Bitişik EğikYazı Öğretiminde Nelere Dikkat Edilmelidir

Oturuş
Yazmada öncelikle dikkate alınacak husus oturma şeklidir. Çocuk sıraya oturduğu zaman ayakları yere değmelidir. Üzerinde yazılacak masa, oturulan sıraya uygun olmalıdır. Masa yüksek, sıra alçak olursa çocuk sürekli ayağa kalkarak yazmaya çalışacaktır. Ayakta yazma kolun masa üzerine yayılma şeklini, dolayısıyla kalem tutmayı da olumsuz yönde etkileyecektir. Sıra yüksek, masa alçak olursa bu seferde çocuk yazarken gereğinden fazla bükülecektir ve yine yazma olumsuz yönde etkilenecektir.    Okumaya devam et “Bitişik EğikYazı Öğretiminde Nelere Dikkat Edilmelidir”

İlkokuma Yazma Oyunları

slayt

İlkokuma Oyunları,Sınıf Yazılı Soruları İlkokumaYazma Öğretiminde Kullanılacak Oyun, İlkokuma yazma öğretiminde konuya damdan düşer gibi girmemeli, öğrenciler ve öğretmen buna hazırlanmalıdır. Özellikle tekrar ve pekiştirmelerde oyunlardan yararlanarak ders, ders havasından kurtarılıp eğlenceli bir oyun havasına sokulmalıdır. Çocuklar hala oyun çağında, neşeli, hareketli, ve değişiklik ist eyen, monotonluktan çabucak sıkılıp ilgilerini çekecek yeni şeylerle daha kolay öğrenen bir yapıya sahiptirler. Bence sadece ilkokuma yazma öğretiminde değil bütün derslerde öğrenciler ders işlediklerinin farkında olmadan oyunun ya da bir masalın bir parçasını öğreniyormuş gibi zannederek öğrenmelidirler. Eğlenceli ve ilgi çekici bir öğretim yöntemi kullanan bir öğretmende en az öğrenciler kadar verim alır. Okumaya devam et “İlkokuma Yazma Oyunları”

Ses Temelli Cümle Yönteminin İlkeleri

llk okuma-yazma öğretim sürecinde dikkat edilecek ilkeler şunlardır:
1. Öğrencinin ön bilgilerinden hareket edilmelidir.
2. Ağırlıklı olarak sentez yöntemi kullanılmalıdır.
3. Özellikle ve öncelikli olarak anlamlı heceler elde edilmelidir.
4. Aşağıdaki ölçütlerle oluşturulacak hecelerin:
· Kolay okunması.
· Dil de kullanım sıklığına sahip olması. · Anlamının açık ve somut olması.
· Anlamı görselleştirilebilir olması (canlandırılabilir, resmedilebilir vb.).
· İşlek hece yapısına sahip olmasına dikkat edilmelidir.
5. Kısa sürede cümlelere ulaşılmalıdır.
6. İmkânlar ölçüsünde görsellere başvurulmalıdır.
7. Somut ögelerden yararlanmaya ağırlık verilmelidir.
8. Hece tablosu hiçbir şekilde kullanılmamalıdır.
9. Öğrenilenlerin kalıcılığı sağlanmalıdır.
Bu amaçla aşağıdaki etkinlikler kullanılabilir:
· Yeni öğrenilenleri önceki öğrenilenlerle ilişkilendirme.
· Öğrenci defterlerine yazma.
· Okunan ve yazılanları sergileme.
· Çalışma kitaplarında yer alan etkinlikleri yapma.
Ses Temelli Cümle Yöntemi’nin Aşamaları Ses Temelli Cümle Yöntemi’ne göre ilk okuma-yazma öğretimi aşağıdaki aşamalar izlenerek gerçekleştirilir:
1. İlk okuma-yazmaya hazırlık
2. İlk okuma-yazmaya başlama ve ilerleme · Sesi hissetme ve tanıma · Sesi okuma ve yazma · Sesten, heceler, hecelerden kelimeler, kelimelerden cümleler oluşturma · metin oluşturma
3. Okuryazarlığa ulaşma
4. İlk okuma-yazma çalışmalarında dinleme, konuşma, okuma, yazma, görsel okuma ve görsel sunu birlikte ele alınmalıdır.
Bütün çalışmalar, Türkçe Öğretim Programı’nın 1. sınıf düzeyindeki kazanımların gerçekleştirilmesine yönelik düzenlenmelidir.
ç. Bitişik Eğik Yazı İlk okuma-yazma öğretimine bitişik eğik yazı ile başlanacak ve bütün yazılar bitişik yazı ile yazılacaktır. Bitişik eğik yazı kullanımına ilişkin açıklamalar aşağıda verilmektedir: İlk okuma-yazma öğrenmeye başlayan öğrencilerin, kalemi ellerine ilk aldıklarında eğik ve dairesel çizgiler çizdikleri gözlenmektedir. Bu durum öğrencilerin bitişik eğik yazıya geçişini kolaylaştırmaktadır. Öğrenciler anatomik yapıları gereği kalemi eğik olarak tutmaktadırlar. Bitişik eğik yazının akıcı ve kesintisiz olması, soldan sağa doğru yazı yönünü desteklemektedir. Bitişik eğik yazı, geri dönüşlere izin vermemektedir. Bu durum yazının akıcı ve doğru yönde gelişimini sağlamaktadır. Bitişik eğik yazı, harflerin doğru yazımını desteklediğinde harflerin yazılış yönlerinin karıştırılması sorununun ortaya çıkmasını önlemektedir. Bitişik eğik yazıdaki süreklilik, düşüncedeki süreklilik ile örtüşmekte ve birbirini desteklemektedir. Böylece yazıda kazanılan bu akıcılık okuma becerisine de yansımaktadır. Dik temel harflerin ardından bitişik eğik yazı harfleri ile yazmaya başlayan öğrenciler bitişik eğik yazıya geçişte güçlük çekmektedirler. Bu nedenle ilk okuma-yazma öğretimine bitişik eğik yazı ile başlanmalıdır. Yapılan araştırmalar, öğrencilerin bitişik eğik yazı harflerini yazmada bir problemle karşılaşmadıklarını ve bu yazı türünden zevk aldıklarını göstermektedir. Bitişik eğik yazının estetik görünümü, öğrencilerin estetik bir bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olduğundan, onların sanatsal gelişimlerine katkıda bulunmaktadır. Bitişik eğik yazı öğretimi ile resim ve müzik derslerinin öğretimleri arasında ilişki bulunmaktadır. Bitişik eğik yazı alışkanlığı, öğrencilerin diğer yazı karakterleriyle yazılmış metinleri okumalarında problem çıkarmamaktadır. Öğrencilerin, değişik stillerde yazılmış harfleri tanımakta ve okumakta güçlük çekmediklerini deneysel çalışmalarla ispatlanmıştır. Bitişik eğik yazı, sentez yöntemine uygun olduğundan Ses Temelli Cümle Yöntemi ile ilk okuma-yazma öğrenme sürecini kolaylaştırmaktadır.
İlk Okuma-Yazmaya Hazırlık İlk okuma-yazmaya hazırlık aşamasında; genel hazırlık, okumaya hazırlık ve yazmaya hazırlık olmak üzere üç tür çalışma yapılmalıdır.
Bunlar:
a. Genel Hazırlık Öğrencilere, sınıf ortamına, arkadaşlarına ve öğretmenlerine alışmaları için okulun ilk gününden itibaren rahat iletişim kurabilecekleri bir ortam sunulmalıdır. Bunun için oyunlar, dramalar, şarkılar, bilmeceler birer araç olarak kullanılarak öğrencilerin, ilk okuma-yazma çalışmalarına yönelik olumlu tutum geliştirmeleri sağlanabilir. Ayrıca öğrenciler çeşitli yönleriyle (görme, işitme, geçirdiği hastalıklar, aile ve sosyal durumu vb.) tanınmaya çalışılmalı, sınıf ortamının düzenlenmesinde ve ilk okuma-yazma öğretiminde bunlar dikkate alınmalıdır. Çocukların gelişimi düzenli aralıklarla kontrol edilmeli; aileler, yapılması gerekenler hakkında bilgilendirilmeli, onların desteği alınmalı.
b. Okumaya Hazırlık Okumaya hazırlık aşamasında; oturma, kitabı tutma ve açma, görsel okuma ve okumaya özendirme etkinlikleri önerilmiştir. Bu etkinlikler aşağıda açıklanmaktadır. Bu aşamada, öğrencinin durumuna göre daha farklı etkinlikler de yapılabilir.
1. Oturma: İlk okuma-yazma çalışmalarında düşünce akışını artıran, anlamayı ve çalışmaları kolaylaştıran oturma şekline dikkat edilmelidir. Öğrencilerin sırada yanlış oturmalarına ve eğilerek çalışmalarına izin verilmemelidir.
2. Kitabı tutma ve açma: Göz ile kitap arasındaki en uygun uzaklığa dikkat ederek öğrencilere kitabı nasıl tutmaları ve sayfaları nasıl açmaları gerektiği gösterilmelidir.
3. Görsel okuma: Okuma çalışmalarından önce öğrencilerin görselleri tanıma, anlama, yorumlama ve anlatma becerileri geliştirilmelidir. Bu amaçla şu çalışmalar yapılabilir: · Gördüğü bir resmi tanıma, diğerlerinden ayırt etme, · Görsellerde gördüğü ayrıntıları anlatma, · Söylenen kelimenin görsel karşılığını bulma, · Söylenen cümleye uygun resimleri bulma, · Sorulan bir soruyu görsellerden yararlanarak cevaplama, · Görsellerden yararlanarak hikâye oluşturma, · Görsellerden yararlanarak oluşturulan bir hikâyedeki kahraman, olay, yer, zaman hakkında konuşma. 4. Okumaya özendirme: Öğretmen, örnek okuma yaparak öğrencileri okumaya özendirmelidir. Bu amaçla şu çalışmalar yapılabilir: · Hikâye, masal, fıkra, şiir, şarkı, tekerleme vb. okuma. · Resimli hikâyeleri okuyormuş gibi anlatmalarını sağlama.
c. Yazmaya Hazırlık Yazmaya hazırlık olarak aşağıda el hareketleri, boyama, kalem tutma, serbest çizgi çalışmaları verilmektedir. Öğrencilerin gelişme durumuna göre daha farklı çalışmalarda yapılabilir.
1. El hareketleri: Yazmaya başlamadan önce öğrencilerin çeşitli oyunlarla el kol kasları geliştirilmelidir. Bu çalışmalarla öğrencilerin kas esnekliği sağlanmalıdır. Bu amaçla aşağıdaki etkinlikler yapılabilir: · Parmakları kullanarak şarkılar söyleme. Örneğin, “sağ elimde beş parmak, sol elimde beş parmak…” şarkısının söylenmesi.
· Parmak uçları ile sıra üzerine vurarak yağmur yağma sesinin çıkartılması (hafif yağmur, şiddetli yağmur, gök gürültüsü taklitleri). · Direksiyon çevirme hareketiyle sağa ve sola doğru dönüşler yapma.
· Elma, armut toplama veya parmaklarını açıp kapatarak far yakıp söndürme taklidi yapma.
2. Boyama: Çeşitli boya kalemleriyle resim yapma etkinlikleri yapılabilir.
3. Kalem tutma: Kalem tutmanın ilk okuma-yazma öğretimi açısından ayrı bir önemi bulunmaktadır. Öğrencilerin bu aşamada edinecekleri alışkanlıklar ömür boyu sürmektedir. Öğrencinin, kalemi yanlış tutması, ellerinin çabuk yorulmasına neden olmakta ve güzel yazı yazmasını engellemektedir. Bunu önlemek için öğretmen, her öğrencilerin kalem tutuşunu gözlemleme kalemi doğru tutma alışkanlığı kazanmalarını sağlamalıdır.
4. Serbest çizgi çalışmaları: Serbest çizgi çalışmaları bitişik eğik yazıya hazırlayıcı nitelikte olmalıdır. Öğrencilere çeşitli resimler yaptırılır. Yapılan bu çalışmaların çevrede görülen ve bilinen varlık ve nesnelerden örneklendirilmesi öğrencinin çevresiyle bütünleşmesi ve yaptıklarını anlamlandırması bakımından önemlidir. Bu aşamada şu çalışmalar yapılabilir: · Karalama (kuş yuvası, çember, bulut yapma).
· Sürekli ve eğik çizgiler çizme (dalga, yılan, halat vb.)
5.Düzenli çizgi çalışmaları: Bu aşamada yapılacak çizgi çalışmaları, harfleri yazmaya hazırlık niteliğindedir. Bu amaçla şu çalışmalar yapılabilir:
· İki çizgi tek aralıktan oluşan satır aralığına çizme: İki satır çizgisinin arası 2 cm olmalıdır.
· Dört çizgi üç aralıktan oluşan satır aralığına çizme: Dış iki çizgi arası 2 cm olmalıdır. Dört çizgi üç aralıktan oluşan standart yazı aralığında çalışma: Dış iki çizgi arası 1.3 cm olacak şekilde düzenlenmelidir. İlk Okuma-Yazmaya Başlama ve İlerleme Bu aşamada sesi hissetme ve tanıma, sesi okuma ve yazma, sesten anlamlı heceler, kelimeler ve cümleler oluşturma ile metin oluşturma çalışmaları yapılmaktadır.
a. Sesi Hissetme ve Tanıma Sesi hissetme ve tanıma aşaması tanıtılacak sesin öğrenciler tarafından fark edilmesini sağlamaya yöneliktir. Bu aşamada aşağıdaki çalışma ve etkinlikler yapılmalıdır:
1. Kısa öyküler anlatma, drama yapma, tekerleme ya da şarkı söyleme gibi etkinliklerle ses hissettirilir.
2. Sesin geçtiği kelimeler örnekler buldurulur ve bu kelimeler söylenirken ilgili ses vurgulanır (Öğrenciler örnekler vermeye özendirilir.)
3. Görsellerden yararlanılarak sesi ayırt etme çalışmaları yapılır (Sesin bulunduğu ve bulunmadığı kelimelerin resimleri gösterilerek öğrencilerden bu kelimelerde ilgili sesin geçip geçmediğini belirlemeleri istenir).
b. Sesi Okuma ve Yazma Sesin yazıdaki sembolü olan harflerin yazdırılmasında şunlara dikkat edilmelidir:
1. Öğretmen bu harfin nasıl yazıldığını tahtada göstermeli ve harfi öğrencilerle birlikte okumalıdır.
2. Alıştırma kitabındaki büyükçe çizilmiş harfin üzerinden ok yönünde yazma çalışması yaptırılarak öğrenciler harfin yazılışına hazırlanmalıdır.
3. Öğrencilerin, satır aralıklarına (dört çizgi üç aralık) yazılmış harf örneklerinin üstünden kalemleriyle gitmeleri sağlanmalıdır.
4. Öğrenciler dört çizgi, üç aralıktan oluşan satır aralarına harfleri yazmalı; öğrencilerin yazdıklar harflerin doğru yazımı ve seslendirilmesine özen gösterilmelidir.
5. Yazılması zor olan (a, A, k, y, g, G, f ) harflerden önce, bu harflerin yazımına yönelik hazırlayıcı çizgi çalışmaları yapılmalıdır.
6. Seslerin(harflerin) öğretiminde alfabedeki sıralama değil; aşağıda verilen sıralama ele alınmalıdır. Bu sıralamada Türkçenin ses yapısı, harflerin yazım kolaylığı, anlamlı hece ve kelime üretmedeki işleklik dikkate alınmıştır. Ayrıca, bu gruplardaki bazı seslerin (harflerin) yerleri değiştirilerek farklı gruplamalar da yapılabilir. Ancak bu düzenleme Türkçe Öğretim Programı’nın anlayışına, tematik yaklaşıma ve ses temelli cümle yöntemine uygun olmalıdır.
Ses (Harf) Grupları E, L, A, T İ, N, O, R, M U, K, I, Y, S, D Ö, B, Ü, Ş, Z, Ç G, C, P, H Ğ, V, F, J
1. Grup : e, l, a, t
2. Grup : i, n, o, r, m
3. Grup : u, k, ı, y, s, d
4. Grup : ö, b, ü, ş, z, ç
5. Grup : g, c, p, h
6. Grup : ğ, v, f, j
7. Büyük harfler verilirken oluşturulan kelime ve cümlelerden yararlanılabilir. Bunun için özel adların yazım kuralından, cümleye büyük harfle başlama kuralından hareket edilebilir. Örneğin “ela” kelimesi üretildiğinde bu kelimenin farklı anlamları üzerinde durularak insan adı olan “Ela” kelimesinin yazım şekli gösterilmelidir. Elde edilen büyük harfin yazım şekli üzerinde durulmalıdır.
. Bitişik eğik yazıda C,Ç,I,İ,J,O,Ö,P,S,Ş,U,Ü,V,Z harflerinin büyük ve küçükleri benzerdir.
· Bitişik eğik yazıda, harfler üstten bağlanır ve harflerin noktaları ve noktalama işaretleri kelime yazımı bittikten sonra konur.
· Bitişik eğik yazıda “F, N, P, V, T ” harfleri yazılış özelliği bakımından kendinden sonra gelen küçük harfle bağlanmaz. Büyük harf yazıldıktan sonra kalem kaldırılır. Örnek : Fatma, Nevin, Papatya, Vatan.
.Temel Bitişik eğik yazı büyük harfleri ile kelime yazılırken harfler birleştirilmez. Örnek : A N K A R A
8. Rakamlar matematik dersi programı ile bağlantılı olarak birinci ses grubundaki ses öğretimi tamamlandıktan sonra aşamalı olarak verilmeye başlanmalıdır. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0
c. Heceler, Kelimeler ve Cümleler Oluşturma İlk okuma-yazma öğretiminin en önemli aşaması heceler üretme, hecelerden kelimeler, kelimelerden de cümleler oluşturmadır. Bu aşamada aşağıdaki çalışmalar yapılmalıdır:
1. Verilen ilk iki sesin ardından bu seslerle ilgili hecelere ulaşılmalıdır.
2. Elde edilen hecelerle okuma ve yazma çalışmaları yapılmalıdır.
3. Verilen her yeni ses, önceki öğrenilenlerle ilişkilendirilmeli yeni heceler ve kelimeler oluşturulmalıdır.
4. Her ses grubu tamamlandıktan sonra yapılan çalışmalar gözden geçirilip değerlendirilmeli bir sonraki ses grubuna geçişte öğrencilerin daha önce verilenleri öğrenmiş olmalarına dikkat edilmelidir.
5. Sesler verildikçe üretilen heceler artacak bunlara bağlı olarak kelime ve cümle oluşturma süreci de kolaylaşacaktır. Bu süreçte elde edilen kelimelerden; özel adlarda cümle başlarında büyük harf yazımı ve kullanımından eş zamanlı olarak yaralanılmalıdır.
6. Elde edilen kelime ve cümlelerin anlamları üzerinde durulmalıdır.
7. Öğrenciler, kelime ve cümle oluşturmaya özendirilmelidir. Oluşturulan kelime, cümleler okunmalı ve yazılmalıdır.
ç. Metin Oluşturma Öğrenilen kelimelerden ve cümlelerden yararlanılarak metin oluşturulmalıdır. Metin yazdırılırken doğru yazmaya ve yazı estetiğine özen gösterilmelidir. Öğrenciler yazılarını dört çizgi üç aralıktan oluşan satır çizgilerine yazmalıdırlar. Ayrıca kendi oluşturdukları farklı metinleri okumaları teşvik edilmelidir.
d. OkurYazarlIğa Ulaşma Aşama ilk okuma-yazma öğretim sürecinin son aşamasıdır. Buna serbest okuma yazma aşaması da denilmektedir. Öğrencilerin şiirleri, tekerlemeleri, hikâyeleri ve okuma kaynaklarından seçtikleri metinleri sınıftaki arkadaşlarına okumaları sağlanmalıdır. Ayrıca kendilerini yazılı olarak ifade etmeleri ve yazılanları okuyarak paylaşmaları sağlanmalıdır. Yazılarını tek çizgili defter satırı üzerinde yazmalıdırlar.

Ses Temelli Cümle Yöntemi

İLK OKUMA-YAZMA ÖĞRETİMİ
Günümüzün ve geleceğin öğrencilerinin yetiştirilmesinde, ilk okuma-yazma öğretiminin amacı; sadece okuma ve yazma gibi becerilerin kazandırılması değil, aynı zamanda düşünme, anlama, sıralama, sorgulama, sınıflama, ilişki kurma, analiz-sentez yapma ve değerlendirme gibi zihinsel becerilerin de geliştirilmesini içermektedir.
Bu süreçte Türkçeyi doğru, etkili ve güzel kullanma, iletişim kurma, problem çözme, karar verme, öğrenmeyi yaşam boyu sürdürme gibi becerilerin de geliştirilmesi beklenmektedir. Buradan hareketle, ilköğretim birinci sınıftan itibaren etkili bir okuma-yazma öğretimini gerçekleştirmek; düşünen, anlayan, sorgulayan, öğrenmeyi öğrenen, bilgiyi kullanabilen ve sorun çözebilen bireylerin yetişmesi amaçlanmıştır. Çağın gereklerine ve öğrencinin gelişim düzeyine uygun bu becerilerin geliştirilmesi; bazı eğitim yaklaşım ve modellerini göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. Bunlar: Çoklu Zekâ, Yapılandırmacı Yaklaşım, Beyin Temelli Öğrenme, Öğrenci Merkezli Öğrenme, Bireysel Farklılıklara Duyarlı Öğretim gibi yaklaşım ve modeller olmaktadır. Bu yaklaşım ve modeller çerçevesinde geliştirilen yeni Türkçe Öğretim Programı’nda ilk okuma – yazma öğretimine ayrı bir önem verilmiş ve yöntem olarak Ses Temelli Cümle Yöntemi’nin kullanılması ön görülmüştür.
Türkçe Öğretim Programı’nda ilk okuma-yazma öğretimi Türkçe öğretiminin beş öğrenme alanı ile birlikte ele alınmış; içerik, yöntem ve uygulamaya ilişkin bilgiler ayrıntılı olarak verilmiştir. Aşağıda Ses Temelli Cümle Yöntemi’nin özellikleri, ilkeleri, aşamaları ve uygulanması açıklanmaktadır:
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ
Ses Temelli Cümle Yöntemi’nde, ilk okuma-yazma öğretimine seslerle başlanmaktadır. Anlamlı bütün oluşturacak birkaç ses verildikten sonra seslerden, hecelere, kelimelere ve cümlelere ulaşılmaktadır. İlk okuma-yazma öğretimi, cümlelere kısa sürede ulaşılacak şekilde düzenlenmektedir. Okuma ve yazma, ilk okuma-yazma öğretimi boyunca birlikte sürdürülmektedir. Okunan her öge yazılmakta; yazılanlar da okunmaktadır. Yazı öğretiminde, öğrencilerin gelişimine uygun olan bitişik eğik yazı harfleri kullanılmaktadır. Ses Temelli Cümle Yönteminin Özellikleri Ses Temelli Cümle Yöntemi’nin özellikleri şöyle sıralanabilir: Ses Temelli Cümle Yöntemi’nde ilk okuma-yazma öğretimi, dinleme, konuşma becerilerinden kopuk, sadece okuma-yazma becerilerini geliştirme olarak değil; Türkçe öğretiminin beş öğrenme alanı ile birlikte yürütülmektedir. İlk okuma-yazma öğretimine seslerle başlanması, seslerin birleştirilmesi ile anlamlı heceler, kelimeler oluşturulması ve cümlelere ulaşılması öğrencinin, bilgileri yapılandırmasını kolaylaştırmaktadır.
Ses Temelli Cümle Yöntemi, bu yönüyle yapılandırıcı öğrenme yaklaşımına uygundur. · Bu yöntem; tek tip, belirli kalıplara sıkıştırılmış ve belirli sayıdaki cümlelerle ilk okuma-yazma öğretimi yerine; çokluluğa ve çeşitliliğe ağırlık vermektedir. Bu nedenle ilk okuma-yazma, öğretim sürecinde öğrencilerin çok sayıda ve çeşitli hece, kelime, cümlelerle, okuma-yazma öğrenmelerini gerekli kılmaktadır. · Öğrencilere sunulan zengin içerik, onların temel düşünme becerilerini, yaratıcılıklarını ve zekâ alanlarının gelişimine katkı sağlamaktadır. · Okuma-yazma öğretiminde ilerleme, kolaydan zora doğru belirli bir sıra içinde yürütülmektedir. İlk okuma-yazma öğrenmeye yeni başlayan öğrencinin dikkat düzeyine uygun bir yöntemdir. Ses Temelli Cümle Yöntemi öğrenme-öğretme sürecinde öğrencinin dikkat düzeyinin gelişimine katkıda bulunmaktadır.
· Yöntemin bir gereği olarak ilk okuma-yazma öğretiminde ses, harf, hece, kelime, cümle ve metin oluşturma sırası izlenmektedir. Bu süreç, öğrencinin cümle kurma ve metin oluşturma becerilerinin gelişimine katkı sağlamaktadır. · Öğrenciler hece, kelime, cümle ve metin oluşturma sürecine bizzat katıldıklarından bu yöntem öğrencilerin yaratıcılığını geliştirici olmaktadır. · Bu yöntemle ilk okuma-yazma öğretiminde, çok sayıda hece, kelime, cümle ve metinlerle çalışılmaktadır. Bu durum öğrencilerin cümleleri ezberlemesini engellemekte; tam tersine, cümleyi anlayarak öğrenmesini gerektirmektedir.
Böylece öğrencilerin anlama düzeyleri gelişmektedir. Türkçede her harf bir sesi karşıladığından bu yöntem Türkçenin ses yapısına uygundur. Öğrencilerin duyduğu ve çıkardığı seslerin bilincine varması sağlanmakta; öğrencilerin dil gelişimine (doğru telâffuz, akıcılık, sesleri ayırt etme vb.) katkıda bulunulmaktadır. Öğrencilerin bütün sesleri öğrenmesi, yazma sürecinde kelimeleri doğru yazmalarını kolaylaştırmaktadır.
Öğrenciler yazı ile konuşma arasındaki benzerlikleri görmekte, yazının harflerin birleştirilmesiyle konuşmanın ise seslerin birleştirilmesiyle yapıldığını anlamaktadır. Öğrencilerin sözlü dilden yazılı dile geçmesini kolaylaştırmaktadır. Öğrencilerin ilk okuma-yazmayı öğrenme sürecinde bireysel, zihinsel ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamaktır.

Yeşilay Haftası Etkinlik ve Kutlamaları

Yurdumuzda alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâli Ahdar Derneğini kurdular. Hilâl – ay , ahdar – yeşil anlamındadır. Hilâli Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 – 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkollü içkilerin, uyuşturucuların topluma, aileye, bireye zararları anlatılır.
Uyuşturucu denilince esrar, afyon, kokain, LSD gibi uyuşturma özelliği olan maddeler akla gelir. Alkollü içkiler ise içildiğinde insanı sarhoş eden her tür içkilerdir. Alkollü içki veya uyuşturucu alanlar önce rahatlık, baş dönmesi duyar, sonra sarhoş olurlar. Sarhoşlar doğru düşünüp doğru karar veremezler. Kolay suç işlerler, içkili iken araç sürenler taşıt kazalarına neden olurlar.
Alkollü içkiler, uyuşturucular insanda zamanla alışkanlık yaratır. Alkol almayı alışkanlık haline getirenlere alkolik denir. Alkolikler kazançlarını içkiye verirler. Çevrelerini rahatsız ederler. Bu yüzden alkolikler toplum içinde sevilmezler, sayılmazlar. İçki ve uyuşturucu kullanımı aile düzenini bozar.
Uyuşturucu ve alkollü içkiler sağlığa da zararlıdır. Vücudumuzda önemli görevler yapan beyin, mide, kalp, akciğer gibi organlar içki ve uyuşturucudan etkilenir. Ülser, siroz, felç gibi hastalıkların nedeni uyuşturucu ve alkollü içkilerdir.
Sigara: Toplumumuzda kullanımı yaygın olan bir keyif maddesidir.
Sigara iştahı keser, sindirimi güçleştirir, dişleri sarartır, ülsere sebep olur. Akciğerde bronşları doldurur, öksürmeye yol açar. Sigaranın kansere de neden olduğu ileri sürülüyor.
Ülkemizde uyuşturucu maddelerin yapımı, satışı, kullanılması, taşınması, bulundurulması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar suç işlemiş olur. Suç işleyenlere ağır hapis cezaları uygulanır. Uyuşturucu maddelerin bir bölümü ilaç yapımında kullanılır. Bu amaçla bazı uyuşturucu maddelerin hükümet belirli koşullarla izin verir.
Topluma, aileye, bireye zararlı olan içki ve uyuşturucuların kullanımını eğitim yoluyla engellemek için kurulan Yeşilay Derneği'nin simgesi; beyaz üstünde yeşil bir aydır. Yeşilay Derneği Genel Merkezi, Yeşilay adlı aylık bir dergi yayınlıyor. Bu dergi düzenli olarak alkollü içkilerin, uyuşturucuların, sigaranın topluma ve sağlığa olan zararlarıyla ilgili yayın yapıyor.
Yeşilay Haftası boyunca öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Kötülüklerin anası olan uyuşturucu ve alkollü içkilerden uzak duralım.
Yeşilay Haftası ile lgili  Güzel Sözler:

İçki güldürür, süründürür, öldürür.
İçki sağlığın düşmanıdır.
İçki kötülükler doğurur.
İçki aile bütçesini eritir.
İçki sinir ve sindirim sistemlerini bozar.
Alkol almak, gönüllü çılgınlıktır.
İçkinin girdiği yerden akıl, ahlak ve utanma kaçar.
.       .  

Yeşilay Şiirleri;

YEŞİLAY HAFTASI

 

Yeşil temiz bir hilal
Yepyeni doğmuş gibi.
Ak bir bayrak üstüne
Gelip de konmuş gibi.Bu bayrağın vatanı,
İnananların kalbi,
Yeşilay’ın altında
Hepsi kaynaşmış gibi.İçkinin baş düşmanı,
Bu yeşilaycılardır.
Savaşları durmadan,
Sürüp gider yıllardır.

 

İ. Hakkı TALAS

YEŞİLAY

 

 

Düşmanların içinde
İçki en korkunç olanı!
Bin dokuz yüz yirmide
Yeşilay Derneği’ni
Kurmuştur Mazhar Osman.Zehir çabuk öldürür,
İçkiler yavaş yavaş.
Kimi zehir öldürür,
Kimi gözden döker yaş.
Sofrada tek içkiye
Yer ayırma arkadaş!

M.Necati ÖNGAY

YEŞİLAY

 

Yeşil bir ay bembeyaz,
Bayrağının tek süsü.
Sağlığımız, canımız,
Yeşilay’ın ülküsü.Korumaya çalışır,
Yurttaşları içkiden.
İnsanlıktan sıyrılır,
Çünkü sarhoş bir beden.Vatanını sevenler,
Korumalı milleti.
Ocakları söndüren,
İçki, kumar illeti.

 

İ. Hakkı TALAS

 

Vergi Haftası Etkinlikleri

Kamuoyunda sağlıklı bir vergi bilincinin oluşturulması ve toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi için 1990 yılından itibaren her yıl Mart ayının son haftası “Vergi Haftası” olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Vergi nedir?
Vergiyi kısaca devletin gerçek ve tüzel kişilere yüklediği ekonomik yükümlülük, olarak açıklayabiliriz. Devletin bizlere yani vatandaşlara yüklediği bu ekonomik yükümlülüğün asıl işlevi, devlet harcamalarını karşılayarak yol, su, elektrik, sağlık gibi altyapı hizmetlerini sağlayabilmektir. Vergi ödemenin en temel ilkelerinden biri, toplumsal sınıf farkı tanımadan tüm vatandaşların bu görevi yerine getirmeleridir.
Kim, ne kadar vergi öder?
Devletin belirlediği vergileri öderken, vergi ödeyen kişilerin, kamu hizmetlerinden yararlanma düzeyi kesinlikle göz önünde bulundurulmaz, bu tamamen kişilerin ödeme gücüyle orantılı bir paylaşımdır. Yani, A ile B'nin devletten yararlandığı hizmetler kesinlikle göz önünde bulundurulmamaktadır. Vergiler ödenirken devlet, sadece vatandaşlarının gelir düzeyine bakar ve kişilerin ödeme gücüne bağlı olarak bir ödeme sistemi geliştirir. A'nın aylık gelirinin B'den daha fazla olduğunu düşünürsen A, B'ye oranla devlete daha fazla vergi ödeyecektir.
Vergilendirmenin asıl işlevleri nelerdir?
Devlete kaynak yaratarak, yatırım ve harcamalarını karşılanmasını sağlar. Büyümeye katkıda bulunarak, gelir ve servet paylaşımını düzenler. Devletin sağlamakla yükümlü olduğu sağlık, güvenlik gibi temel hizmetleri ve altyapı hizmetlerinin gerçekleşmesini sağlar.
Vergi türleri nelerdir?
Vergiler, dolaylı vergi ve dolaysız vergi olarak genel bir şekilde ikiye ayrılır.
Dolaylı vergi; kişilerin devletten bir hizmet almaları veya bir malı satın almaları sonucunda meydana gelir. Örneğin; oturduğun semtin marketinden aldığın çikolata ve meyve sularını alırken bile, devlete belli bir oranda vergi ödersin. Bu vergileri, K.D.V. ve Tekel vergisi olarak da sayabilirsin.
Dolaysız vergi ise, ticaret ile uğraşanların kazandıklarından veya bir iş yerinde ücretli olarak çalışan memur ve işçilerin ücret ve maaşlarından kesilen vergidir. Bir örnek gerekirse, anne veya babanın çalıştığı iş yerlerini düşünebilirsin. Devlet, anne ve babanın her ay aldığı maaşın belirli bir oranı kadar vergi alır. Devlet, bu vergileri çalışan ve maaşı olan her vatandaşından keser.
Vergi ödemenin yararları nelerdir?
Aynı ülkede yaşayan, devletin sunduğu hizmetlerden yararlanan vatandaşlar olarak hepimizin devlete vergi ödemesi gerekir. Bu ödediğimiz vergiler ile devlet bizlere çeşitli olanaklar sağlamaktadır. Devlet, vatandaşlarının çok daha rahat yaşayabilmesi için, biz vatandaşlardan aldığı vergiler ile halkına çeşitli kullanım olanakları yaratır. Bu olanakları, eğitim aldığın okulu yaptırmak, kullandığın suyu veya televizyon seyredebilmen için harcadığın elektriği evine getirmek olarak sayabiliriz. Vergi ödemek, bir ülkede yaşayan her vatandaşın en kutsal görevlerinden biridir. Devletin de bu vergilerden topladıklarıyla en iyi şekilde hizmet sunması da, vatandaşlarına karşı yerine getirmesi gereken en önemli görevlerden biridir.

Sivil Savunma Günü Etkinlikleri

 SİVİL SAVUNMA' NIN TANIMI VE ÖNEMİ
Düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı, halkın can ve mal kaybının asgari hadde indirilmesi; hayati öneme haiz her türlü kamu, özel teşebbüslerin korunması, faaliyetlerinin idamesi için acil onarım ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami şekilde desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatın muhafazası için her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı tedbirlerin alınması ve faaliyetlerin yapılmasını sağlamaktır.
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında cephede olduğu kadar cephe gerisindeki sivil halkın zayiatının fazla olduğu gözlemlenmiştir. Gelişen teknoloji ve dünyanın jeolojik yapısına bakılarak savaşlar ve doğal afetler karşısında halkın can ve mal emniyetinin sağlanması konusunda tedbir almaya gidilmiş ve bu kavrama Sivil Savunma adı verilmiştir.
MÜKELLEFİYET
17 yaşını doldurduğu yılın ocak ayının birinci günü ile 60 yaşını doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü arasında doğmuş bütün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk vatandaşı erkekler ve 20 yaşını doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü ile 50 yaşını doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü arasında doğan bütün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk vatandaşı kadınlar Yasa gereği Sivil Savunma Mükellefiyetindedir.
MÜKELLEFİYETTEN MUAF TUTULANLAR
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nda veya Emniyet Kuvvetlerinde hizmet etmekte olanlar.
– Bakanlar Kurulunun tasvibi ile esas görevlerinde zaruret görülen servis personeli.
– Sıhhi sebeplerden dolayı çalışamayacağı Sağlık Kurulunca tasdik edilen şahıslar.
– Bakıma muhtaç hastası, güçsüzü veya 14 ve daha aşağı yaşta çocuğu olan ve bu hususta belge ibraz eden kadınlar.
– Yasa dokunulmazlığı olan kişiler.
SİVİL SAVUNMA MÜKELLEFİYETİNDE GÖREVLENDİRME
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nca serbest bırakılan personelin listesi her yıl Ocak ayı başında Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı'na gönderilmektedir. Sivil Savunma Bölge Müdürlükleri listede 'ki personelin Bölge Müdürlük hudutlarına göre tanzimini yaptıktan sonra çağrı pusulalarını göndermek suretiyle personelin kayıtlarının yapılması ve kayıtların tamamlanmasını müteakip Sivil Savunma Halk Örgütü kadrolarında görevlendirilmeleri sağlanmaktadır.
SİVİL SAVUNMA MÜKELLEFİYETİNİN SONA ERMESİ (EMEKLİLİK)
Sivil Savunma Mükellefiyetindeki personel 60 yaşını doldurduğu Ocak ayının birinci günü Sivil savunma Mükellefiyet süresini tamamlamış olur. Personele Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığında yapmış olduğu hizmetlerinden dolayı, görevli bulunduğu Sivil Savunma Bölge Müdürlüğü tarafından Hizmet Belgesi Ödül Töreni düzenlenerek Hizmet Belgesi takdim edilmek suretiyle Sivil Savunmadaki görevini tamamlamış olur.
Sivil Savunma Mükellefiyeti
1. 17 – 60 yaş arası erkekler
2. 20 – 50 yaş arası kadınlar
3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları,
4. Yasa gereği Sivil Savunma hizmetinde görev yapmak zorundadır.
5. Esas hizmetteki personel kural ve tüzüklere göre eğitilirler.
Sivil Hizmet Mükellefiyetinden Muaf Tutulacaklar
1. Güvenlik Kuvvetleri ve Emniyet Mensupları
2. Sağlık Kurulu Raporu Olanlar
3. Hastası ve 14 Yaş Altı Çocuğu Olanlar
4. Servis Personeli
5. Yasalarca Muaf Olanlar
SİVİL SAVUNMA EĞİTİMİ :
Sivil Savunma Eğitimleri: Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Eğitim Devamlı Talimatı’na ve Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nca her eğitim dönemi başında yapılan yıllık eğitim planlamasına uygun olarak Başkanlık Karargâhı ve Bölge Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. Eğitimlerin amacı, her türlü şartlarda ve olağanüstü durumda daima hazır halde bulunarak, halkın can ve mal kaybını en aza indirebilmek için yol göstermektir. Eğitimler şöyle sınıflandırılabilir:
a. Sivil Savunma Kadrolu Personelinin Eğitimleri,
b. Sivil Savunma Acil Müdahale Birliği Eğitimleri,
c. Sivil Savunma Halk Örgütü Mükelleflerinin Eğitimleri,
d. Daire ve Müessese Sivil Savunma Teşkillerinde Görevli Personelin Eğitimleri,
e. Acil Müdahale Birliğince Desteklenecek Eğitim Faaliyetleri,
f. Okullara Yönelik Sivil Savunma Eğitim Faaliyetleri.
(1) Yurt İçi Eğitimler:
(a) İntibak Eğitimi:
Sivil Savunma kadrolarına istihdam yapılması halinde; Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nın emir ve talimatlarını öğretmek, personelin Sivil Savunma Yasa ve Tüzüklerindeki sorumluluklarını, görevlerini öğrenmelerine olanak sağlamak ve personelin asli görevlerine yönelmelerini sağlamak maksadıyla; beş günlük intibak eğitimi verilir. Eğitim, Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından Eğitim Devamlı Talimatı’nda belirtilen programa uygun olarak yürütülür.
(b) İhtisas Eğitimi:
Kadrolu personeli; ilk yardım, yangın söndürme ve kurtarma, deprem, sel, bilgisayar, yeni araç-gereç ve malzemenin kullanımı ile ilgili konularda eğitmek, Halk Örgütü ile Daire ve Müessese eğitimlerinin verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak maksadıyla yıl içerisinde kurslar düzenlenir.
(c) Tazeleme Eğitimi:
Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı personeline daha önce görmüş oldukları eğitimlerdeki bilgileri hatırlatmak ve konu ile ilgili yeni gelişmelerden haberdar etmek maksadıyla “Tazeleme” kursu düzenlenir.
(e) Konferanslar:
Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı personeline kendi konularında uzman kişilerin sunacağı konferanslar düzenlenmektedir. Bu konferanslar Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü koordinatörlüğünde organize edilmektedir.
(2) Yurt Dışı Eğitimler:
(a) Ankara Sivil Savunma Koleji:
Anavatan Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ile yapılmakta olan işbirliği sonucu Ankara Sivil Savunma Koleji’nde kurs açılması ve kontenjan sağlanması halinde, Sivil Savunma Teşkilatına yeni alınan ve/veya kursa gönderilmeyen personel Ankara’da Temel Eğitim Kursu’na, Temel Eğitim görmüş personel ise ihtisas kurslarına gönderilmektedir.
(b) Diğer Yurt Dışı Kurs ve Eğitimler:
Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı personelinin bilgi, beceri ve başarı derecelerine katkıda bulunacak ve Başkanlıkça uygun görülecek; eğitim, kurs ve tatbikatlara personel gönderilmektedir.
a. Sivil Savunma Acil Müdahale Birliğinin Eğitimi:
(a) Sivil Savunma Acil Müdahale Birliği’nde görev alan personelin eğitimleri, eğitim ana konuları aylık dönemler, ayrıntılı eğitim programı ise haftalık olarak Acil Müdahale Birlik Amirliğince Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü ile koordineli olarak hazırlanarak yürütülmektedir.
(b) Verilecek eğitimler, ülkemizde her an oluşabilecek doğal afetler (deprem, sel baskınları, büyük yangınlar) karşısında halkın can ve mal kaybını en aza indirmek amacıyla yürürlükteki mevzuat gereği konuyla doğrudan ilgili kurum ve kuruluşlara verilecek destek için hazır hale gelmek,
(c) Olağanüstü bir durumda halkın can ve mal kaybını en aza indirmek amacıyla yapılacak arama-kurtarma faaliyetlerine hazır olmak üzere yapılır.
b. Sivil Savunma Halk Örgütü Eğitimi:
Sivil Savunma Halk örgütü eğitimleri, Ocak – Haziran ayları arasında gerçekleştirilir.
(1) Temel Eğitim:
Sivil Savunma Teşkilatı Halk Örgütüne yeni alınan veya daha önce alınıp Temel Eğitim görmeyen mükellef personele Bölge Müdürlükleri’nce Sivil Savunma Temel Eğitimi verilir.
(2) Ekip Eğitimi:
Temel eğitimini tamamlamış halk örgütü mükelleflerine ekip eğitimi uygulanmaktadır. Ekip eğitimlerinde; ilk yardım, yangın söndürme ve kurtarma ile sosyal yardım konuları, Bölge Müdürlüklerinin sorumluluk sahalarının özellikleri ve ihtiyaç duyulan eğitim türüne göre Bölge Müdürlüklerince seçilip anlatılmaktadır.
(3) İlave Kurslar:
Ocak – Haziran döneminde eğitim faaliyetlerine katılmayan personele, en son eğitim gününü takip eden on beş gün içerisinde veya Kasım ayı içerisinde ilave eğitim planlaması yapılır. Eğitimlerin herhangi bir nedenle ertelenmesi, ilgili Bölge Müdürünün teklifi ve Başkanlığın onayı ile olabilmektedir.
(c) Sivil Savunma Halk Örgütü Mükelleflerinin Eğitimlere Katılma Zorunluluğu:
Sivil Savunma Halk Örgütü Mükelleflerinin verilen eğitimlere ve düzenlenen tatbikatlara katılmaları Yasa gereğidir.
Yıl içerisinde eğitimlere iki veya daha fazla kez çağrıldığı halde katılmayan ve bunu alışkanlık haline getirdiği tespit edilen mükellef personel, hakkında Sivil Savunma yasası gereği yasal işlem başlatılabilmesi için Bölge Müdürlüklerince Personel ve İdari Şube Müdürlüğüne bildirilir.
(d) Daire ve Müessese Sivil Savunma Teşkili Eğitimleri:
Daire/Müessese Temel ve Ekip Eğitimleri:
Sivil Savunma teşkili kurmuş kamu ve özel Daire ve Müessese teşkillerinde yeni görevlendirilen personele Halk Örgütleri temel eğitiminin aynısı, Temel Eğitimi tamamlayan personele ise tazeleme ve ekip eğitimi verilmektedir. Daire/Müessese sivil savunma teşkillerinde görevlendirilenlerin eğitimleri Temmuz – Aralık ayları arasında yapılır.
(e) Acil Müdahale Birliğince Desteklenecek Eğitim Faaliyetleri:
Acil Müdahale Birliği Sivil Savunma görev alanına giren, eğitim faaliyetlerinde aktif olarak görev almaktadır. Bu görev alanları; Sivil Savunma Halk Örgütü eğitimleri, daire ve müessese teşkili personelinin eğitimleri, üniversitelerimizde kurulan arama ve kurtarma kulüp üyelerinin eğitimleri, orta dereceli okulların sivil savunma kol öğrencileri eğitimleri ve diğer okullarda sivil savunma gösterileri, sivil halkın eğitimi ve izci eğitimleridir.
Bu eğitimler, Bölge Müdürlükleri eğitim planlamalarında yer aldığı şekilde veya ihtiyaç halinde Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü ve Bölge Müdürlükleri ile koordineli olarak yürütülür.
Teşkilatımıza yeni kazandırılan arama-kurtarma araç ve gereçleri hakkında AMB’nce ders notları hazırlanıp, periyodik eğitim planlaması yapılarak uygulanır.
(f) Okullara Yönelik Sivil Savunma Eğitim Faaliyetleri:
Yıl içerisinde düzenlenen; Resim, Kompozisyon, Şiir ve Bilgi Yarışmaları, İzci Kampı ile Sivil Savunma Kolu faaliyetlerinde, dağıtılan broşür, gerektiğinde verilen eğitimler ve kültür gezileri ile öğrencilerin;
(a) Sivil Savunma bilincini geliştirmek,
(b) Vatan sevgisini aşılamak,
(c) Gelecekte birer Sivil Savunmacı olarak yetişmelerine katkı sağlamak,
(d) İyi bir yurttaş olmasına katkı sağlamaktır.
Sivil Savunma Günü Şiirleri :

Sivil Savunma

 

 

 

Harbin olumsuzluğu
Cephelerde kalmıyor.
Siviller bile artık
Korkunç zarar görüyor.

Saldırıdan korunmak
Yeterli önlem almak,
Bulunmak ilkyardımda
Şart sivil savunmada.

Tüm askerler cephede
Kararlı savaşırken;
Sivil savunma ile
Destekle cepheyi de.

Yurdun savunmasına,
Olumlu katkıları.
Sivil savunmacılar,
Kurtarmakta canları.

Askere ve kendine
Yardımcı olmak için,
Sivil savunmacı ol,
Hizmet et milletine.

Sivil Savunma

 

 

 

Uzun yıllardan beri insanlar savaşmakta,
Ölüm ile birlikte servetler yok olmakta.
Yangın ve felaketin anası oldu harpler,
Savaş sonralarında geri kaldı milletler.

Zaman ilerleyince kavga biter sanıldı,
Çağdaş gelişmelere umut ile bakıldı.
Oysaki gizli gizli ne silahlar yapıldı,
İnsanlar yığın yığın acımadan yakıldı.

Görüldü ki savaşta asker değil sadece,
Sivil halk da ölüyor, binlerce, onbinlerce.
“savaş kural tanımaz” ilkesi anlaşıldı,
Sivil savunmaya da böylece ulaşıldı.

Kurtarıcı, silahsız ve sivil kişilerden,
Teşkilatlar kuruldu, yönetildi merkezden,
İşyerinde ve evde, cephenin gerisinde,
Öz savunma sivilin yeşerdi bilincinde.

Sivil savunma artık bütün yurt genelinde,
Hizmet için çalışıyor cephenin gerisinde.
Ev, işyeri ve sivil, bu örgütçe korunur,
Sivil savunmacının görevi onurludur.
Sivil Savunma

Edirne’den Ardahan’a
Samsun’dan İskenderun’a uzanan
Devletin en şefkatli elleridir.
Sivil Savunma.

Savaşta ve barışta
Depremde, selde, yangında
Her tür afette,
Uzanır zorda kalan vatandaşına
Çeker alır ölüm tuzaklarından
Sarar yaralarını.

Sivil halkla beraber
Sivil halkın yanında
Karda, kışta her koşulda
Hazırdır göreve.
Karagün dostu,
Görevinin, özgüvenin okuludur
Sivil Savunma.

Cihat SOLMAZ

  AZ

 

Enerji Tasarrufu Haftası Etkinlikleri

Enerjinin insan hareketinde, insanın günlük yaşantısında çok büyük bir yer tuttuğu muhakkaktır. Bu önemli ihtiyacın bilinçsiz kullanılması, insan geleceğine bir çok olumsuz etkiyi de beraberinde getirecektir. Enerjinin gereği kadar ve bilinçli olarak kullanılmasını sağlamak için her yıl 11 – 18 Ocak tarihleri arasında Enerji Tasarrufu Haftası kutlanır.
Hafta içinde, bütün yurtta enerji tasarrufu ile ilgili toplantı ve açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda enerji tasarrufunu işleyen programlar yayınlanır. Okullarımızda enerjide tutumlu olmanın önemi anlatılır. Alınması gereken önlemler belirtilir. Öğrenciler arasında enerji tutumu ile ilgili afiş, karikatür, resim ve kompozisyon yarışmaları düzenlenir. Bu yarışmalarda derece alanlara ödülleri dağıtılır. Bu çalışmaların amacı, enerjinin iyi kullanımını sağlamaktır.
Günümüzde enerjinin önemi gittikçe artıyor. Enerji iş görebilme, iş yapabilme gücüdür. İki tür enerji vardır. Durum enerjisi ve Hareket Enerjisi. Durum enerjisi cisimlerin durumu nedeniyle sahip olduğu enerjidir. Cismin hareketi sırasında oluşan enerjiye de hareket enerjisi denir.
Evde, işyerinde, toplum yaşamının her alanında makineler kullanılır. Makineler insanların işlerini kolaylaştırır. Az emekle kısa sürede büyük işler görülmesini sağlar.
Evimizdeki buzdolabı, elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi annemizin işlerini kolaylaştırır. Traktör çiftçilerin az zamanda çok iş yapmalarını sağlar. Kullandığımız araç ve gereçlerin, giyeceklerimizin çoğu fabrikalarda, makinelerle üretilir. Bütün makineler enerji ile çalışır. Makinelerden düzenli ve sürekli olarak yararlanabilmek için enerjiyi tutumlu kullanmak zorundayız.
Başlıca enerji kaynaklarımız; elektrik, su, güneş, kömür ve petroldür. Bu enerji kaynaklarından elektriği kendimiz üretiyoruz. Güneş ışığından ve sularımızdan doğal enerji olarak yararlanıyoruz.
Yalnız petrol ülkemizde yeterince çıkmadığı için petrolün yarısını dışarıdan alıyoruz. Son yıllarda kömür rezervlerimizin azalması sebebi ile onu da dışarıdan ithal etmeye başladık. Bütün bu enerji alımları, ekonomimiz için ağır bir yüktür. Dış satım gelirimizin büyük bir bölümü petrol alımına harcanıyor. Ulusal ekonomimizin düzelmesi için enerjiyi tutumlu kullanmak zorundayız. Enerjinin yetersizliği, üretimin düşmesini, yurt ekonomisini ve günlük yaşantımızı etkilemektedir.
Enerjide tutum, sınırlı enerji kaynağının en verimli biçimde kullanımıdır. Gereksiz enerji tüketiminin ve kayıplarının azaltılmasıdır. Enerjide tutum aynı işi daha az enerji ile yapmaktır. Enerji Tutum Haftası içinde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Evimizde boşa yanan lambaları söndürmeyi unutmayalım. Bozuk musluklarımızı onaralım. Suyumuzun boşa akmasını önleyelim, izlemediğimiz program süresince televizyonu ve radyoyu kapatalım. Kışın pencere yalıtımlarına daha çok özen gösterelim. Enerji tasarrufu konusunda öğrendiklerimizi, dinlediklerimizi ömür boyu uygulayalım.
UZUN MEHMET
Aşağıda, Uzun Mehmet’in enerji kaynaklarımızdan maden kömürünü buluşunu okuyacaksınız.

Maden kömürü, maden kömürü, derler. Nedir bu maden kömürü ? kara bir taş. Evet kara bir taş.
Fakat bu kara taş, bir memlekete yiyecek kadar gerekli. Buğday kadar, et kadar gerekli. Maden kömürü ile tren işler, vapur işler, fabrika işler.
Bundan uzun yıllar önce Türkiye’de maden kömürü var mı yok mu bunu bilen yoktu. Bizde maden kömürünü ilk defa Uzun Mehmet adında bir genç buldu. Böylece memlekete büyük hizmet etti.
Uzun Mehmet bir köylü çocuğuydu. Zonguldak’ta bir köyde doğdu. Büyüdü, asker oldu. İstanbul’a gitti. Orada deniz eri olarak askerlik yaptı. Maden kömürünü ilk defa askerlikte gördü. Onun memlekete ne kadar gerekli bir şey olduğunu askerlikte öğrendi.
Günler geçti. Askerlik bitti. Son gün erler toplandılar. Uzun Mehmet de onların içindeydi. Bölük komutanı geldi. Elinde bir parça maden kömürü vardı. Dedi ki:
― Arkadaşlar, bunun maden kömürü olduğunu öğrendiniz. Şimdi biz bunu para ile alıyoruz. Türkiye’de maden kömürü var mı yok mu bilen yok. Varsa bulmak lazım. Onu bulmak memlekete çok büyük bir hizmet olacak. Gittiğiniz köyde, dağda, derede, her yerde bu kömürü arayın arkadaşlar.
Bölük komutanı her ere bir parça maden kömürü verdi. uzun Mehmet de bir parça aldı, torbasına koydu, yola çıktı. Birkaç gün sonra köye vardı.
Uzun Mehmet, köyde nereye gitse maden kömürü parçasını da yanına alıyordu. Her yerde maden kömürü arıyordu.
Bir sabah, erkenden evden çıktı. Bütün gün yürüdü. Akşam üzeri bir uçurumun önüne geldi. Burası tam bir maden kömürü yatağı idi.
Uzun Mehmet :
― Buldum işte ! Şimdi buldum ! diye sevindi.
Hemen işe başladı. Kömürü kazdı, ondan bir çuval aldı, eve götürdü. Birkaç parça aldı, ocağa attı. Bunlar maden kömürüydü. Hem de iyi cins maden kömürü. Çok güzel yanıyordu.
Birkaç gün sonra Uzun Mehmet İstanbul’a gitti. Orada komutanını buldu. Ona bulduğu kömürü gösterdi. Bölük komutanı kömürü aldı, baktı:
― Evet bu maden kömürü. Hem de iyi cins maden kömürü. Aferin Mehmet. Bunu nereden buldun, dedi.
Mehmet :
― Zonguldak’ta diye cevap verdi.
O gün bölük komutanı :”Uzun Mehmet Zonguldak’ta maden kömürü buldu” diye hükümete haber verdi. hükümet Uzun Mehmet’e aylık bağladı.
Bir gün geldi, herkes gibi Uzun Mehmet de öldü. Fakat “Uzun Mehmet” adı kaldı. Hiç unutulmadı.
GÜZEL SÖZLER :
Enerji savurganlığı bütçemizi eritir.
En ucuz enerji, tasarruf edilen enerjidir.
Yaya gidilecek yere otomobille gitmeyelim.
Üretimde süreklilik, enerjide tutumla olur.
Enerji daha güçlü atılımlar için birikimdir.
Damlaya damlaya göl olur.
Gereksiz harcanan enerji, kaybedilen emektir.