Sayıların Rakamların Yazılışı

1. Sayılar metin içerisinde yazıyla yazılır: bin yıldan beri, dört kardeş, haf­tanın beşinci günü, üç ayda bir, yüz soru, iki hafta sonra, üçüncü sınıf.

Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.

                                                      (Cahit Sıtkı Tarancı)

Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılarda rakam kullanılır: 17.30'da, 11.00’de,1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi, % 25, % 50. Okumaya devam et “Sayıların Rakamların Yazılışı”

Türkçede Kısaltmalar ve Açıklamaları

Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın, içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve simgeleştirilmesidir.

1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi); B (batı), D (doğu), G (güney), K (kuzey); GB (güneybatı), GD (güneydoğu), KB (kuzeybatı), KD (kuzeydoğu). Okumaya devam et “Türkçede Kısaltmalar ve Açıklamaları”

Anlamdaş Eş Anlamlı Sözcükler Kelimeler Örnekleri

Eş Anlamalı,Anlamdaş Kelime ve Sözcükler

EŞ ANLAMLI KELİMELER
Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.
kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç…
Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.
türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:
deprem-yer sarsıntısı-zelzele,
kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

Anlamdaş Eş Anlamlı Kelime Sözcük Örnekler

bazı <——-> bir takım, kimi
acele etmek <——-> İvmek
aceleci <——-> ivecen
Acz (aciz) <——-> düşkü
adabı muaşeret <——-> görgü
adalet <——-> tüze
adaptasyon <——-> uyarlama
adapte etmek <——-> uyarlamak
adât ve ahlak <——-> töre
adet <——-> alışkanlık, görenek
adet <——-> sayı
adli <——-> tüzel
afaki <——-> şundan, bundan
afiyet <——-> esenlik, sağlık
afsun (efsun) <——-> büyü
ahenk <——-> uyum
ahenkli <——-> uyumlu
ahenksiz <——-> uyumsuz
ahiren <——-> son günler
ahize <——-> alıcı, almaç
ahlak <——-> aktöre
ahlaki <——-> aktöresel
aidat <——-> ödenti, kesinti
aidiyet <——-> ilinti
ait <——-> değin, ilişki, ilişkin
ajan <——-> gizmen
akis <——-> yankı
akli <——-> ussal
aksan <——-> dil, vurgu
aksetmek <——-> yansımak
aksiyon <——-> belit
aktif <——-> etken, etki, eylemlemsel
aktüalite <——-> Güncellik
aktüel <——-> güncel
alaka <——-> ilgi
alakadar <——-> ilgili
alarm <——-> uyandırı
alelade <——-> olağan
alem <——-> evren
alemet <——-> belirti
alev <——-> yalım
aleyhtar <——-> karşıtçı
amatör <——-> özengeç
ambargo <——-> engelleyim
amel <——-> edim
ameli <——-> edimsel, kılgısal
ameliye <——-> işlem
amil <——-> etmen
amme <——-> kamu
amplifikatör <——-> yükselteç
amud <——-> dikme
amudi <——-> dikey
anahtar <——-> açkı
analfabet <——-> okumaz yazamaz
analiz <——-> çözümleme
anane <——-> gelenek
anarşi <——-> kargaşa, düzensizlik
ançuez <——-> hamsi ezmasi, hamsi sarması
anlaşmazlık <——-> ihtilaf
antet <——-> başlık
antitez <——-> karşı sav
antoloji <——-> seçki
antreman <——-> alıştırım
antrenör <——-> alıştırman
antrepo <——-> ara koruncak
antropoloji <——-> insanbilim
araz <——-> belirti
arkeolog <——-> kazıbilimci
arzuhal <——-> dilekçe
asa <——-> değnek
asalet <——-> soyluluk
asır <——-> çağ, yüzyıl
asri <——-> çağdaş
astronom <——-> gökbilimci
aşk <——-> sevi
atalet <——-> süredurum (Fizik)
ati <——-> gelecek, ilerisi
avans <——-> önödeme, öndelik
ayna <——-> gözgü
aynı <——-> özdeş
ayniyet <——-> özdeşlik
azap <——-> ezinç
aza <——-> üye
mafsal <——-> eklem
mağlubiyet <——-> yenilgi
mahalli <——-> yerel, yöresel
mahdut <——-> sınırlı, sayılı
mahiyet <——-> nitelik
mahrek <——-> yörünge
mahrum <——-> yoksun
mahsul <——-> ürün
mahzur <——-> sakınca
makam <——-> orun
makbuz <——-> alıntı
malum <——-> bilinen
malumat <——-> bilgi
malzeme <——-> gereç
mana <——-> anlam
manasız <——-> anlamsız
manevi <——-> içsel, tinsel
mani <——-> engel
manzara <——-> görünüm, bakacak
marifet <——-> bilgi
masraf <——-> gider
matbu <——-> basılı
matbuat <——-> basın
materyalist <——-> özdekçi
materyalizm <——-> özdekçilik
mazbata <——-> tutanak
mecbur <——-> yükümlü
mecburi <——-> zorunlu
mecburiyet <——-> yükümlülük, zorunluluk
meçhul <——-> bilinmeyen
medeni <——-> uygar
medeniyet <——-> uygarlık

muayyen <——-> belirli
mucit <——-> bulucu, türetmen
mucize <——-> tansık
muhabere <——-> iletişim, yazışma
muhacir <——-> göçmen
muhafazakar <——-> tutucu
muhalefet <——-> karşıcılık
muhit <——-> çevre
muhit <——-> ortam
muhtaç olmak <——-> gereksemek
muhtar <——-> özerk
muhtelif <——-> ayrışık
muhtemel <——-> olası
muhteşem <——-> görkemli
muhteva <——-> içerik
mukabil <——-> karşılık
mukadderat <——-> yazgı, alın yazısı
mukamele <——-> karşılık
mukavemet <——-> direnç, direnme
mukayese <——-> karşılaştırma
muntazam <——-> düzgün
mutaasıp <——-> bağnaz
muteber <——-> saygın
mutemet <——-> güvenilir kişi
mutlak <——-> salt
muvazene <——-> denge
mübadele <——-> değişim
mübarek <——-> kutlu
mücadele <——-> savaşım
müdafaa <——-> savunma
müddet <——-> süre
müessese <——-> kurum
müessir <——-> etken, etkili
mühim <——-> önemli
müjde <——-> muştu
mükafaat <——-> armağan, ödül
mükellef <——-> yükünmlü
mükellef <——-> yükümlü
mükemmel <——-> yetkin
mülkiyet <——-> iyelik
mülteci <——-> sığınmacı
mümbit <——-> bitek, verimli
mümkün <——-> olabilir
münasebet <——-> bağıntı
münderecat <——-> içindekiler
münekkit <——-> eleştirmen
münhani <——-> eğri
müphem <——-> belirsiz

nomanklatör <——-> adlar dizisi
norm <——-> ölçü
normal <——-> düzgüsel (Fels)
nöbet <——-> keşik
nötr <——-> yansız, etkisiz
nutuk <——-> söylev
nüfuslu <——-> sözü geçen
objektif <——-> nesnel
obstrüksiyon <——-> engel
odyo vizer <——-> gör-işit
oportinist <——-> günoğlu
optimist <——-> iyimser
organizasyon <——-> örgütlenme
orijin <——-> köken
oryantalist <——-> doğu bilimci
otobüs <——-> genbinit
otokton <——-> yerli
otomat <——-> özdevimsel
otonom <——-> özerk
otonomi <——-> özerklik
otopsi <——-> gözlegörü
otorite <——-> yetke
otostop <——-> durbinit
ömür <——-> yaşam
panel <——-> açık oturum
panik <——-> ürkü
pansiyon <——-> barıncak
parantez <——-> ayraç
pasaport <——-> geçişlik
pasif <——-> eylemsiz
psikanaliz <——-> ruh çözümü
rabıta <——-> bağlantı
radikal <——-> köktencilik
radyasyon <——-> ışınım
rağmak <——-> karşın
rakım <——-> yükselti
randevu <——-> buluşma
rapor <——-> yazanak
rasat <——-> gözlem
rasyonalizm <——-> usculuk
rasyonel <——-> ussal
reaksiyon <——-> tepki
reaktör <——-> yazımcı
realite <——-> gerçek, gerçekçilik
reanimasyon <——-> canlandırma
redaksiyon <——-> yazımlama
reel <——-> gerçek
refah <——-> gönenç
reform <——-> düzeltim
regülatör <——-> düzelteç
regüle etmek <——-> düzenlemek
reha <——-> kurtuluş, kurtulma
rekolte <——-> toplam ürün
rekor <——-> erişim
rekortmen <——-> erişmen
repertuvar <——-> sorumluluk
restorasyon <——-> onarım
revalüasyon <——-> değer yükseltimi
revizyon <——-> gözden geçirme
reyon <——-> sergen
rezerv <——-> biriki
rotatif <——-> döner-basar
rüşt <——-> ergenlik
rütbe <——-> aşama
rüya <——-> düş
sabit <——-> durağan
sade <——-> arı, yalın
safha <——-> evre, aşama, kesim
sahip <——-> iye
sahiplik <——-> iyelik
sahte <——-> düzmece
sakin <——-> dingin, dural
salim <——-> esen
samimi <——-> içten
samimiyet <——-> içtenlik
sansür <——-> sıkıdüzen
sarahat <——-> açıklık, belginlik
sarih <——-> açık, bergin
sathi <——-> yüzeysel
sebat <——-> direşim
sebep <——-> neden
sefer <——-> kez
seka <——-> anlak, anlayış

slogan <——-> savsöz, çarpıcısöz
sohbet <——-> söyleşi
sosyal <——-> toplumsal
sosyalist <——-> toplumcu
spekülasyon <——-> vurgunculuk
spitualist <——-> tinseler
staj <——-> yetişim
stajyer <——-> yetişmen
standardize <——-> ölçüm
statüko <——-> sürerdurum
stil <——-> yoldam
stok <——-> yığın
sual <——-> soru
subjektif <——-> öznel
suistimal <——-> kötüye kullanma, yolsuzluk
sulh <——-> barış
suni <——-> yapay
sükut <——-> susku
sükünet <——-> dinginlik, durallık
sürealizm <——-> gerçeküstücülük
şaheser <——-> başyapıt

tahakkuk <——-> gerçekleşme
tahayyül etmek <——-> imgelemek
tahkikat <——-> soruşturma
tahmin <——-> kestirme, önkestirme
tahsil <——-> öğrenim
tahsisat <——-> ödenek, karşılık
takaddüm <——-> öncellik
takat <——-> güç
takibat <——-> kovuşturma
takip etmek <——-> izlemek, kovuşturmak
taklit <——-> yansılamak, öykünmek
takribi <——-> yaklaşık
taksim <——-> bölme
taktim etmek <——-> sunmak
talep <——-> istek
tali <——-> ikincil
talimat <——-> yönerge
tamim <——-> genelge
tamir <——-> onaraım
tansiyon <——-> gerilim, kan basıncı
tanzim etmek <——-> düzenlemek
tarafsız <——-> yansız
taraftar <——-> yandaş
tarif <——-> tanım
tarif etmek <——-> tanımlamak
tarz <——-> biçim

tekzip etmek <——-> yalanlamak
telaffuz <——-> söyleyiş, söyleniş
teledinamik <——-> uzdevimsel
teleferik <——-> uzaşar
telefon <——-> seslek
telegraf <——-> uzyazar, uzyazım
telekomand <——-> uzgüdüm
teleks <——-> uzyazım
telemekanik <——-> uzaktarım
telemetri <——-> uzölçer
teleobjektif <——-> uzmercek
telepati <——-> uzsezim, uzsezinim
teleskop <——-> uzgözlük
teletayp <——-> uzayazım
televizyon <——-> uzgöreç, uzgörüm
temas <——-> değinme, değinim
teminat <——-> güvence
teneffüs <——-> solunum
tenkit <——-> eleştiri
tenvir <——-> aydınlatma
tenzilat <——-> indirim
teori <——-> kuram
teorik <——-> kuramsal
tereddüt etmek <——-> duraksamak
terkip <——-> bileşim
terminoloji <——-> terimler dizgesi

devet <——-> çağrı
devir <——-> çağ, çevrim
devre <——-> çevrim(fiz), dönem
dilem <——-> ikilem
direkt <——-> dolaysız
direktif <——-> yönerge
diyalektif <——-> eytişim
doktrin <——-> öğreti
döviz <——-> istence(gösteride)
dua <——-> yakarış, yakarma
düşman <——-> yağı
ebedi <——-> ölümsüz, sonrası, bengi
edebi <——-> yazınsal
edebiyat <——-> yazın
efkarı umumiye <——-> kamuoyu, halkoyu
egoist <——-> bencil
ehemmiyet <——-> önem
ehil <——-> yeterli
ehliyet <——-> yeterlik
ekonomi <——-> tutum
ekonomik <——-> tutumsal
ekseriya <——-> çoğun, çoğu kez, çoğu zaman
ekseriyat <——-> çoğunluk, oy çokluğu
ekskavatör <——-> yerkazar
ekstra <——-> özüt
el'an <——-> şimdi, bugünlü günde
elastiki <——-> esnek
elastikiyet <——-> esneklik
elbise <——-> giysi
elit <——-> seçkin
emin <——-> güvenilir, güvenli
emir <——-> buyruk, komut
emniyet <——-> güvenlik, güvenirlik
emparyalist <——-> sömürgeci
emperyalizm <——-> elkoyuculuk, buyuruculuk
empresyonist <——-> izlenimci
emretme <——-> buyurma
endikatör <——-> gösterge
endirekt <——-> dolaylı
endişe <——-> kaygı
endüstri <——-> işleyim
enerji <——-> erk, güç, güre
enerjik <——-> gürel, güreli
enfreruj <——-> kızılötesi
enkaz <——-> yıkıntı
enstruman <——-> araç, çalgı
entern <——-> yetişici (hekimlik)
entresan <——-> ilginç, ilgi çekici
erozyon <——-> aşınma
esaret <——-> tutsaklık
esas <——-> asal
esef etmek <——-> acınmak
eser <——-> yapıt, yaratı

hafıza <——-> bellek
hakem <——-> yargıcı
hakikat <——-> gerçek
hakim <——-> bilge
hâkim <——-> başat, egemen, yargıç
hakimiyet <——-> başatlık, egemenlik
hal <——-> çözüm, durum
hal çaresi <——-> çözüm yolu
hal şekli <——-> çözüm yolu
halletmek <——-> çözmek
hamle <——-> atılım
hararet <——-> ısı
hareket etmek <——-> devinmek
hars <——-> ekin
has <——-> özgü
hasıl olmak <——-> üremek
hasım <——-> yağı
hasret <——-> özlem
hassas <——-> duyar, duyarlı
hassasiyet <——-> duygan, duygulu, duyarlık
hasta <——-> sayrı
hastalık <——-> sayrılık
hat <——-> çizgi
hata <——-> yanılgı
hatip <——-> konuşmacı
hatıra <——-> andaç, anı
hatırlama <——-> ansıma
hatırlamak <——-> ansımak
hayal <——-> düş, görüntü
hayal etmek <——-> düşlemek
hayali <——-> düşsel, imgesel
hayat <——-> dirim, yaşam
hayati <——-> dirimsel, yaşamsal
hayret <——-> şaşkı
haysiyet <——-> onur, özsevi
haysiyetli <——-> onurlu
haysiyetsiz <——-> onursuz
hazım <——-> sindirim
hazine <——-> gömü
hedef <——-> erek
hediye <——-> armağan
helelozni <——-> sarmalı (fizik)
hemcins <——-> türdeş
hemfikir <——-> düşündeş, oydaş
hercümerç <——-> karışıklık, kargaşalık
heterojen <——-> ayrışık
hevesli <——-> özenci
heyecan <——-> coşku
heyet <——-> kurul
heykel <——-> yontu
heykeltraş <——-> yontucu
hibe <——-> bağışlama
hicret <——-> göç, göçme
hikaye <——-> anlatı, öykü
hikaye etmek <——-> öykülemek

isim <——-> ad
ispat <——-> kanıtlama
ispat etmek <——-> kanıtlamak
istatistik <——-> sayılama
istibdat <——-> baskı, zorbalık
istida <——-> dilekçe
istidat <——-> anıklık
istifa <——-> çekilme
istifade <——-> ası, yarar
istifade etmek <——-> yararlanmak
istihbarat <——-> danışma, haber alma
istihlak <——-> tüketim, yoğaltım
istihsal <——-> üretim
istikamet <——-> doğrultu, yön, yönelti
istiklal <——-> bağımsızlık
istila <——-> salgın
istimlak <——-> kamulaştırma
istisna <——-> ayrallık, kural dışı
istişare <——-> danışma
isyan <——-> başkaldırı
işaret <——-> im, belgi, belirti
işaret etmek <——-> imlemek, göstermek
ithalat <——-> dışalım
itibar <——-> saygınlık
itikat <——-> inanç
itilaf <——-> anlaşma
itimat <——-> güven,
itina <——-> özen
itinalı <——-> özenli
itiyat <——-> alışkı, alışkanlık
itiyat <——-> alışkanlık
izah <——-> açıklama, anlayış
izale (etme) <——-> giderme, yoketme
izdiham <——-> yığılaşma
izolasyon <——-> yalıtım
izole etmek <——-> yalıtmak
izzeti nefis <——-> onur, özsevi
jeneratör <——-> üreteç (Fiz)
jeolog <——-> yerbilimci
jeoloji <——-> yerbilim
jurnal <——-> giz iletim
jüri <——-> seçici
kabiliyet <——-> yetenek
kabir <——-> gömüt
kabus <——-> karabasan, ağırlık basma
kadar <——-> değin, dek, denli
kademe <——-> aşama
kader <——-> alınyazısı, yazgı
kaderci <——-> yazgıcı
kafi <——-> yeter, yeterli
kafiye <——-> uyak
kaide <——-> kural
kainat <——-> evren
kalifiye <——-> nitelikli
kalite <——-> nitelik
kaliteli <——-> nitelikli
kamera <——-> sinealıcı

vazgeçmek <——-> caymak
vazife <——-> görev
vaziyet <——-> durum, konum
vazo <——-> çiçeklik
vecibe <——-> ödev
vehamet <——-> korku, tehlike
veraset <——-> kalıtım, soyaçekim
veya <——-> yada
vicdan <——-> duyunç
viratör <——-> sarsaç
viyadük <——-> aşıt
vize <——-> görüldü
vizite <——-> görüm, görüm parası
yahut <——-> yada
zabit <——-> subay
zabitan <——-> subaylar
zafer <——-> utku
zan <——-> sanı
zarar <——-> dokunca

zaruret <——-> yoksulluk, zorunluk, zorunluluk
zaruri <——-> zorunlu
zaviye <——-> açı
zayi <——-> yitik
zevk <——-> beğeni
zihin <——-> an
zihniyet <——-> düşünce
bagaj <——-> taşıncak, taşıncaklik
bahtiyar <——-> mutlu
baki <——-> kalımlı
bakir <——-> erdem
bakire <——-> erden
banliyö <——-> yörekent
baraz <——-> büget
bariz <——-> belirgin
basit <——-> yalınç

bedbaht <——-> mutsuz, karayazgılı
bedbin <——-> kötümser
beddua <——-> ilenç, ilenme
bedel <——-> karşılık
bedhah <——-> kötücül
beka <——-> kalım
bekraunt <——-> artyetişim
bereketli <——-> artağanlık
beyanat <——-> demeç
beyanname <——-> bildirge, bildiri
beynelmilel <——-> uluslararası
bibliyofil <——-> kitap seven
bibliyografya <——-> kaynakça
bilhassa <——-> özellikle
bilvasıta <——-> dolaylı
bina <——-> yapı
bitap <——-> argın
bitaraf <——-> yansız
biyografi <——-> yaşam öyküsü
bizzat <——-> kendi, kendin, kendim
blokaj <——-> bekletim
blöf <——-> ürkütmece
bono <——-> ödence
brifing <——-> özetlem
buhar <——-> buğu
buhran <——-> bunalım
buldozer <——-> yerkürer
burjuva <——-> kentsoylu
burs <——-> öğrenmelik
bünye <——-> yapı
bürokrasi <——-> yazçiz
bürokrat <——-> yazçizci
cahil <——-> bilisiz
casus <——-> çaşıt
cazibe <——-> Albeni, alım, çekicilik
cinayet <——-> kıya, öldürü
cins <——-> eşey
cinsi <——-> eşeysel, cinsel
ciro <——-> çevirim
civar <——-> yöre
cümle <——-> tümce
çaresizlik <——-> umarsızlık
çek <——-> ödene
dair <——-> değin, üzerine
damping <——-> düşürüm
debdebe <——-> görkem
defa <——-> kez
def'aten <——-> birden
defile <——-> giyim gösterisi
define <——-> gömü
deformasyon <——-> değiştirim
dehşet <——-> yılgı
dejenerasyon <——-> soysuzlsşma, yozlaşma
dekor <——-> bezem
dekorasyon <——-> bezemleme
kontrol etmek <——-> denetlemek
konvoy <——-> katar
kooperatif <——-> birleşke
koordinasyon <——-> eşgüdüm, ortakgüdüm
koordine etmek <——-> eşgüdümlemek, ortakgüdümlemek
kortej <——-> alay
kostümlü parti <——-> giyimli eğlenti
kramp <——-> kıraç
kreasyon <——-> yaratı
kredi <——-> yerenek, saygı
kritik <——-> eleştiri, tehlikeli sonuç
kriz <——-> bunalım
kudret <——-> erk (Fiz) erke, güç
kumanya <——-> azık
kupür <——-> kesik
kur'a çekmek <——-> ad çekmek

kuvöz <——-> yaşanak
kuvvet <——-> güç
küfür <——-> sövgü
kültür <——-> ekin
laboratuvar <——-> deneylik
lahiya <——-> tasarı
lakaydi <——-> ilgisizlik
lanet <——-> kargış
lanet etmek <——-> kargışlamak
lazım <——-> gerekli, gerek
liberal <——-> erkin, erkinikçi
liberalizm <——-> özel girişimcilik
lider <——-> önder
likid <——-> sıvı
lisan <——-> dil
lokavt <——-> işkapatım
lügat <——-> sözlük
lütuf <——-> kayra
lüzum <——-> gerekli, gereklik
lüzum hasıl olmak <——-> gerekmek
lüzumsuz <——-> gereksiz
mabet <——-> tapınak
macera <——-> serüven
madde <——-> nesne, özdek
maddi <——-> özdeksel, tensel
mekan <——-> yer
meleke <——-> yeti, yordam
melodi <——-> ezgi
memnun olmak <——-> gönenmek, kıvanmak
memnuniyet <——-> kıvanç, sevinç
memur <——-> işyar, işgören, görevli
menfii <——-> eksi (tıp), olumsuz
merasim <——-> tören
merhamet <——-> acıma
mesaj <——-> ileti, bildiri
mesela <——-> sözgelişi, örneğin, sözgelimi
mesele <——-> sorun
mesken <——-> konut
meslek <——-> öğreti (Felsefe), uğraş
mesul <——-> sorumlu
mesuliyet <——-> sorumluluk
mesut <——-> mutlu
metafizik <——-> doğa ötesi
methiye <——-> övgü
metot <——-> yöntem
metro <——-> altulaşım
metropol <——-> anakent, başyurt
mevcudiyet <——-> varlık
mevcut <——-> var
mevzu <——-> konu
mevzubahis <——-> söz konusu
meydan <——-> alan
meyil <——-> eğilim, eğim, özlem
mezar <——-> gömüt
meziyet <——-> artam
mikyas <——-> ölçek
militan <——-> vurucu
milli <——-> ulusal
minimum <——-> azın
miras <——-> kalıt
misafir <——-> konuk
misal <——-> örnek
mısra <——-> dize
mistisizm <——-> gizemcilik
mizansen <——-> oyun düzeni, sahneye koyma
modern <——-> çağıl, çağdaş
monoton <——-> tek düze
montaj <——-> kurgu
monte etmek <——-> kurmak, kurup takmak
moral <——-> içgücü
muadil <——-> denk, denktaş
muafiyet <——-> bağışıklık
muamele <——-> işlem
muasır <——-> çağdaş
muayene etmek <——-> sınamak, yoklamak

müsabaka <——-> yarışma
müsamaha <——-> hoşgörme
müsamere <——-> gösteri, sazlı sözlü eğlenti
müspet <——-> olumlu
müstenkif <——-> çekimser
müstesna <——-> ayrıksı, ayral, ayrı
müşahit <——-> gözlemci
müşerref olmak <——->
müşfik <——-> sevecen
müşterek <——-> ortaklaşa
mütareke <——-> bırakışma
müteharrik <——-> devingen
mütenazır <——-> bakışan, birbirinr bakan
mütercim <——-> çevirmen
müessir <——-> etken, etkili
mühim <——-> önemli
müjde <——-> muştu
mükafaat <——-> armağan, ödül
mükellef <——-> yükünmlü
mükellef <——-> yükümlü
mükemmel <——-> yetkin
mülkiyet <——-> iyelik
mülteci <——-> sığınmacı
mümbit <——-> bitek, verimli
mümkün <——-> olabilir
münasebet <——-> bağıntı
münderecat <——-> içindekiler
münekkit <——-> eleştirmen
münhani <——-> eğri
müphem <——-> belirsiz
müsabaka <——-> yarışma
müsamaha <——-> hoşgörme
müsamere <——-> gösteri, sazlı sözlü eğlenti
müspet <——-> olumlu
müstenkif <——-> çekimser
müstesna <——-> ayrıksı, ayral, ayrı
müşahit <——-> gözlemci
müşerref olmak <——->
müşfik <——-> sevecen
müşterek <——-> ortaklaşa
mütareke <——-> bırakışma
müteharrik <——-> devingen
mütenazır <——-> bakışan, birbirinr bakan
mütercim <——-> çevirmen
mütevellit <——-> doğmuş, doğan, ileri gelen
müttefik <——-> bağlaşık
müzakere <——-> görüşme
naçar <——-> umarsız
nadir <——-> azrak
nakil <——-> iletme
nakliyat <——-> taşıma
namzet <——-> aday
nasihat <——-> öğüt
natamam <——-> bitmemiş, eksikli
natüralizm <——-> doğacılık
natürmort <——-> ölüdoğa
nazari <——-> kuramsal
nazariye <——-> kuram
nazım <——-> koşuk
nebat <——-> bitki
neolozizm <——-> yeni tüketim
nesil <——-> kuşak
nesir <——-> düzyazı
neşriyat <——-> yayın
netice <——-> sonuç
nevale <——-> azık
nizam <——-> düzen

sekreter <——-> yazman
sekte <——-> durgu
sektör <——-> kesim
selahiyet <——-> yetkin
self-servis <——-> buyur-al
sema <——-> gök, gökyüzü
sembol <——-> im, simge
sembolik <——-> simgesel
semere <——-> verim
sempozyum <——-> bilimsel toplantı
sentetik <——-> bileşik
sentez <——-> bireşim
serbest <——-> özgür
serdetmek <——-> ileri sürmek
serlevha <——-> başlık
sermaye <——-> anapara
serzeniş <——-> çıkışma, başa kakma
seviye <——-> düzey
seyahat <——-> gezi
seyyah <——-> gezgin
seyyar <——-> gezici
sezon <——-> sürem
sıhatli <——-> sağlıklı, esen
sıhhat <——-> esenlik
sihir <——-> büyü
sihirli <——-> büyülü
silüet <——-> karaltı
simetri <——-> bakışım
simetrik <——-> bakışımlı
sır <——-> giz
sırf <——-> salt
sistem <——-> dizge
sistematik <——-> dizgesel
sistemli <——-> dizgisel
siyasi <——-> siyasal

şahsi <——-> kişisel
şaibe <——-> leke, kir
şair <——-> ozan
şart <——-> koşul
şartlanmak <——-> koşollanmak
şeffaf <——-> saydam
şehir <——-> kent
şehvet <——-> kösnü
şekil <——-> biçim, örnek
şekilcilik <——-> biçimcilik
şey <——-> nesne
şiddet <——-> azış, yeğinlik
şifre <——-> gizyazı
şifrelemek <——-> giz yazıya çevirmek
şikayet <——-> yakınma
şoför <——-> sürücü
şuur <——-> bilinç
şüphe <——-> kuşku
taarruz <——-> saldırı
taassup <——-> bağnazlık
tabaka <——-> katman
tabii <——-> doğal
tafsilat <——-> ayrıntı

tasarruf <——-> artırma, tutum, kullanım
tasavvur <——-> tasarım
tasdik <——-> onay, onaylama
tasvip etmek <——-> onamak, uygun bulmak
tatbik <——-> uygulama
tatbiki <——-> uygulamalı
tatil <——-> dinlence
tatil etmek <——-> boşlamak, işletmemek, durdurmak
tatmin <——-> doyum, doygunluk
tatmin <——-> doyurmak
tatminkar <——-> doyurucu
taviz <——-> ödün
tavsiye <——-> öğüt, öğütleme
tayin <——-> atama, belirleme
tebliğ <——-> bildiri
tecavüz <——-> saldırı
techizat <——-> donatım
tecil <——-> erteleme
tecrit <——-> soyutlama
tecrübe <——-> deneyim, sınama, deney
tedbir <——-> önlem
tedbirli <——-> önlemli
tedricen <——-> azar azar, yavaş yavaş
tedris <——-> öğretim
tedvir etmek <——-> yönetmek
teferruat <——-> ayrıntı (lar)
teferruat <——-> ayrıntılar
tefrik <——-> ayrım
tehlike <——-> çekince
tekabül <——->
tekamül <——-> evrim
teklif <——-> öneri
tekniker <——-> uygulaman
teknisyen <——-> uygulaman
teknoloji <——-> uygulayımbilim
teknotrat <——-> uyguyımcı
tekrar <——-> yineleme
teksif etmek <——-> yoğunlaştırmak, koyulaştırmak

terör <——-> yılgı, yıldırı
terörist <——-> yıldırgan
tertip <——-> düzen, düzenleme
tesadüf <——-> rastlantı
tesisat <——-> döşem
tespit etmek <——-> saptamak
teşebbüs <——-> girişim
tetkik <——-> incelem
tevhit <——-> birleştirme
tez <——-> sav
tezahürat <——-> gösteri
tezat <——-> karşıtlık
ticaret <——-> tecim
tolerans <——-> hoşgörü
trajik <——-> ağlatısal
tranformatör <——-> değiştirgen

konsorsiyum <——-> genortaklık
konsültasyon <——-> danışım
kontekst <——-> bağlam
kontenjan <——-> saptanca
kontrat <——-> sözleşme
kontrol <——-> denetim

delil <——-> kanıt
demogog <——-> halk avcısı
demografi <——-> nüfus bilimi
demokrasi <——-> elerki
demokratik <——-> elerksel
departman <——-> bölüm
depo <——-> korunak
depo etmek <——-> yığmak, biriktirmek
depozit <——-> önödence
dercetmek <——-> koymak, geçirmek
derece <——-> aşama
deşarj <——-> boşalım, boşalma
deşifre etmek <——-> çözmek, sökmek
devalüasyon <——-> değer düşürme
devam <——-> sürek
deveran <——-> dolaşım
esir <——-> tutsak
eskiz <——-> taslak
esrarlı <——-> gizemli
estetik <——-> güzel duyu
eşantiyon <——-> örneklik
eşel mobil <——-> oynak ölçü
etraf <——-> çevre, dolay
evham <——-> kuruntu
ezeli <——-> öncesiz
ezilet <——-> özgü
faal <——-> etkin
faaliyet <——-> etkenlik
fabrika <——-> yapınak
fabrikasyon <——-> yapınış
fabrikatör <——-> yapınman
facia <——-> ağlatı
fakir <——-> yoksul
fakirlik <——-> yoksulluk
faktör <——-> etman
fal <——-> bakı
fani <——-> kalımsız
fantezi <——-> düşlem
faraziye <——-> varsayım
fark <——-> ayrım
farklı <——-> ayrımlı
farksız <——-> ayrımsız
farz etmek <——-> varsaymak
fatura <——-> satmaca
fayda <——-> yarar
faydalanma <——-> yaralanma
faydalı <——-> yaralı
fazilet <——-> erdem
fedakar <——-> esirgemez, özverili, özgeçili
felaket <——-> yıkım
ferman <——-> buyruk, buyrultu
fert <——-> birey
fetiş <——-> tapıncak
fevkalade <——-> olağandışı, olağanüstü
feza <——-> uzay
fikir <——-> düşünü, düşüncel
filhakika <——-> gerçekten
finanse etmek <——-> akçalamak
form <——-> biçim
forumdas.net<——->forumdas
fren <——-> durduraç
frigotik <——-> soğutmalı
fuel oil <——-> yağyakıt, sıvıyakıt
fultaym <——-> tamgün
füsun <——-> büyü
gafil <——-> aymaz
gaflet <——-> aymazlık
galibiyet <——-> yengi
garanti <——-> güvence
garip <——-> yabansı
gaye <——-> amaç, erek
gayret <——-> çaba
gayri ihtiyari <——-> istemsiz
gayri muayyen <——-> belgisiz, belirsiz
gayri muntazam <——-> düzensiz
gayri mümkün <——-> olanaksız
gayri müsavi <——-> eşitsiz
gayri samimi <——-> içtensizlik
gayri tabii <——-> olağandışı, olağanüstü
gazete <——-> günce
gıda <——-> besin
grafik <——-> çizge
grev <——-> işbırakımı, bırakım
greyder <——-> yerdüzler
güruh <——-> tayfa, takım, bölük
haberleşme <——-> bildirişim, yazışma
hacim <——-> oylum
hadise <——-> olay
hafif <——-> yeğni

ilham <——-> esin
ilham almak <——-> esinlenmek
illegal <——-> yasadışı
illüzyonist <——-> gözbağcı
ilmi <——-> bilimsel
iltica <——-> sığınma
iltica etmek <——-> sığınmak
iltihap <——-> yangı, irin
ima <——-> anıştırma
ima etmek <——-> anıştırmak
imaj <——-> görüntü, imgel
imal <——-> yapım
imalatçı <——-> yapımcı
imalathane <——-> yapımevi
iman <——-> inan, inanç
imkan <——-> olabilirlik, olanak
imkansız <——-> olanaksız
imla <——-> yazım
imtihan <——-> sınav
imtiyaz <——-> ayrıcalık
inat <——-> direnim
indeks <——-> dizin
infaz <——-> yürütüm
inhiraf <——-> açılım
inhisar <——-> tekel
inkar <——-> yadsıma
inkar etmek <——-> yadsımak
inkilap <——-> devrim
inkişaf <——-> açınma, gelişim, gelişme
insiyak <——-> içgüdü
insiyaki <——-> içgüdüsel
inşaat <——-> yapı
intiba <——-> duyuş, izlenim
intihap <——-> seçim
intizam <——-> düzen, düzenlilik
iptidai <——-> ilkel
irade <——-> istem, istenç
irsi <——-> kalıtsal
irtibat <——-> bağlantı
irtica <——-> gericilik
irticalen <——-> doğaçtan, doğaçlama

kamp <——-> dinlenek, toplanak
kampanya <——-> savaşım, alım-satım dönemi
kamyon <——-> yüklet
kanaatkar <——-> yetkin
kanande <——-> akıncı
kanun <——-> yasa
kanuni <——-> yasal
kaparo <——-> güvenmelik
kapital <——-> anamal
kapitalist <——-> anamalcı
kapris <——-> özenç
karakter <——-> ıra
kare <——-> dördül
kati <——-> kesin
katip <——-> yazman
katiyen <——-> kesinlik
katliam <——-> kırım
kaybetme <——-> yitirme
kaybolmak <——-> yitmek
kayıp <——-> yitik
keder <——-> üzünç
kelime <——-> sözcük
kemiyet <——-> nicelik
kere <——-> kez
kesafet <——-> yoğunluk
kesif <——-> yoğun
keşif <——-> bulgu
keyfiyet <——-> nitelik
kifayet <——-> yeterli
kifayetli <——-> yeterli
kifayetsiz <——-> yetersiz
kısım <——-> bölüm
kıstas <——-> ölçek, ölçüt
kitabe <——-> yazıt
kıyafet <——-> giyim
kıyas <——-> örneksel
kıyas <——-> ölçme, benzetme
kıyaslama <——-> karşılaştırma
kollokyum <——-> konuşu
komedi <——-> güldürü
komedyen <——-> güldürmen
komisyon <——-> yarkurul
kompleks <——-> karmaşık, karmaşa
komplike <——-> karışık
komplo <——-> gizdüzen
komposizyon <——-> düzen
konferans <——-> konuşma
konfeti <——-> saçı
kongre <——-> kurultay
konserve <——-> saklanca
transfer <——-> aktarma, geçirme
transplantasyon <——-> örgen aktarımı
travers <——-> tabanlık
turist <——-> gezgin
turistik <——-> gezinsel
turizm <——-> gezim
turne <——-> gezme, gezim
abide <——-> anıt
ablem <——-> belirge
abluka <——-> kuşatım

acayip <——-> yabancı

Fabl Nedir?

Bir tür küçük öyküdür. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan küçücükkesitler, hayvanlar ya da bitkiler arasında geçmiş gibi anlatılır. Bugün daha çok çocuk edebiyatında yer alan fabllerin, toplumu eğitici; örneklendirme ile kötü davranışlardan caydırıcı özelliği ile eskiden büyükleri eğitmede de anlatıldığı sanılmaktadır.
Fabllerde soyut konular, olay plânıyla hem somutlaştırılarak hem de hareket kazandırılarak işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü… vb. çatışmalar; bu niteliklerinyakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş gibi gösterilir.Fablin de dört ögesi vardır; kişiler, olay, zaman, yer..
Kişiler: Fablin konusu olan olay, kişileştirilmiş en az iki hayvanın başındangeçer. Bunlardan biri iyi ahlâklı bir tipi, diğeri kötü ahlâklı bir tipi canlandırır.Fablde ikinci derecede kişiler çok azdır, bazen yoktur. Kişi betimlemesi yoktur.Kahramanlar arasında tilki varsa biz onu kurnaz insan yerine koyarız; arslanvarsa cesaretine güvenen biri yerine koyarız. Kısa olay bile bütün yönleriyle değil, yalnızca fable konu olan yönüyle tanımlanır. Derinlemesine duygu çözüm lemelerine yer verilmez.Fabllerde bir de anlatıcı kişi vardır. Bu kişinin de betimlemesi yapılmaz, cinsiyeti verilmez. Anlatıcıkahramanlarıizler, dersini alır. Böylece dinleyen ile ay-
nı görüşü paylaşır. Olay: Fablin konusu insan başına gelebilecek her hangi bir olaydır. Olay,kahramanın eyleme dönüşmüşbeğenme, istek, özlem, öfke, korku… gibi tutkuya dönüşmüş duygularından doğar. Fablin gövdesini bir olay oluşturur, asılönemli olan fablin anlatılışnedenidir. Buna "ders" denir. Fabl plânıdört bölümdür: Serim, düğüm, çözüm, öğüt.
Serim: Olayın türüne, çıkarılacak derse göre kişileştirilmiş hayvanlar veçevre tanıtımının yapıldığı bölümdür.
Düğüm: Olay o çevrede verilmek istenen derse göre gelişir. Kısa ve sıkkonuşmalar vardır. Hemen birkaç konuşma ile olay düğümlenirÇözüm: Olay beklenmedik bir sonuçla biter. Fablin en kısa bölümüdür.
Öğüt: Ana fikir bu bölümde öğüt niteliğinde verilir. Bu bölüm kimi zaman başta, kimi zaman sondadır. Kimi zaman da sonuç okuyucuya bırakılır.
Yer: Tasvir yapılmaz fakat çevre çok iyi verilmelidir: Orman, göl kenarı,yol… gibi. Olayın geçtiği yer olayla birlikte değişebilir.
Zaman: Her olay gibi fabldeki olay da bir zaman diliminde geçer. Kronolojik zaman kullanılır.
Fabl örneği:
Keçi Can PazarındaKeçiciğin aklıbir karışhavada ya, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekipgitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; hemen görmüş keçiciği:
"Heh, işte ağzıma lâyık bir lokma. Yaşasın!" demiş.
Keçicik, bakmış can pazarı. Hiç kurtuluş murtuluş yok:
"Eh, n'apalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt ." demiş. "Madem ölüm ka-
pıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim.."Kurt, "Son isteği zavallının… "demiş, bulmuşbir kaval, füyt füüyt çalmaya başlamış. Kurtçalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt, durumu anlayıpoyuna geldiğini sezinlemiş:
"Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kur-
ban!" demiş.
Zamansız bir işe kalkışmanın sonu budur. Ölçmeli, biçmeli adımınıona göre atmalı. Tersi ol-
du mu, işte böyle Dİmyat'a pirince giderken evdeki bulgurundan olur.

Türkçe Terimler Sözlüğü

A
Abartma (Mübalağa) : Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :

Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

Alem sele gitti gözüm yaşından

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Açık Oturum : Geniş halk kitlelerini ilgilendiren konuların, yine bu kitlelere o sahanın uzmanı kişilerce bir toplantı salonunda anlatıldığı etkinliklerdir. Geniş bir salon seçip seyirci toplanır, önceden belirlenen konu bu seyircilere sahanın uzmanı, tanınmış kişilerce anlatılır.

AD : Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

Ad Aktarması (Mürsel Mecaz) : Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :

"Sinema" için "beyaz perde"

"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

Ad Aktarması : Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir. Örnek :

Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)

Soba yandı (İçindeki odun – kömür)

Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)

Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)

Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)

Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ek eylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek : Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

Ad Tamlamaları : En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :

Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.

Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.

Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

Anı (Hatıra) : Yaşanmış olayları duyurmak için yazılan yazı türüne anı denir. Yazarın kendi başından geçen ya da kendisinin de karıştığı olayları sanat değeri taşıyan güzel bir dille anlatmasından oluşan yazı türüdür anı.

Anlam Daralması : Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.

Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

"Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

Anlam Genişlemesi : Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.

Anlam Kayması : Bakınız : Başka Anlama Geçiş.

Argo : Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir. Örnek :

Okutmak (elden çıkarıp – satmak)

racon (adet – usül)

şabanlık (aptallık – sersemlik)

keklemek (kandırmak – aldatmak)

Aruz Ölçüsü : Arap dilinde doğmuş ve Divan Edebiyatı ile şiirimize girmiş olan ve mısralarındaki hecelerin uzunluk ve kısalığına bağlı olarak kullanılan ölçüdür. Aruzda, hece ölçüsünde olduğu gibi, hecelerin yalnız sayı bakımından denkliği yeterli değildir. Mısra içlerindeki kelimeler aynı zamanda açık ve kapalı oluşları bakımından da birbirlerine denk olmalıdır. Sesli harflerle biten heceler açık (kısa), sessiz harflerle biten heceler de kapalıdır (uzun). Aruz ölçüsü, İslamiyet’in kabulüyle bize geçmiş, yüzyıllar boyu edebiyatımızda kullanılmış, Cumhuriyet döneminde hemen hemen bırakılmış bir ölçüdür.

Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.
B
Bağlı Cümle : Aralarında anlam ilgisi bulunan basit veya birleşik cümlelerin bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan cümlelere bağlı cümle denir. Bağlı cümleler “ama, fakat, yalnız, ve, veya, ne…ne…, hem…hem …” gibi bağlaçlarla oluşturulur. Örnek : Para hem insana dosttur hem düşman.

Basit Sözcükler : Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

Örnek : Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

Basit Cümle : Tek yargı bildiren, içinde herhangi bir fiilimsi bulunmayan ve bir yüklemi olan cümlelerdir. Örnek : Yanımıza biraz yiyecek alalım.

Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması) : Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir. Örneğin :

"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir.

Belirteç Tümleci : Bakınız : Zarf Tümleci.

Betimleme Paragrafı : Bir olayı, bir varlığı, durumu, çevreyi ya da bir kavramı göz önünde canlandıracak biçimde anlatan paragraflara betimleme paragrafı denir. Gözlemlenen her varlığın, tasarlanan her kavramın duyu organlarımız ve duygularımız üzerinde bıraktığı iz betimlenebilir. Bu tür paragraflar çoğunlukla roman, öykü, gezi ve anı gibi yazı türlerinde kullanılır.

Örnek : Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine kokusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokuları geliyor burnuma.

Beyit : Aralarında anlam ilişkisi bulunan iki dizeden oluşmuş koşuk parçası.

Bileşik Sözcükler : İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.

Birleşik Cümle : Temel cümlenin bir öğesi durumunda bulunan yan cümlecikten oluşan cümlelerdir. Bu cümlelerde tek yüklem bulunur.

Biyografi : Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir. Biyografilerde yurtlarına, insanlığa hizmetleri dokunmuş önemli kişilerin çalışmaları, hayatları, eserleri anlatılır. Biyografilerin açık, sade bir dille, tarafsız olarak yazılması gerekir.

Buyruk Cümlesi : Bakınız : Emir Cümlesi.

Büyük Ünlü Uyumu : Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.
C
Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.

Çalıştım.

Ders çalıştım.

Sabaha kadar durmadan ders çalıştım

Cümle Tamamlama : Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu eksik tamamlanır.

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.

Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.

Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Örnek : İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doğanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doğayı korumak için sempozyumlar düzenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü…

Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.

Yanlış yaptıklarının bilincindeler.

Kendilerini affettirmek istiyorlar.

Doğayı taklit etmek istiyorlar.
Ç
Çatı : Fiillerin özne ve nesne alıp almamaları yönüyle incelenmesine çatı denir.

Çekim Eki : Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur. Örnek : Kardeş kitap kitapçı al.
D
Daralma : Son hecesi “a-e” geniş seslileriyle biten kelimelere “-yor” eki getirildiğinde bu geniş sesler daralarak(ı,i,u,ü) ye dönüşür. Buna ünlü daralması denir. Örnek : Anla-yor değil anlıyor.

Deneme : Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde, özel görüş ve düşüncelerini iddiasız, kesin kurallara varmaksızın anlattığı yazılara deneme denir.

Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda bulunmayan cümledir. Bu tür cümleler daha çok şiir dilinde ve konuşmalarda görülür. Örnek : Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal. Gülme komşuna, gelir başına.

Deyim : Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

İçine ateş düşmek

Pabucu dama atılmak

Yüreği ağzına gelmek

İki gözü iki çeşme

Didaktik Şiir : Belli bir düşünceyi kabul ettirmek veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak için yazılan öğretici şiirlere didaktik şiir denir.

Dilek (istek) Cümlesi : Bir dileği, bir isteği, bir arzuyu, bir temenniyi bildiren cümlelere, anlamları yönünden dilek veya istek cümlesi denir. Örnek :

Yarın bizde toplanıp bir güzel yemek yiyelim.

Çocuk tek kazansın da neresi olursa olsun.

Umarım işleriniz yolunda gidiyordur.

Ah şu bahar bir gelse, çocuklar neşe içinde koşup oynasa.

İnşallah bütün düşlerin bir gün gerçek olur.

Allah sana uyuz versin de tırnak vermesin.

Gözün kör olsun.

Dize : Koşuk bir parçayı meydana getiren satırlardan her biri, mısra

Dolaylı Anlatım: Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır. Örnek :

En iyi romanlar, bir bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)

En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)

Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)

Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

Dolaylı Söz Söyleme : Bakınız : Kinaye.

Dönüşlü Fiil : İşi yapan ve yapılan işten etkilenen gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere dönüşlü fiil denir. Dönüşlü fiiller, edilgen fiiller gibi “-l-, ve –n-“ eklerini alır. Aralarındaki en büyük fark ise şudur : Dönüşlü fiillerin gerçek öznesi vardır, edilgen fiillerde ise sözde öznesi vardır. Örnek : Ali, erkenden uyandı, önce yıkandı, kurulandı, giyindi, sonra yola koyuldu.

Duygu Paragrafı : Olayı anlatan kişinin iç dünyasının, duygularının öne çıktığı bir paragraf çeşididir. Yazar duygularını, kimi zaman öyküleyici, kimi zaman da betimleyici anlatım biçimlerini kullanarak okura ulaştırır. Bu tip paragraflarda kişinin iç dünyasına yönelik özellikler, tutkular, davranışlar, ağırlık kazanır.

Örnek : Daha elli yaşına gelmemiştim; zengindim, ünlüydüm; sağlığım yerindeydi, aklı başında çocuklarım vardı. Birdenbire hayatım duruverdi. Soluk alabiliyor, yiyip içiyor, uyuyordum. Ama yaşamak değildi bu. Hiçbir şey istemiyordum artık. İstenecek bir şey olmadığını biliyordum. Hayat, birinin yaptığı saçma bir şaka gibi geliyordu bana. Kırk yıl boyunca çalış didin, ilerle; sonra da ortada hiçbir şey olmadığını gör.

Düşünce Paragrafı : Belli bir konu üzerinde belli bir bakış açısı olan, bu bakış açısını ortaya koyan, bunu savunan ve tartışan bir paragraf türüdür. Kısaca, bir düşüncenin başkalarına ulaştırılması amacıyla oluşturulan paragraflara düşünce paragrafı denir. Daha çok makale, fıkra, deneme gibi yazı türlerinde düşünce paragrafları kullanılır. Düşünce paragrafları, genellikle açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda bir ana düşünce ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler yer alır.

Örnek : Kişisel gözlemlerin öne çıktığı yazıların getirdiğini, bilimsel araştırmalar getiremez. Aydınlar için çok önemli olan bilimsek araştırmalar, yazarlara yetmez; onlar için kişisel saptamalar çok daha önemlidir. İnsanın insandan alabildiğini; deneylerin sayıların alması olanaksızdır.

Düz Tümleç : Bakınız : Nesne.
E
Edat Tümleci : Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek : Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

Edilgen Fiil : İşi yapan gerçek bir öznenin bulunmadığı fiillerdir. Bu tür fiillerde özne işi yapan değil, başkasının yaptığı işten etkilenendir. Daha doğru bir ifadeyle edilgen fiillerde özne, pasif durumdadır ve iş onun üzerinde yapılır. Edilgen fiiller, fiil kök veya gövdelerine “-l-“ veya “-n-“ eklerinin gelmesiyle oluşturulur. Örnek : Taşlıkta çocuk sesleri duyuldu. Çamaşırlar yıkandı.

Eğretileme (İstiare) : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :

Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)

Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

Ek : Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.

Eleştiri (Tenkit) : Bir sanat eserinin, bir sanatçının gerçek değerini belirlemek amacıyla yapılan inceleme ve araştırmalara eleştiri denir. Bir metni inceleme yoluyla o metnin üzerinde bir değer yargısına varma ; bir eserin zayıf ve kuvvetli yanlarını belirtme, eleştirinin özelliklerindendir.

Emir (Buyruk) Cümlesi : Emir kipiyle kurulan ya da gelecek zaman kipinin emir anlamıyla kullanıldığı cümlelere, anlamları yönünden emir cümlesi denir. Örnek :

Sandalyeyi çek, sessizce oturup bekle.

Öğretmeniniz izinli, gürültü etmeden ders çalışın.

Herkes ödevlerini önümüzdeki hafta getirecek, not alacak.

Şuraya da bir halı ser, ortalığı topla.

Sen de çalış ve para kazan artık.

Epik Şiir : Kahramanlık yiğitlik, savaş konularını işleyen ya da tarihi bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlerdir. Bu tür şiirler okuyanda vatan ve millet sevgisi oluşturur.

Eş Sesli Sözcükler : Bakınız : Sesteş Sözcükler.

Etken Fiiller : İşi yapan gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere etken fiil denir. Örnek : Hasan, bu konuyu iyi anladı. Her gün oraya giderdik.

Ettirgen Fiiller : Geçişli fiillerin “-r, -ar, -er, -t, -tır” ekleriyle geçişlilik derecesinin artırılmasıyla oluşturulan fiillere ettirgen fiil denir. Bu fiillerde özne işi yapmaz daha çok başkasına yaptırır. Örnek : duymak – duyur.

Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.

Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-

Gel-di-m kopar-ı-yor-uz

Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)

-di (zaman eki) -yor (zaman eki)

-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek : Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.
F
Fabl : Kahramanlarının çoğu, hayvanlardan, bitkilerden seçilen, sonunda bir ahlak veya hayat dersi bulunan yazı türüdür. Bu tür, insanların hatalarını düzeltmeye, töresel bir kavramı ortaya koymaya yarar. Fabllardaki düşsel unsurlar birer araçtır. Asıl hedeflenen ise ahlaki derstir. İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilerek, bu varlıklar öyle hareket ettirilir.

Fıkra : Bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde, kişisel anlayış, görüş ve düşüncelerini güzel bir uslupla, hiçbir kanıtlama gerekliliği duymadan anlattığı yazı türüne fıkra denir.

Fiil Cümlesi : Bakınız : Eylem Cümlesi

Fiiller : Bakınız : Eylemler.
G
Geçişli Fiil : Kullanılırken nesneye ihtiyaç duyan, nesne gerektiren; yani “ne, neyi ve kimi” sorularına cevap veren fiillere geçişli fiil denir. Örnek : Anlatmak, duymak, görmek, yazmak, söylemek, seyretmek

Geçişsiz Fiiller : Nesne almayan, yani “ne, neyi ve kimi” sorularına cevap vermeyen fiillerdir. Örnek : Ağlamak, uyumak, gülmek, solmak, akmak, oturmak, kalkmak…

Günlük (Günce) : Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir.
H
Hece ölçüsü : Dizelerdeki sözcüklerin hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması gerekir. Hece sayısının eşitliği, o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. Yedi heceli bir dizenin kalıbı, yedili; on bir heceli bir dizenin kalıbı on birli diye anılır.

Hikaye (Öykü) : Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikaye denir. Hikayede çevre sınırlıdır. Dar bir çerçevede, zamanın kısa bir anında belli bir şahıs kadrosuyla işlenir konu.
İ
İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İsim Cümlesi : Bakınız : Ad Cümlesi

İstek Cümlesi : Bakınız : Dilek Cümlesi.

İstiare : Bakınız : Eğretileme.

İşteş Fiil : Fiilde anlatılan işin birden fazla özne tarafından birlikte veya karşılıklı yapıldığını gösteren fiillere işteş fiil denir. İşteş fiil, her şeyden önce, birden fazla öznesi olan fiil değil, olabilmesi, meydana gelebilmesi için birden fazla özneyi gerektiren fiildir. Fiillerde işteşlik, fiil kök veya gövdelerine getirilen (-ş-, -ış-, -iş-, -uş-, -üş-) ekiyle yapılır. Örnek : Ahmet dövüşmüş. Onunla tam iki yıl mektuplaştı.
K
Kafiye (Uyak) : En az iki dize sonunda anlamca ayrı, sesçe birbirine uyan iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir. Dize sonlarında yazılışları ve okunuşları aynı olup, anlamları ve görevleri farklı olan kelimelerin veya eklerin tekrarı kafiyeyi oluşturur.

Kaynaştırma : Bilindiği gibi dilimizde iki sesli harf yan yana gelemez. Sonu sesli ile biten bir sözcüğe yine sesli ile başlayan bir ek getirildiğinde araya okumayı kolaylaştırmak için bir sessiz harf girer. Buna kaynaşma, getirilen harflere de kaynaştırma harfleri diyoruz. Bunlar “y-ş-s-n” dir. Örnek : Ali-y-i, kardeşi-n-e, anne-s-i.

Kıta : En az dört dizeden oluşmuş koşuk ya da koşuk parçası.

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :

Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

Bulmadım dünyada gönüle mekan

Nerde gül bitse etrafı diken

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

Kişileştirme – Konuşturma : Bakınız : Teşhis – İntak.

Konferans : Bilim iddiası taşıyan konuşma; bilginlerin, fen adamlarının, sanatçıların, bir konu hakkında derin bilgisi, görüşleri olan kimselerin özel toplantılarda, radyoda, dinleyicilere karşı bir konu üzerinde düşüncelerini, bilgilerini açıklamak, öğretmek gayesiyle söylenen sözlerdir.

Koşuk : Ölçülü, uyaklı yapıt, nazım, manzume

Kök : Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır. Örnek : Bal, kaş, göz, el

Kurallı (Düz) Cümle : Yüklemi sonda bulunan cümledir. Türkçe’de yardımcı unsurlar başta, temel unsur sonda bulunur. Cümlenin temel unsuru yüklemdir.

Küçük Ünlü Uyumu : Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.

Örnek : bilge, ıslak, azgın, incirler

Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

Örnek : oduncu, gülümsemek, kömürlük, öğrenci
L
Lirik Şiir : İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu tür şiirde hayal, duygu ve coşkunluk birinci plandadır.
M
Masal : Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan düşsel öykülerdir. Masalda eğiticilik ve öğreticilik esastır. Masallardaki olaylar gerçeğe uymaz. Kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir. Masalın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. Masallar ulusal özellik taşımaz, evrenseldir.

Makale : Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği savunmak için yazılan yazılardır. Makalenin temel öğesi fikirdir. Başlı başına bir konu üzerine yazılan eser, gazete ve dergi ile yayınlanmak üzere yazılan ve herhangi bir konuyu inceleyen yazı da makale olarak isimlendirilir.

Manzume : Genellikle ölçülü, uyaklı yazılmış, koşuk, neşide.

Mecaz Anlam : Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mektup : Birbirlerinden uzaktaki insanların, anlaşmak ve haberleşmek amacıyla yazdıkları; duyguları, dilekleri, düşünceleri bildirmek amacı taşıyan yazı türüdür. Her türlü konu mektuba girebilir. Mektubu konuşmanın yazıya çevrilmiş şekli kabul edebiliriz. Mektuplar özel mektuplar, iş mektupları, edebi mektuplar gibi değişik türlerde olabilir.

Mısra : Dize. (Bir beyitte iki mısra bulunur.)

Monografi : Bir kimsenin hayatını, eserlerini geniş olarak inceleyen eserlere monografi denir. Biyografilerde bir çok sanatçı, bilim adamı değişik yönleriyle ele alınırken, monografilerde sadece bir kişi geniş olarak incelenir.

Mübalağa : Bakınız Abartma.

Mürsel Mecaz : Bakınız : Ad aktarması
N
Nazım : Koşuk.

Nesne (Düz Tümleç): Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir.

Neşide : Koşuk, manzume.
O
Olay Paragrafı : Olmuş ya da olabilecek türdeki olayları, kişi, yer ve zaman göstererek anlatan cümlelerden oluşmuş paragraflardır. Bu paragraflarda belli bir olay yer alır. Olay paragraflarına, roman, öykü, masal gibi edebiyat türlerinde rastlanır. Bu paragraflarda temel amaç okuru olay içine çekmek, olay içinde yaşatmaktır. Olay paragrafları genellikle öyküleyici anlatım biçimi kullanılarak kurulur.

Örnek : İlk dinlediğim konserdi bu. Çalgıcıları yönetenin müzik öğretmenimiz Suat Bey olduğunu görmeyeyim mi? Hem de smokin giymişti. Penguen gibi bir görünüşü vardı. Elindeki şef değneği ile sahnedeki çalgıcıları değil de, sanki dünyayı yönetiyormuş gibiydi. Nasıl oluyor da böyle bir adam, bizim gibi bacaksızlara müzik dersi vermeye geliyor. Biz de onunla alay etmeye kalkıyorduk.

Oldurgan Fiil : Geçişsiz fiillerin “-r, -ar, -er, -t, -tır” ekleriyle geçişli hale getirilmesiyle oluşturulan fiillere oldurgan fiil denir. Fiilin ilk hali “ne, neyi, kimi” sorularına cevap vermezken, ikinci hali, yani “-r, -t, -tır” eklerini almış hali, bu sorulara cevap vermektedir. Örnek : uyumak – uyut.

Olumlu Cümle : Yüklemin bildirdiği anlam, eylemin yapılması doğrultusundaysa bu tür cümlelere olumlu cümle denir. Örnek :

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz. (Olumlu eylem cümlesi)

Özü gerçek yaşam dayalı tiyatro yapıtları, doğrudur ve güzeldir. (Olumlu ad cümlesi)

Sattığınız malların dökümünü çıkarıp karı hesaplayalım. (Olumlu eylem cümlesi)

Olumsuz Cümle : Bir eylemin gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğini ya da bir şeyin yokluğunu bildiren cümlelerdir. Örnek :

Aradığınız kişi burada yok. (Olumsuz ad cümlesi)

Dünkü davranışlarınızı hiç tasvip etmedim. (Olumsuz eylem cümlesi)

Kimse olayın nedenini bilmiyor. (Olumsuz eylem cümlesi)

Otobiyografi : Bir insanın, kendi hayatını kendisinin yazdığı eserlere otobiyografi denir. Biyografilerde kişinin hayatı, çalışmaları başkası tarafından yazılırken otobiyografilerde kişi kendisini anlatır, yazar.
Ö
Ölçü : Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir.

Öneri Bildiren Cümleler : Bir sorunu çözmek, herhangi bir konuda yol gösterip bilgi ve fikir vermek amacıyla, öne sürülen görüşü, düşünceyi ve teklifi içeren cümlelere öneri bildiren cümleler denir. Örnek :

Kitabın sonuna bir de kaynakça konsa iyi olur.

Konuyu iyice anlamak istiyorsan, önce tekrar et, sonra da bol bol soru çöz.

Oyunda günlük yaşamın derinliğine fazlaca girilmeseydi, oyun daha derli toplu olurdu.

Siyah eteğin üstüne mavi desenli gömleğini giyersen sana daha çok yakışır.

Önyargı Bildiren Cümleler : Bir eylem henüz sonuçlanmadan, o eylemin nasıl sonuçlanacağı konusunda fikir yürüten cümlelerdir. Örnek :

Bizi görür görmez yine bağırıp çağıracak.

Ben zaten onun suçlu olduğunu baştan biliyordum.

Göreceksiniz, son şiirlerinde de ayrılık ve ölüm üzerine konuşup bizleri hayal kırıklığına uğratacak.

Bu çocuğun bir baltaya sap olamayacağı baştan belliydi.

Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme "Ne? Neler?" soruları yöneltilir.
P
Panel : Bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde birkaç kişi tarafından tartışılmasına panel denir. Amaç karar vermekten çok, bir meseleyi çeşitli yönleriyle aydınlatmak, çeşitli görüşleri, eğilimleri ortaya çıkarmaktır.

Pastoral Şiir : Doğa güzelliklerini; orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bu hayata duyulan özlemi ifade eden şiir türüne pastoral şiir denir.
R
Redif : Dize sonlarındaki yazılışları ve görevleri aynı olan ek, kelime ya da kelime gruplarına redif denir.

Roman : Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir. Roman; bir hayatı, hayatın akışını değiştiren büyük olayları, insanı ilgilendiren her türlü konuyu işleyebilir.

Röportaj : Bir gazetecinin her hangi bir yeri, bir kurumu gezerek, orada gördüklerini kendi görüşleri ile birleştirerek yazdığı gazete yazılarına röportaj denir.
S
Satirik Şiir : Toplum hayatındaki aksayan yönlerin, düzensizliklerin, insanların çeşitli konulardaki beceriksizliklerinin ve zayıflıklarının anlatıldığı yergi şiirlerine satirik şiir denir.

Ses Daralması : "a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.

Örnek : bekle-yor bekliyor

Oyna-yor oynuyor

Ses Düşmesi : Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.

a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.

Omuz um omzum oğul u oğlu

Kahır ol kahrol seyir et seyret

Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık

Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış

b) Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.

Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık

Yüksek yüksel küçük küçül

Rast gelmek rasgelmek ast teğmen asteğmen

Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.

Sessiz (ünsüz) Benzeşmesi : Sert ünsüzle biten bir sözcüğe yine ünsüzle başlayan bir ek getirilecekse, bu ekin başındaki ünsüz, sertleşir. Buna ünsüz uyumu ya da ünsüz benzeşmesi denir. Örnek : milletce değil milletçe

Sessizler : Bakınız : Ünsüzler.

Sesteş (Eş Sesli) Sözcükler : Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :

Yüzünde kan lekesi vardı. – Sen hala onun söylediklerine kan.

Ay'a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiş. – Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.

Gül sen, gülün olayım. – Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.

Ses Türemesi : Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe'de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.

Seyahat (Gezi) Yazısı : Gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir. Bilinmeyen, görülmeyen bir yeri, bir memleketi, manzaraları, insanları, gelenekleri, anlatmak gezi yazılarının özelliğidir. Gezi yazıları; gezilip görülen yerlere ait bilgi vermek, o yerlerin güzelliklerini ve görülmeye değer yanlarını göstermek amacını taşır.

Sıralı Cümle : Basit ya da birleşik yapılı birden fazla cümlenin birbirine virgül, veya noktalı virgülle bağlanması sonucu oluşturulan cümlelerdir. Sıralı cümlelerde en az iki yüklem bulunur. Zaten basit ve birleşik cümlelerden farkı da birden fazla yüklemi olmasıdır. Örnek : Sakla samanı, gelir zamanı.

Sohbet (Söyleşi) : Sohbet, bir konuyu fazla derinleştirmeden, karşınızda biri varmış da onunla konuşuyormuşçasına işleyen yazılardır. Sohbette yazar, kişisel görüşlerini, düşüncelerini bir söyleşi sıcaklığıyla anlatır.

Soru cümlesi : Bir duyguyu, düşünceyi soru yoluyla anlatan veya soru yoluyla bilgi almayı amaçlayan cümlelere soru cümlesi denir. Örnek : Oraya nasıl gidebilirim?

Söylev (Nutuk) : Dinleyicilere belli bir fikri, bir duyguyu aşılamak için söylenen uzunca sözlere denir. Edebiyatımızda sözlü ifade tarzına dayanan bir türdür. Söylevlerin konuları, çoğunlukla; toplumsal fikirler, toplumsal ve ulusal davalardır.

Sözcük : Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.
Ş
Şart Birleşik Cümle : Birleşik cümlelerde, yan cümlecik temel cümleye şart anlamı katarak bağlanmışsa, bu tür cümlelere şart birleşik cümle denir. Şar birleşik cümlelerde yan cümlecik “-sa, -se” ekiyle oluşturulur. Örnek : Bakarsan kimin geldiğini görürsün.

Şart Cümlesi : Eylemin, yargının gerçekleşmesini şarta bağlı olarak bildiren cümlelere şart cümlesi denir. Örnek : Görürsem selamını söylerim.

Şiir : Seslerin, ritimlerin, uyumların kaynaşmasıyla en güçlü duyguları, izlenimleri, coşkuları canlandırma ve etkileme sanatı; koşuk.
T
Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :

Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Tartışma : Bir konu üzerinde karşılıklı olarak olumlu ve olumsuz fikir yürütme, bir fikre karşı olan fikri savunma hali; karşı karşıya durum alıp zayıf tarafları aramadır tartışma.

Temel Anlam : İlk Anlam (Temel Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)

Şişenin boğazı kırılmış.

Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.

Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.

Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

Temel Cümle : Birleşik cümlelerde asıl yargıyı bildiren, yardımcı yargıları sonuca bağlayan cümlelerdir. Daha öz bir ifadeyle temel cümle yüklemdir.

Terim : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

Teşhis – İntak (Kişileştirme – Konuşturma) : İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :

Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)

Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Tiyatro : Dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere yazılan edebiyat türlerinin ortak adına tiyatro denir. Ayrıca yapılan eserlerin sahnede oynanmasına ya da bu tür eserlerin oynandığı binaya da tiyatro denir. Tiyatroda sadece jest (el, kol) ve mimikle (kaş, göz, ağız, yanak) gösterilen oyunlara pandomim; daha çok müziğin hakim olduğu baştan sona bestelenmiş oyunlara opera; baştan sona değil de yer yer ve hafif bir şekilde bestelenmiş oyunlara operet; beş altı dakikaya sığdırılan tablolar halinde, kısa müzikli oyunlara da skeç denir.

Türemiş Sözcükler : Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.

Örnek : Ölümün anlamı değişti birden.
U
Ulama : Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır.

Dikkat edeceğimiz şey, arada noktalama işaretlerinden herhangi birinin olmamasıdır.

Örnek :

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Ü
Ünlem Cümlesi : Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir. Örnek :

Ah, elim yandı!

Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!

Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım!

O… kimler gelmiş, kimleri görüyorum!

Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

Ünsüzler (Sessizler) : Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe'de 21 ünsüz vardır

Ünsüz Yumuşaması : Türkçe sözcüklerin sonunda bulunan sert sessizlerden (p,ç,t,k) sonra sesli bir harfle başlayan bir ek getirildiğinde bu sert sessizler (b,c,d,g) ye dönüşür. Buna ünsüz yumuşaması ya da ünsüz değişmesi denir. Örnek : kitap-ı değil kitabı ( p harfi b’ye dönüşür.)
V
Vurgu : Sözcük içinde bir hecenin, cümle içinde bir sözcük ya da sözcük grubunun diğerlerine göre daha baskılı, kuvvetli söylenmesine vurgu denir.
Y
Yan Anlam : Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

Yan Cümle : Fiilimsilerle ya da çekimli bir fiille kurulan ve temel cümleye bağlanan cümleye yan cümle denir. Yan cümleler temel cümlenin (yüklem) bir öğesi olarak görev yapar. Yan cümlecikleri fiilimsiler (isim fiil, sıfat fiil, bağ fiil) ve “-se-, -sa-“ şart eki ya da çekimli fiiller oluşturmaktadır. Örnek : Atı alan Üsküdar’ı geçti.

Yapım Eki : Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir. Örnek:

balık örtü

bal ık ört ü

balık bal ört örtü

Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.
Z
Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.