu nesneleri seçebilirim.
· Dört seçenekten istenilen rengi seçebilirim
· Alti rengi isimlendirebilir ve genelleyebilirim.
· Sekiz parçali eşleştirme kartlarini seçip, düzenleyip eşleştirebilirim.
· Orjinal resim ile ayni resmin gölgesini esleştirebilirim.
· Sayilari ezberleyebilirim.
· 1 den 5'e kadar olan nesneleri dokunarak sayabilirim.
· 5'e kadar sira dizisi içindeki sayilari seçer ve isimlendirebilirim.
· 5'e kadar olan sayi kümelerini ve sayilari eşleştirebilirim.
· 6 adet bloğu büyüklük sirasina göre dizebilirim.
· Nesneleri görmeden dokunarak tanimlayabilirim.
· 6-8 parçali bir bulyapi tamamlayabilirim.

ÖZBAKIM BECERiLERi
. Burnum akinca, burnumu mendille silebilirim.
· Hapsirinca elimle ağzimi kapayabilirim.
· Sofra kurallarina uygun bir şekilde oturup yemek yiyebilirim.
· Kamiş kullanarak içecekleri içebilirim.
· Becerikli bir şekilde giysilerimi giyip çikarabilirim.
· Ayakkabi bağciğimi bağlayabilirim.
· Giysilerimin önünü ve arkasini ayirt edebilirim.
· Küçük düğmeli giysilerimi kapayarak giyebilirim.
· Alt ucu kapali sabit fermuari çekip kapayabilirim.
. Çit çit, kopça, kemer, ayakkabi tokalarini açip kapayabilirim.
· Dişlerimi firçalayabilirim.
· Yakin çevremizde yalniz başima,bağimsizca gezinebilirim.
· Eşyalarimi toplayip, ufak tefek işlerde büyüklerime yardim edebilirim.

5-6 YAŞ GRUBU
ÖZ BAKIM BECERİLERİ
. Elbiselerim islatmadan elimi, yüzümü yikayip kurulayabilrim.
· Saçlarimi tarayip, dişlerimi firçalayabilirim
· Tuvaletimi yalniz başima yapabilirim
· Sofra kurallarina uygun olarak çatal, biçak, kaşik kullanarak yemek yiyebilirim

SOSYAL ve DUYGUSAL GELİŞİM
. Mantıklı, kontrollü ve bağimsiz hareket edebilirim.
· Kendi arkadaşlarimi kendim seçebilirim
· Küçük grup oyunlari oynamayi severim
· Küçük çocuklari ve hayvanlari çok severim
· Yetişkin giysileri giymekten çok hoşlanirim
· Evcilik oynamayi çok severim
· Yapamadiğim şeyler için yetişkinden yardim isterim
· Bir oyun için gerekli kurallari anlayabilir ve o kurallara uyabilirim
· Günlük programin başlangiç ve bitiş zamanini anlayabilrim
· Basit aliş veriş işlerini yapabilrim
· Kendim ile ilgili kizginlik, mutluluk, sevgi gibi duygularimi belli edebilirim
· Yetişkin rollerini taklit edebilirim
· Yemek zamani sohbetlerine katilmayi severim
· Üzüntü içinde olan arkadaşlarima sempati gösterip yardim edebilirim
· Basit aletler kullanarak yapi, insaat oyuncaklari ile oyunlar planlayip oynayabilirim
· Sorumluluk alir ve aldiğim sorumluluğu yerine getirebilirim
· Mantik dişi korkularim olabilir
· Davranişlarimin büyükler tarafindan beğenilmesine cok önem veririm
· Kendi haklarimi koruyabilirim
· Sosyal kurallarin nedenlerini anlayabilirim
· Sakin ve sessiz durmaktan hoslanmam
· Zaman zaman alingan olabilirim
· Tenkitlerden hiç hoşlanmam

BİLİŞSEL GELİŞİM
. 10 – 12 Kadar ana ve ara renk taniyabilirim
· 10 – 12 Kadar resmi eşleştirebilirim
· 12 Parça verildiğinde 10 parçalik bir bilmeceyi tamamlayabilir ve işe yaramayan 2 taneyi ayirabilirim
· Iki değişik ses arasindan ayni ve farkli olani seçebilirim
· Görmesem bile tanidiğim bazi sesleri taniyabilirim
· Dokunarak soğuk sicak ilik nesneleri ayirabilirim
· Görmeden dokunarark kumaşlarin özelliklerini taniyarak eşleştirebilirim
· 8 sayisinin ardindan gelen sayinini ne olduğunu söyleyebilirim
· 20'ye kadar olan nesneleri sayabilirim
· Dakika belirtmeden saati söyleyebilirim
· 1'den 10'a kadar karişik verilen sayilari siralayip, sira içinde eksik olan sayiyi bulabilirim
· 1'deden 10'a kadar sayilarla toplama ve çikarma işlemi yapabilirim
· Nesnelerin sira içindeki pozisyonlarini birinci, ikinci, üçüncü gibi isimlendirebilirim.
· Para birimlerimizi taniyabilirim
· Sira ile haftanin günlerini söyleyebilirim
· Anlatilan bir öyküdeki detaylari hatirlayabilrim
· Sebep – Sonuç ilişkilerini kurabilirim
· Telefonumu ve ev adresimi söyleyebilirim

 

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

Çoğu anne babanın da yakınen bildiği gibi, tuvalet eğitimi çocuk gelişiminin önemli aşamalarından biridir, en azından, alt bezi değiştirmenin sona ermesidir.
 Peki ama, tuvalet eğitiminin ne kadar süreceği konusunda bilgimiz var mı? Kimi çocuklar için sadece bir kaç gün. Bazıları için ise bir kaç ay! Amacımız sizi tuvalet eğitiminin aşamaları konusunda aydınlatarak işinizi bir ölçüde kolaylaştırmak.
A. Çocuğunuz hazır mı?
Genellikle anne-babalar iki buçuk yaşına geldi mi, bu iş için bebeklerinin hazır olduğunu düşünürler.
Oysa işin aslı bazen böyle olmayabilir. Çocuğunuzun tuvalet ve banyodaki tavırlarını gözleyin, başkalarını taklit ediyor mu? Sakın onu zamanından önce, o bu işe hazır olmadan zorlamayın.Çocuğunuz Tuvalet Eğitimine Hazır mı?

B. Doğru ve uygun malzemeyi satın alın
Çocuğunuzun boyuna uygun lazımlık yada klozete uygulanabilir oturma yeri alın. En önemli özellik, çocuğun otururken ayaklarının yere değmesidir. Bu durumda barsak hareketleri başlayınca, yerden destek alabilecektir. Bu konuda resimli bir kitap çok işinize yarayabilir.
C. Bir rutin oluşturun
Çocuğunuzu, günde bir kez giyinik olarak lazımlığa oturtun. Bu, kahvaltıdan sonra, banyodan önce yada barsak hareketlerinin başladığı herhangi bir zaman olabilir. Burda amacımız, bebeğin, lazımlığa alışması, onu günlük rutinin bir parçası olarak görmeye başlamasıdır. Oturmak istemezse, bırakın. Sakın onu zorla lazımlığa oturtmaya çalışmayın. Hele korkmuşsa, sakın sakın zorlamayın! Bu durumda, lazımlığı bir kaç haftalığına bir kenara koyun, ardından tekrar deneyin. Oturursa iyi, ama ona neden oraya oturması gerektiğini anlatmaya çalışmayın! Unutmayın, sadece onu lazımlığa alıştırıyorsunuz ve bu iş için en uygun yer neresiyse oraya gidin; oyun odası en uygun yer olabilir!
D. Bezi çıkarın
Onu lazımlığa bezini çıkartarak oturtun. Yine başlangıçta alıştırmak amacıyla! Bu aşamada bir takım açıklamalar yararlı olabilir; anne-babanın, varsa-diğer kardeşlerin ve herkesin bu işi yaptığını ona anlatın. Soyunup tuvalete girmenin erişkince bir davranış olduğunu anlatmaya çalışın ona. Bu davranış işe yarar ve etki gösterirse iyi. Olumsuzluk durumunda unutmayın, zorlama yok. Hazır olana ve kendi kendine tuvalete oturmaya ilgi gösterene kadar bekleyin!
E. Süreci açıklayın
Çocuğa barsak hareketlerinin nereye gideceğini anlatın. Bezine kaka yaptığı zaman, onu lazımlığa oturtun, bezi onun gözü önünde lazımlık içine boşaltın. Bu durum, onun oturma ve kaka üretme arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım edecektir. Lazımlığı tuvalete döktükten sonra sifonu ona çektirin –korkuyorsa yapmayın- kakanın nereye gittiğini görsün. Kakadan sonra giyinmeyi ve ellerini yıkamayı öğretin.
F. Bağımsızca hareket etmeye teşvik edin
Sıkıştığı zaman lazımlığı kullanması konusunda ona cesaret verin. Ne zaman isterse sizden yardım göreceği konusunda da emin olmasını sağlayın. Ara ara bezini çıkararak kilotla dolaşmasına izin verin. Bu sırada lazımlık gözönünde olsun, ona ne zaman isterse oturabileceğini söyleyin ve bunu sık sık hatırlatın.
G. Alt bezinden kilota geçin
Eğitim bu aşamaya gelince, kalın bir kumaştan yapılmış yada tek kullanımlık kilotlar giydirin. Bezden olanlar genellikle çocuğun çişini farketmesi nedeniyle daha çok işe yarar. Tek kullanımlık olanları dışarı çıkarken kullanın. Önce bir kaç saatle başlayın. Geceleri alt bezine devam edin. Yavaş yavaş büyük çocuk kilotuna geçme vakti geliyor.
H. Geri dönüşlere hoşgörüyle yaklaşın

Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara ara altına kaçıracaktır. Ona kızmayın, cezalandırmayın. Kaslarını kullanmayı öğrenirken bu durum olağandır ve biraz zaman alabilir. Bir kaza durumunda altını temizlerken, bir dahaki sefere lazımlığı kullanmasını ona hatırlatın.
I. Gece eğitimine başlayın
Gündüz sorunu tamamen çözülse bile, gece kontrolü aylar, bazen yıllar sonraya kalabilir. Hemen alt bezini atmaya kalkmayın. Bez bağlamanıza itiraz ediyorsa, çarşafın altına naylon bir örtü sermeniz temizliği kolaylaştıracaktır. Bu yaşta vücudu tuvalete gitmak için uyanmak için gereken olgunluğa henüz ulaşmamıştır.
Bu aşamada, akşamları sıvı alımını azaltmanız, kuru gecelerin sayısını artıracaktır. Gece çişi gelir ve uyanırsa, size seslenebileceğini ona hatırlatın. Lazımlığını yatağının hemen yanına koymanız da yararlı olabilir.

J. İşte bu kadar
İnanın tüm bunlar çocuğunuz hazır olunca gerçekleşecektir. Hazır olana kadar beklemeniz, hem onun, hem de sizin işinizi kolaylaştıracaktır. Bir sonraki bebeğe kadar artık rahatsınız

Çocuklarda Psikomotor Gelişim

3 – 4 YAŞ GRUBU PSİKOMOTOR GELİŞİM
  Küçük Kas Gelişimi
· Baş ve işaret parmağimi kullanarak küçük nesneleri toplayabilirim.
· 8 adet dügmeyi delikli bir kutuya atabilirim.
· 8 adet küple kule yapabilirim.
· 6 adet silindir şeklindeki çubuklari oyuklarina yerleştirebilirim
· 4-5 adet boncuğu bir ipe yerleştirebilirim.
· Modele bakarak üç blokla köprü yapabilrim.
· Yardimsiz kalem tutabilirim.
· Modele bakarak (x,+,O,&127;) şeklini çizebilirim.
· Gösterildiğinde dikey ve yatay çizgileri taklit edebilirim.
· Daire içinde gözleri, ağzi ve burnu olan bir yüz resmi çizebilirim.
· Bir şeklin sinirlarini taşirmadan boyayabilirim.
· Makasi düz olarak tutabilir ve yardimla makas kullanabilirim.
· Yapiştirici kullanarak bir şekli kağida yapiştirabilirim.
· Patates vs. gibi baski çalismalari yapabilirim.
· Yoğurma maddelerini kullanarak değişik şekiller oluşturabilirim.
· Bir kağidi ikiye katlayabilirim.
· Sivilari bir kaptan diğer bir kaba boşaltabilirim.
  Büyük Kas Gelişimi
· Oyun oynarken çömelebilirim.
· Tek ayağimin üzerinde beş saniye durabilirim.
· Parmak uçlarima basarak ileri doğru bir metre yürüyebilirim.
· Tek ayağimla siçrama hareketi yapabilirim
· Çift ayakla dört kez öne doğru siçrayabilirim.
· Merdivenlerden inip çikabilirim.
· Yardimsiz kaydiraktan kayabilirim.
· Salincakta sallanabilirim
· Bir bardak suyu dökmeden taşiyabilirim
· Orta büyüklükte bir topu atabilir, yere vurarak siçratabilir, kollarimla yakalayabilirim.
· Yardimsiz üç tekerlekli bisiklete binebilirim.
· Öne doğru takla atabilirim.
· Yerde sürünerek ileri doğru gidebilirim.

4-5 YAŞ GRUBU PSİKOMOTOR GELİŞİM
  Küçük Kas Gelişimi

. Tek gözüm kapali iken yerdeki küçük nesneleri toplayabilirim.
· On küple kule yapabilirim.
· Beş adet blok' u tren şeklinde dizebilirim.
· Model gösterildiğinde kare, arti, çarpi, üçgen, V, T, H, D şekillerini çizebilirim.
· Üç kisimli adam resmi ve basit bir ev resmi çizebilirim.
· Sinirlari belli bir yol üzerinde soldan sağa, yukardan aşağiya, sağdan sola doğru elimi kaldirmadan çizgi çizebilirim.
· 1'den 5'e kadar olan sayilari kopya edebilirim.
· Ufak bir makasla sekil kesebilir ve başka bir kağitta bulunan ayni şeklin üzerine yapiştirabilirim.
· Model gösterildiğinde bir kağidi üç kere katlayabilirim.

  Büyük Kas Gelişimi
· Tek ayağimin üstünde durabilirim.
· Bir denge tahtasi üzerinde yürüyebilirim.
· Parmak ucuma basarak koşabilirim.
· Tek ayağimla siçrama hareketi yapabilirim
· Yardimsiz on basamaği ayak değiştirerek çikabilir ve inebilirim.
· Atilan küçük bir topu dirseklerimi kullanarak tutabilirim.
· Müzikli halka oyunlari oynayabilirim.
· Üç tekerlekli bisiklete binebilirim.
· Müziğe göre hareket edebilirim.
· Hareket halinde büyük bir topu ayağim ile durdurabilirim.
  5 – 6 YAŞ GRUBU PSİKOMOTOR GELİŞİM
  Küçük Kas Gelişimi

. Model olunduğunda ayakkabi bağciğiyla duğum atabilirim
· Anahtarla kapi kilidini açabilrim
· Nokta nokta verilenbir resmin noktalarini birleştirebilirim
· 6 kisimlı bir adam resmi çizebilirim ve eksik çizilmis bir adam resmini tamalayabilrim
· Söylendiğinde yatay,dikey, arti, çarpi,daire,üçgen,kare, dikdörtgen şekillerini çizebilirim
· 1'den 10'a kadar olan sayilari kopya eebilrim
· Labirent bulmacalari tamamlayabilrim
· Bir kağidi dörde katlayabilirim
· Gösterildiğinde bir kareyi üçgen şeklinde katlayabilirim
· Bir kavanozun kapağini açip kapayabilirim
· Tahta çekiç ile tahtaya çivi çakabilirim

  Büyük Kas Gelişimi
. Tek ayağimin üzerinde 10 saniye durabilirim
· Sözel yönlendirmelere göre degişik hizlarda ve yönlerde yürüyebilirim
· Öne doğru taklalar atabilirim
· Beş kez üst üste eğilerek dizimi büküp kaldirabilirim
· Ayaklarim tutulduğunda ellerimin üstünde yürüyebilirim
· Tek ayağimin üstünde sicrama hareketi yapabilirim
· Kendime doğru atilan topu tutabilirim
· Müzikli dairesel oyunlar oynayabilirim
· Koşarken yerdeki nesneleri toplayabilirim
· Ziplayan topu yakalayabilirim
· Her iki elimle de bir nesneyi veya bir eli, kuvvetle sikabilirim
· Parmak uçlarima basarak iki metre kadar koşabilirim

Türkçe Terimler Sözlüğü

A
Abartma (Mübalağa) : Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :

Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

Alem sele gitti gözüm yaşından

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Açık Oturum : Geniş halk kitlelerini ilgilendiren konuların, yine bu kitlelere o sahanın uzmanı kişilerce bir toplantı salonunda anlatıldığı etkinliklerdir. Geniş bir salon seçip seyirci toplanır, önceden belirlenen konu bu seyircilere sahanın uzmanı, tanınmış kişilerce anlatılır.

AD : Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

Ad Aktarması (Mürsel Mecaz) : Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :

"Sinema" için "beyaz perde"

"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

Ad Aktarması : Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir. Örnek :

Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

Soba yandı (İçindeki odun – kömür)

Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)

Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)

Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ek eylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek : Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

Ad Tamlamaları : En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :

Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.

Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.

Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

Anı (Hatıra) : Yaşanmış olayları duyurmak için yazılan yazı türüne anı denir. Yazarın kendi başından geçen ya da kendisinin de karıştığı olayları sanat değeri taşıyan güzel bir dille anlatmasından oluşan yazı türüdür anı.

Anlam Daralması : Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.

Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

"Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi : Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.

Anlam Kayması : Bakınız : Başka Anlama Geçiş.

Argo : Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :

Okutmak (elden çıkarıp – satmak)

racon (adet – usül)

şabanlık (aptallık – sersemlik)

keklemek (kandırmak – aldatmak)

Aruz Ölçüsü : Arap dilinde doğmuş ve Divan Edebiyatı ile şiirimize girmiş olan ve mısralarındaki hecelerin uzunluk ve kısalığına bağlı olarak kullanılan ölçüdür. Aruzda, hece ölçüsünde olduğu gibi, hecelerin yalnız sayı bakımından denkliği yeterli değildir. Mısra içlerindeki kelimeler aynı zamanda açık ve kapalı oluşları bakımından da birbirlerine denk olmalıdır. Sesli harflerle biten heceler açık (kısa), sessiz harflerle biten heceler de kapalıdır (uzun). Aruz ölçüsü, İslamiyet’in kabulüyle bize geçmiş, yüzyıllar boyu edebiyatımızda kullanılmış, Cumhuriyet döneminde hemen hemen bırakılmış bir ölçüdür.

Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.
B
Bağlı Cümle : Aralarında anlam ilgisi bulunan basit veya birleşik cümlelerin bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan cümlelere bağlı cümle denir. Bağlı cümleler “ama, fakat, yalnız, ve, veya, ne…ne…, hem…hem …” gibi bağlaçlarla oluşturulur. Örnek : Para hem insana dosttur hem düşman.

Basit Sözcükler : Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

Örnek : Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

Basit Cümle : Tek yargı bildiren, içinde herhangi bir fiilimsi bulunmayan ve bir yüklemi olan cümlelerdir. Örnek : Yanımıza biraz yiyecek alalım.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması) : Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir.

Belirteç Tümleci : Bakınız : Zarf Tümleci.

Betimleme Paragrafı : Bir olayı, bir varlığı, durumu, çevreyi ya da bir kavramı göz önünde canlandıracak biçimde anlatan paragraflara betimleme paragrafı denir. Gözlemlenen her varlığın, tasarlanan her kavramın duyu organlarımız ve duygularımız üzerinde bıraktığı iz betimlenebilir. Bu tür paragraflar çoğunlukla roman, öykü, gezi ve anı gibi yazı türlerinde kullanılır.

Örnek : Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine kokusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokuları geliyor burnuma.

Beyit : Aralarında anlam ilişkisi bulunan iki dizeden oluşmuş koşuk parçası.

Bileşik Sözcükler : İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.

Birleşik Cümle : Temel cümlenin bir öğesi durumunda bulunan yan cümlecikten oluşan cümlelerdir. Bu cümlelerde tek yüklem bulunur.

Biyografi : Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir. Biyografilerde yurtlarına, insanlığa hizmetleri dokunmuş önemli kişilerin çalışmaları, hayatları, eserleri anlatılır. Biyografilerin açık, sade bir dille, tarafsız olarak yazılması gerekir.

Buyruk Cümlesi : Bakınız : Emir Cümlesi.

Büyük Ünlü Uyumu : Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.
C
Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.

Çalıştım.

Ders çalıştım.

Sabaha kadar durmadan ders çalıştım

Cümle Tamamlama : Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu eksik tamamlanır.

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.

Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.

Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Örnek : İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doğanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doğayı korumak için sempozyumlar düzenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü…

Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.

Yanlış yaptıklarının bilincindeler.

Kendilerini affettirmek istiyorlar.

Doğayı taklit etmek istiyorlar.
Ç
Çatı : Fiillerin özne ve nesne alıp almamaları yönüyle incelenmesine çatı denir.

Çekim Eki : Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur. Örnek : Kardeş kitap kitapçı al.
D
Daralma : Son hecesi “a-e” geniş seslileriyle biten kelimelere “-yor” eki getirildiğinde bu geniş sesler daralarak(ı,i,u,ü) ye dönüşür. Buna ünlü daralması denir. Örnek : Anla-yor değil anlıyor.

Deneme : Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde, özel görüş ve düşüncelerini iddiasız, kesin kurallara varmaksızın anlattığı yazılara deneme denir.

Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda bulunmayan cümledir. Bu tür cümleler daha çok şiir dilinde ve konuşmalarda görülür. Örnek : Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal. Gülme komşuna, gelir başına.

Deyim : Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

İçine ateş düşmek

Pabucu dama atılmak

Yüreği ağzına gelmek

İki gözü iki çeşme

Didaktik Şiir : Belli bir düşünceyi kabul ettirmek veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak için yazılan öğretici şiirlere didaktik şiir denir.

Dilek (istek) Cümlesi : Bir dileği, bir isteği, bir arzuyu, bir temenniyi bildiren cümlelere, anlamları yönünden dilek veya istek cümlesi denir. Örnek :

Yarın bizde toplanıp bir güzel yemek yiyelim.

Çocuk tek kazansın da neresi olursa olsun.

Umarım işleriniz yolunda gidiyordur.

Ah şu bahar bir gelse, çocuklar neşe içinde koşup oynasa.

İnşallah bütün düşlerin bir gün gerçek olur.

Allah sana uyuz versin de tırnak vermesin.

Gözün kör olsun.

Dize : Koşuk bir parçayı meydana getiren satırlardan her biri, mısra

Dolaylı Anlatım: Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır. Örnek :

En iyi romanlar, bir bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)

En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)

Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)

Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

Dolaylı Söz Söyleme : Bakınız : Kinaye.

Dönüşlü Fiil : İşi yapan ve yapılan işten etkilenen gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere dönüşlü fiil denir. Dönüşlü fiiller, edilgen fiiller gibi “-l-, ve –n-“ eklerini alır. Aralarındaki en büyük fark ise şudur : Dönüşlü fiillerin gerçek öznesi vardır, edilgen fiillerde ise sözde öznesi vardır. Örnek : Ali, erkenden uyandı, önce yıkandı, kurulandı, giyindi, sonra yola koyuldu.

Duygu Paragrafı : Olayı anlatan kişinin iç dünyasının, duygularının öne çıktığı bir paragraf çeşididir. Yazar duygularını, kimi zaman öyküleyici, kimi zaman da betimleyici anlatım biçimlerini kullanarak okura ulaştırır. Bu tip paragraflarda kişinin iç dünyasına yönelik özellikler, tutkular, davranışlar, ağırlık kazanır.

Örnek : Daha elli yaşına gelmemiştim; zengindim, ünlüydüm; sağlığım yerindeydi, aklı başında çocuklarım vardı. Birdenbire hayatım duruverdi. Soluk alabiliyor, yiyip içiyor, uyuyordum. Ama yaşamak değildi bu. Hiçbir şey istemiyordum artık. İstenecek bir şey olmadığını biliyordum. Hayat, birinin yaptığı saçma bir şaka gibi geliyordu bana. Kırk yıl boyunca çalış didin, ilerle; sonra da ortada hiçbir şey olmadığını gör.

Düşünce Paragrafı : Belli bir konu üzerinde belli bir bakış açısı olan, bu bakış açısını ortaya koyan, bunu savunan ve tartışan bir paragraf türüdür. Kısaca, bir düşüncenin başkalarına ulaştırılması amacıyla oluşturulan paragraflara düşünce paragrafı denir. Daha çok makale, fıkra, deneme gibi yazı türlerinde düşünce paragrafları kullanılır. Düşünce paragrafları, genellikle açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda bir ana düşünce ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler yer alır.

Örnek : Kişisel gözlemlerin öne çıktığı yazıların getirdiğini, bilimsel araştırmalar getiremez. Aydınlar için çok önemli olan bilimsek araştırmalar, yazarlara yetmez; onlar için kişisel saptamalar çok daha önemlidir. İnsanın insandan alabildiğini; deneylerin sayıların alması olanaksızdır.

Düz Tümleç : Bakınız : Nesne.
E
Edat Tümleci : Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

Edilgen Fiil : İşi yapan gerçek bir öznenin bulunmadığı fiillerdir. Bu tür fiillerde özne işi yapan değil, başkasının yaptığı işten etkilenendir. Daha doğru bir ifadeyle edilgen fiillerde özne, pasif durumdadır ve iş onun üzerinde yapılır. Edilgen fiiller, fiil kök veya gövdelerine “-l-“ veya “-n-“ eklerinin gelmesiyle oluşturulur. Örnek : Taşlıkta çocuk sesleri duyuldu. Çamaşırlar yıkandı.

Eğretileme (İstiare) : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :

Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)

Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

Ek : Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.

Eleştiri (Tenkit) : Bir sanat eserinin, bir sanatçının gerçek değerini belirlemek amacıyla yapılan inceleme ve araştırmalara eleştiri denir. Bir metni inceleme yoluyla o metnin üzerinde bir değer yargısına varma ; bir eserin zayıf ve kuvvetli yanlarını belirtme, eleştirinin özelliklerindendir.

Emir (Buyruk) Cümlesi : Emir kipiyle kurulan ya da gelecek zaman kipinin emir anlamıyla kullanıldığı cümlelere, anlamları yönünden emir cümlesi denir. Örnek :

Sandalyeyi çek, sessizce oturup bekle.

Öğretmeniniz izinli, gürültü etmeden ders çalışın.

Herkes ödevlerini önümüzdeki hafta getirecek, not alacak.

Şuraya da bir halı ser, ortalığı topla.

Sen de çalış ve para kazan artık.

Epik Şiir : Kahramanlık yiğitlik, savaş konularını işleyen ya da tarihi bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlerdir. Bu tür şiirler okuyanda vatan ve millet sevgisi oluşturur.

Eş Sesli Sözcükler : Bakınız : Sesteş Sözcükler.

Etken Fiiller : İşi yapan gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere etken fiil denir. Örnek : Hasan, bu konuyu iyi anladı. Her gün oraya giderdik.

Ettirgen Fiiller : Geçişli fiillerin “-r, -ar, -er, -t, -tır” ekleriyle geçişlilik derecesinin artırılmasıyla oluşturulan fiillere ettirgen fiil denir. Bu fiillerde özne işi yapmaz daha çok başkasına yaptırır. Örnek : duymak – duyur.

Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.

Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-

Gel-di-m kopar-ı-yor-uz

Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)

-di (zaman eki) -yor (zaman eki)

-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek : Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.
F
Fabl : Kahramanlarının çoğu, hayvanlardan, bitkilerden seçilen, sonunda bir ahlak veya hayat dersi bulunan yazı türüdür. Bu tür, insanların hatalarını düzeltmeye, töresel bir kavramı ortaya koymaya yarar. Fabllardaki düşsel unsurlar birer araçtır. Asıl hedeflenen ise ahlaki derstir. İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilerek, bu varlıklar öyle hareket ettirilir.

Fıkra : Bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde, kişisel anlayış, görüş ve düşüncelerini güzel bir uslupla, hiçbir kanıtlama gerekliliği duymadan anlattığı yazı türüne fıkra denir.

Fiil Cümlesi : Bakınız : Eylem Cümlesi

Fiiller : Bakınız : Eylemler.
G
Geçişli Fiil : Kullanılırken nesneye ihtiyaç duyan, nesne gerektiren; yani “ne, neyi ve kimi” sorularına cevap veren fiillere geçişli fiil denir. Örnek : Anlatmak, duymak, görmek, yazmak, söylemek, seyretmek

Geçişsiz Fiiller : Nesne almayan, yani “ne, neyi ve kimi” sorularına cevap vermeyen fiillerdir. Örnek : Ağlamak, uyumak, gülmek, solmak, akmak, oturmak, kalkmak…

Günlük (Günce) : Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir.
H
Hece ölçüsü : Dizelerdeki sözcüklerin hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması gerekir. Hece sayısının eşitliği, o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. Yedi heceli bir dizenin kalıbı, yedili; on bir heceli bir dizenin kalıbı on birli diye anılır.

Hikaye (Öykü) : Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikaye denir. Hikayede çevre sınırlıdır. Dar bir çerçevede, zamanın kısa bir anında belli bir şahıs kadrosuyla işlenir konu.
İ
İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İsim Cümlesi : Bakınız : Ad Cümlesi

İstek Cümlesi : Bakınız : Dilek Cümlesi.

İstiare : Bakınız : Eğretileme.

İşteş Fiil : Fiilde anlatılan işin birden fazla özne tarafından birlikte veya karşılıklı yapıldığını gösteren fiillere işteş fiil denir. İşteş fiil, her şeyden önce, birden fazla öznesi olan fiil değil, olabilmesi, meydana gelebilmesi için birden fazla özneyi gerektiren fiildir. Fiillerde işteşlik, fiil kök veya gövdelerine getirilen (-ş-, -ış-, -iş-, -uş-, -üş-) ekiyle yapılır. Örnek : Ahmet dövüşmüş. Onunla tam iki yıl mektuplaştı.
K
Kafiye (Uyak) : En az iki dize sonunda anlamca ayrı, sesçe birbirine uyan iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir. Dize sonlarında yazılışları ve okunuşları aynı olup, anlamları ve görevleri farklı olan kelimelerin veya eklerin tekrarı kafiyeyi oluşturur.

Kaynaştırma : Bilindiği gibi dilimizde iki sesli harf yan yana gelemez. Sonu sesli ile biten bir sözcüğe yine sesli ile başlayan bir ek getirildiğinde araya okumayı kolaylaştırmak için bir sessiz harf girer. Buna kaynaşma, getirilen harflere de kaynaştırma harfleri diyoruz. Bunlar “y-ş-s-n” dir. Örnek : Ali-y-i, kardeşi-n-e, anne-s-i.

Kıta : En az dört dizeden oluşmuş koşuk ya da koşuk parçası.

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :

Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

Bulmadım dünyada gönüle mekan

Nerde gül bitse etrafı diken

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

Kişileştirme – Konuşturma : Bakınız : Teşhis – İntak.

Konferans : Bilim iddiası taşıyan konuşma; bilginlerin, fen adamlarının, sanatçıların, bir konu hakkında derin bilgisi, görüşleri olan kimselerin özel toplantılarda, radyoda, dinleyicilere karşı bir konu üzerinde düşüncelerini, bilgilerini açıklamak, öğretmek gayesiyle söylenen sözlerdir.

Koşuk : Ölçülü, uyaklı yapıt, nazım, manzume

Kök : Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır. Örnek : Bal, kaş, göz, el

Kurallı (Düz) Cümle : Yüklemi sonda bulunan cümledir. Türkçe’de yardımcı unsurlar başta, temel unsur sonda bulunur. Cümlenin temel unsuru yüklemdir.

Küçük Ünlü Uyumu : Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.

Örnek : bilge, ıslak, azgın, incirler

Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

Örnek : oduncu, gülümsemek, kömürlük, öğrenci
L
Lirik Şiir : İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu tür şiirde hayal, duygu ve coşkunluk birinci plandadır.
M
Masal : Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan düşsel öykülerdir. Masalda eğiticilik ve öğreticilik esastır. Masallardaki olaylar gerçeğe uymaz. Kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir. Masalın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. Masallar ulusal özellik taşımaz, evrenseldir.

Makale : Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği savunmak için yazılan yazılardır. Makalenin temel öğesi fikirdir. Başlı başına bir konu üzerine yazılan eser, gazete ve dergi ile yayınlanmak üzere yazılan ve herhangi bir konuyu inceleyen yazı da makale olarak isimlendirilir.

Manzume : Genellikle ölçülü, uyaklı yazılmış, koşuk, neşide.

Mecaz Anlam : Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mektup : Birbirlerinden uzaktaki insanların, anlaşmak ve haberleşmek amacıyla yazdıkları; duyguları, dilekleri, düşünceleri bildirmek amacı taşıyan yazı türüdür. Her türlü konu mektuba girebilir. Mektubu konuşmanın yazıya çevrilmiş şekli kabul edebiliriz. Mektuplar özel mektuplar, iş mektupları, edebi mektuplar gibi değişik türlerde olabilir.

Mısra : Dize. (Bir beyitte iki mısra bulunur.)

Monografi : Bir kimsenin hayatını, eserlerini geniş olarak inceleyen eserlere monografi denir. Biyografilerde bir çok sanatçı, bilim adamı değişik yönleriyle ele alınırken, monografilerde sadece bir kişi geniş olarak incelenir.

Mübalağa : Bakınız Abartma.

Mürsel Mecaz : Bakınız : Ad aktarması
N
Nazım : Koşuk.

Nesne (Düz Tümleç): Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir.

Neşide : Koşuk, manzume.
O
Olay Paragrafı : Olmuş ya da olabilecek türdeki olayları, kişi, yer ve zaman göstererek anlatan cümlelerden oluşmuş paragraflardır. Bu paragraflarda belli bir olay yer alır. Olay paragraflarına, roman, öykü, masal gibi edebiyat türlerinde rastlanır. Bu paragraflarda temel amaç okuru olay içine çekmek, olay içinde yaşatmaktır. Olay paragrafları genellikle öyküleyici anlatım biçimi kullanılarak kurulur.

Örnek : İlk dinlediğim konserdi bu. Çalgıcıları yönetenin müzik öğretmenimiz Suat Bey olduğunu görmeyeyim mi? Hem de smokin giymişti. Penguen gibi bir görünüşü vardı. Elindeki şef değneği ile sahnedeki çalgıcıları değil de, sanki dünyayı yönetiyormuş gibiydi. Nasıl oluyor da böyle bir adam, bizim gibi bacaksızlara müzik dersi vermeye geliyor. Biz de onunla alay etmeye kalkıyorduk.

Oldurgan Fiil : Geçişsiz fiillerin “-r, -ar, -er, -t, -tır” ekleriyle geçişli hale getirilmesiyle oluşturulan fiillere oldurgan fiil denir. Fiilin ilk hali “ne, neyi, kimi” sorularına cevap vermezken, ikinci hali, yani “-r, -t, -tır” eklerini almış hali, bu sorulara cevap vermektedir. Örnek : uyumak – uyut.

Olumlu Cümle : Yüklemin bildirdiği anlam, eylemin yapılması doğrultusundaysa bu tür cümlelere olumlu cümle denir. Örnek :

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz. (Olumlu eylem cümlesi)

Özü gerçek yaşam dayalı tiyatro yapıtları, doğrudur ve güzeldir. (Olumlu ad cümlesi)

Sattığınız malların dökümünü çıkarıp karı hesaplayalım. (Olumlu eylem cümlesi)

Olumsuz Cümle : Bir eylemin gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğini ya da bir şeyin yokluğunu bildiren cümlelerdir. Örnek :

Aradığınız kişi burada yok. (Olumsuz ad cümlesi)

Dünkü davranışlarınızı hiç tasvip etmedim. (Olumsuz eylem cümlesi)

Kimse olayın nedenini bilmiyor. (Olumsuz eylem cümlesi)

Otobiyografi : Bir insanın, kendi hayatını kendisinin yazdığı eserlere otobiyografi denir. Biyografilerde kişinin hayatı, çalışmaları başkası tarafından yazılırken otobiyografilerde kişi kendisini anlatır, yazar.
Ö
Ölçü : Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir.

Öneri Bildiren Cümleler : Bir sorunu çözmek, herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir vermek amacıyla, öne sürülen görüşü, düşünceyi ve teklifi içeren cümlelere öneri bildiren cümleler denir. Örnek :

Kitabın sonuna bir de kaynakça konsa iyi olur.

Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.

Oyunda günlük yaşamın derinliğine fazlaca girilmeseydi, oyun daha derli toplu olurdu.

Siyah eteğin üstüne mavi desenli gömleğini giyersen sana daha çok yakışır.

Önyargı Bildiren Cümleler : Bir eylem henüz sonuçlanmadan, o eylemin nasıl sonuçlanacağı konusunda fikir yürüten cümlelerdir. Örnek :

Bizi görür görmez yine bağırıp çağıracak.

Ben zaten onun suçlu olduğunu baştan biliyordum.

Göreceksiniz, son şiirlerinde de ayrılık ve ölüm üzerine konuşup bizleri hayal kırıklığına uğratacak.

Bu çocuğun bir baltaya sap olamayacağı baştan belliydi.

Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme "Ne? Neler?" soruları yöneltilir.
P
Panel : Bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde birkaç kişi tarafından tartışılmasına panel denir. Amaç karar vermekten çok, bir meseleyi çeşitli yönleriyle aydınlatmak, çeşitli görüşleri, eğilimleri ortaya çıkarmaktır.

Pastoral Şiir : Doğa güzelliklerini; orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bu hayata duyulan özlemi ifade eden şiir türüne pastoral şiir denir.
R
Redif : Dize sonlarındaki yazılışları ve görevleri aynı olan ek, kelime ya da kelime gruplarına redif denir.

Roman : Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir. Roman; bir hayatı, hayatın akışını değiştiren büyük olayları, insanı ilgilendiren her türlü konuyu işleyebilir.

Röportaj : Bir gazetecinin her hangi bir yeri, bir kurumu gezerek, orada gördüklerini kendi görüşleri ile birleştirerek yazdığı gazete yazılarına röportaj denir.
S
Satirik Şiir : Toplum hayatındaki aksayan yönlerin, düzensizliklerin, insanların çeşitli konulardaki beceriksizliklerinin ve zayıflıklarının anlatıldığı yergi şiirlerine satirik şiir denir.

Ses Daralması : "a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.

Örnek : bekle-yor bekliyor

Oyna-yor oynuyor

Ses Düşmesi : Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.

a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.

Omuz um omzum oğul u oğlu

Kahır ol kahrol seyir et seyret

Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık

Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış

b) Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.

Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık

Yüksek yüksel küçük küçül

Rast gelmek rasgelmek ast teğmen asteğmen

Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.

Sessiz (ünsüz) Benzeşmesi : Sert ünsüzle biten bir sözcüğe yine ünsüzle başlayan bir ek getirilecekse, bu ekin başındaki ünsüz, sertleşir. Buna ünsüz uyumu ya da ünsüz benzeşmesi denir. Örnek : milletce değil milletçe

Sessizler : Bakınız : Ünsüzler.

Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler : Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :

Yüzünde kan lekesi vardı. – Sen hala onun söylediklerine kan.

Ay'a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiş. – Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.

Gül sen, gülün olayım. – Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.

Ses Türemesi : Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe'de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.

Seyahat (Gezi) Yazısı : Gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir. Bilinmeyen, görülmeyen bir yeri, bir memleketi, manzaraları, insanları, gelenekleri, anlatmak gezi yazılarının özelliğidir. Gezi yazıları; gezilip görülen yerlere ait bilgi vermek, o yerlerin güzelliklerini ve görülmeye değer yanlarını göstermek amacını taşır.

Sıralı Cümle : Basit ya da birleşik yapılı birden fazla cümlenin birbirine virgül, veya noktalı virgülle bağlanması sonucu oluşturulan cümlelerdir. Sıralı cümlelerde en az iki yüklem bulunur. Zaten basit ve birleşik cümlelerden farkı da birden fazla yüklemi olmasıdır. Örnek : Sakla samanı, gelir zamanı.

Sohbet (Söyleşi) : Sohbet, bir konuyu fazla derinleştirmeden, karşınızda biri varmış da onunla konuşuyormuşçasına işleyen yazılardır. Sohbette yazar, kişisel görüşlerini, düşüncelerini bir söyleşi sıcaklığıyla anlatır.

Soru cümlesi : Bir duyguyu, düşünceyi soru yoluyla anlatan veya soru yoluyla bilgi almayı amaçlayan cümlelere soru cümlesi denir. Örnek : Oraya nasıl gidebilirim?

Söylev (Nutuk) : Dinleyicilere belli bir fikri, bir duyguyu aşılamak için söylenen uzunca sözlere denir. Edebiyatımızda sözlü ifade tarzına dayanan bir türdür. Söylevlerin konuları, çoğunlukla; toplumsal fikirler, toplumsal ve ulusal davalardır.

Sözcük : Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.
Ş
Şart Birleşik Cümle : Birleşik cümlelerde, yan cümlecik temel cümleye şart anlamı katarak bağlanmışsa, bu tür cümlelere şart birleşik cümle denir. Şar birleşik cümlelerde yan cümlecik “-sa, -se” ekiyle oluşturulur. Örnek : Bakarsan kimin geldiğini görürsün.

Şart Cümlesi : Eylemin, yargının gerçekleşmesini şarta bağlı olarak bildiren cümlelere şart cümlesi denir. Örnek : Görürsem selamını söylerim.

Şiir : Seslerin, ritimlerin, uyumların kaynaşmasıyla en güçlü duyguları, izlenimleri, coşkuları canlandırma ve etkileme sanatı; koşuk.
T
Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :

Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Tartışma : Bir konu üzerinde karşılıklı olarak olumlu ve olumsuz fikir yürütme, bir fikre karşı olan fikri savunma hali; karşı karşıya durum alıp zayıf tarafları aramadır tartışma.

Temel Anlam : İlk Anlam (Temel Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)

Şişenin boğazı kırılmış.

Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.

Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.

Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

Temel Cümle : Birleşik cümlelerde asıl yargıyı bildiren, yardımcı yargıları sonuca bağlayan cümlelerdir. Daha öz bir ifadeyle temel cümle yüklemdir.

Terim : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

Teşhis – İntak (Kişileştirme – Konuşturma) : İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :

Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)

Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Tiyatro : Dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere yazılan edebiyat türlerinin ortak adına tiyatro denir. Ayrıca yapılan eserlerin sahnede oynanmasına ya da bu tür eserlerin oynandığı binaya da tiyatro denir. Tiyatroda sadece jest (el, kol) ve mimikle (kaş, göz, ağız, yanak) gösterilen oyunlara pandomim; daha çok müziğin hakim olduğu baştan sona bestelenmiş oyunlara opera; baştan sona değil de yer yer ve hafif bir şekilde bestelenmiş oyunlara operet; beş altı dakikaya sığdırılan tablolar halinde, kısa müzikli oyunlara da skeç denir.

Türemiş Sözcükler : Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.

Örnek : Ölümün anlamı değişti birden.
U
Ulama : Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır.

Dikkat edeceğimiz şey, arada noktalama işaretlerinden herhangi birinin olmamasıdır.

Örnek :

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Ü
Ünlem Cümlesi : Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir. Örnek :

Ah, elim yandı!

Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!

Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım!

O… kimler gelmiş, kimleri görüyorum!

Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

Ünsüzler (Sessizler) : Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe'de 21 ünsüz vardır

Ünsüz Yumuşaması : Türkçe sözcüklerin sonunda bulunan sert sessizlerden (p,ç,t,k) sonra sesli bir harfle başlayan bir ek getirildiğinde bu sert sessizler (b,c,d,g) ye dönüşür. Buna ünsüz yumuşaması ya da ünsüz değişmesi denir. Örnek : kitap-ı değil kitabı ( p harfi b’ye dönüşür.)
V
Vurgu : Sözcük içinde bir hecenin, cümle içinde bir sözcük ya da sözcük grubunun diğerlerine göre daha baskılı, kuvvetli söylenmesine vurgu denir.
Y
Yan Anlam : Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

Yan Cümle : Fiilimsilerle ya da çekimli bir fiille kurulan ve temel cümleye bağlanan cümleye yan cümle denir. Yan cümleler temel cümlenin (yüklem) bir öğesi olarak görev yapar. Yan cümlecikleri fiilimsiler (isim fiil, sıfat fiil, bağ fiil) ve “-se-, -sa-“ şart eki ya da çekimli fiiller oluşturmaktadır. Örnek : Atı alan Üsküdar’ı geçti.

Yapım Eki : Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir. Örnek:

balık örtü

bal ık ört ü

balık bal ört örtü

Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.
Z
Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.